Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/23235 E. 2025/6310 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/23235
Karar No
2025/6310
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/699 E., 2023/7 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 2 yıl hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 18.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/11712 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/118446 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/118446 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1-Sanığın daha evvel 02/02/2016 tarihinde işlemiş olduğu uyuşturucu madde ticareti suçundan İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2016 tarihli, 2016/102 esas, 2016/333 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verilmesini müteakip, yapılan istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24/09/2019 tarihli ve 2017/1095 esas, 2019/1427 sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçun kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak olduğu gerekçesiyle anılan mahkeme kararının kaldırılarak, sanığın mahkumiyeti ile 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi delaletiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve 02/10/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında yer alan "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklamalar karşısında, Sanığın 22/08/2020 tarihinde inceleme konusu aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve denetim süresi içinde 07/09/2021 tarihinde tekrar aynı neviden suç işlemesi nedeniyle açılan kamu davası sonunda İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/01/2023 tarihli kararı ile 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği, incelemeye konu 22/08/2020 ve 07/09/2021 tarihli eylemlerin daha önce İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24/09/2019 tarihli, 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. Kabule göre de; 2-Mahkemesince işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel ceza belirlendikten sonra, belirlenen cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği cihetle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesindeki takdiri indirim hükmünün uygulanmasının mümkün olup olmadığının gerekçeli kararda tartışılmamasında,isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 22.08.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2020 tarihli ve 2020/87545 Soruşturma, 2020/5225 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 07.09.2021 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2022 tarihli ve 2020/87545 Soruşturma, 2022/40261 Esas, 2022/29570 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.01.2023 tarihli ve 2022/699 Esas, 2023/7 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 2 yıl hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, D. Dosya arasında bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2017/1095 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 02.02.2016 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2016 tarihli ve 2016/10678 Soruşturma, 2016/7026 Esas, 2016/445 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli, 2016/102 Esas, 2016/333 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet kararının, istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı ile sanığın üzerine atılı suçun kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçu olduğu kanaatiyle kaldırılarak, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2017/1095 Esas, 2019/1427 Karar sayılı kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 02.10.2019 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki ve 191/9. maddesinde yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun'un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda, sanık hakkında daha önceden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2017/1095 Esas, 2019/1427 Karar sayılı kararı ile, sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 02.10.2019 tarihinde kesinleştiği, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Cumhuriyet Savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 22.08.2020 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde aynı nev'i suçtan işlenen ilk suç olması nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun'a aykırı olduğundan; Sanığın 22.08.2020 tarihli eylemini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 02.10.2019 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşme" kararı verilip açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2017/1095 Esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulması ve inceleme konusu dosya kapsamında ihlâl sayılan ve soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayan 07.09.2021 tarihli eylemin müstakil bir suç haline geldiği dikkate alınarak bu eylem yönünden gereğinin yapılması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. F. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2023 tarihli ve 2022/699 Esas, 2023/7 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "22.08.2020 tarihli eylem yönünden sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2017/1095 Esas, 2019/1427 Karar sayılı dava dosyasına ihbarda bulunulmasına, şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/23235, K. 2025/6310, T. 10.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-23235-e-2025-6310-k-13d930688ab6