Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/23165 E. 2025/6308 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/23165
Karar No
2025/6308
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/452 E., 2019/56 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Düşme KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 06.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 31.10.2023 tarihli ve 2022/19829 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116579 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116579 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 8. fıkrasının "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklinde olduğu, anılan düzenlemeye göre 188 veya 190. maddelerde tanımlanan suçlardan yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verileceğinin belirtildiği, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/01/2020 tarihli ve 2019/3194 esas, 2020/480 karar sayılı ilamında "...Dolayısıyla sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden...C) Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle; a) 6545 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde değilse, ayrıca önceki suçtan mahkûmiyet kararı veya erteleme süresinin olumlu geçirilmesi nedeniyle 6545 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 191. maddesinin 7. fıkrası uyarınca ''kovuşturmaya yer olmadığı'' kararı verilmişse;...Bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suç olacağından yargılamaya devam edilerek, suç tarihi itibarıyla, 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması," şeklindeki açıklamaya yer verildiği, Dosya kapsamına göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, sanığın inceleme konusu 24/07/2018 tarihli eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu ve daha önce Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 31/01/2017 tarihli ve 2017/1647 soruşturma, 2017/90 sayılı kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali kapsamında bulunduğundan bahisle, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/02/2019 tarihli ve 2018/452 esas, 2019/56 sayılı kararıyla kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmakta ise de, Sanığın evvelce 08/10/2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı yapılan soruşturma evresi sonunda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 31/01/2017 tarihli ve 2017/1647 soruşturma, 2017/90 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesini müteakip, erteleme süresi zarfında yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonunda, Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/10/2018 tarihli ve 2017/914 esas, 2018/1006 sayılı kararıyla sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeden 18/10/2018 tarihinde kesinleştiği, beraat kararıyla birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının da hukuki geçerliliği kalmadığından inceleme konusu 24/07/2018 tarihli eylemin, sanık hakkında verilen erteleme kararının ihlali niteliğinde bulunmadığı cihetle, sanığın mahkûmiyeti ile hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 24.07.2018 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2018 tarihli ve 2018/104813 Soruşturma, 2018/33860 Esas, 2018/4956 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.02.2019 tarihli ve 2018/452 Esas, 2019/56 Karar sayılı kararı ile, yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu ancak sanık hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 24.07.2018 tarihli eylemin 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ihlâl nedeni sayılması nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, C. Dosya arasında bulunan dayanak Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/914 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Şüpheli hakkında, 08.10.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2017 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, şüphelinin kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine ihlâl edildiğinden bahisle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2017 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2018 tarihli ve 2017/914 Esas, 2018/1006 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiği, beraat kararının istinaf edilmeksizin 18.10.2018 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191/2-3. maddesi uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararı takiben, 5237 sayılı TCK’nın 191/4. maddesinde yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılmasından sonra, şüphelinin yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden ikinci suç nedeniyle doğrudan kamu davası açılacağı tartışmasızdır. Ancak; dayanak dosyada, erteleme kararının kaldırılarak açılan kamu davasında sanığın beraatına karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi halinde, beraata konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı hukuki geçerliliğini yitirecek ve sonraki suça ilişkin olarak 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine engel olmayacak, bu nedenle "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı verilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere "durma kararı" verilmesi gerekecektir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2-3 maddeleri doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği Dairemizin yerleşik içtihatlarınca kabul edilmektedir. Somut olayda; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 24.07.2018 tarihli eylemin 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ihlâl nedeni sayılması nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verilmiş ise de; sanık hakkında daha önceden 08.10.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 31.07.2017 tarihli kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâl edildiğinden bahisle 15.11.2017 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2018 tarihli ve 2017/914 Esas, 2018/1006 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatına karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, düşme kararının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle sanığın mahkûmiyeti ile hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden düşme kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/452 Esas, 2019/56 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/23165, K. 2025/6308, T. 10.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-23165-e-2025-6308-k-4a8193ade1cc