Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/12723 E. 2023/8610 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/12723
- Karar No
- 2023/8610
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2015 tarihli ve 2015/19 Esas, 2015/62 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. B. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2015 tarihli ve 2015/19 Esas, 2015/62 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.09.2022 tarihli 2020/10327 Esas, 2022/9265 Karar sayılı kararı ile; "25/03/2015 tarihli hükme yönelik gerekçeli kararın tebliğ tarihinde sanığın Ankara L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğunun, dolayısıyla sanığın MERNİS adresinde yapılan tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın 20/07/2015 tarihli eski hale getirme talebi ile temyiz isteğinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Tebliğnamenin 1 nolu bendinde duruşma için sanığa gönderilen davetiyenin “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunabileceği” uyarısı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak sanığa tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden bozma talep edilmiş ise de, meşruhatlı davetiyenin 15/01/2015 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin görülmesi nedeniyle bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. 1) Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi, b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2) Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2014 tarih ve 2014/30 esas 2015/254 sayılı kararı ile sanık hakkında verilen 1yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması karşısında, hüküm açıklanırken, 5271 sayılı CMK’nın 231/7. maddesinde yer alan “Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” şeklindeki düzenlemeye aykırı bir şekilde, bahse konu hapis cezası 10 ay olarak belirlenip, TCK'nın 50. maddesi kapsamında 6000 TL adli para cezasına çevrilerek mahkûmiyet hükmünün kurulmuş olması, 3) Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği” belirtilmeyerek TCK’nın 52/4. maddesinin son cümlesine aykırı davranılması, 4) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK'nın "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozma sonrası yapılan yargılama ile Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli ve 2022/165 Esas, 2023/139 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; usûl ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık 13.04.2023 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR "Yargılamamıza konu olayın araştırmayı gerektirmesi ve maddi gerçeğe ulaşılması noktasında duruşma açılarak sanığın yüz yüze dinlenmesinin gereklilik arz ettiği kanaatine varılarak basit yargılama usulünün uygulamasına yer olmadığına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dosyamız dışı sanıkların fotoğrafından teşhis ederek uyuşturucu madde satın aldıklarını beyan ettikleri dosyamız dışı sanık Ali Batun'un yakalanması amacıyla Ankara, Altındağ İlçesi Feridun Çelik mah. 1685. sokak no:50 sayılı yerde bulunan ikametgaha 05.11.2013 günü arama yapılmak için gidildiğinde ikametin bahçesinde bulunan dosyamız dışı sanık Dudu Batun'un hızla ikametgah içine yönelerek evin giriş kısmından siyah bir poşeti alarak tuvalete koşmuş, tuvalet penceresinden poşeti fırlatmıştır. Ancak poşet duvara çarparak tuvalet taşının üzerine düştüğünden arama yapan görevliler tarafından alınan siyah poşet içerisinden muhtelif renk ve şekilde 36 adet hap ve daralı ağırlığı 35 gr. kenevir bitkisi kırıntıları ele geçirilmiştir. Sanık Dudu Batun, sanık ...'ın eşi, sanık Ali'nin ise kaynının oğlu olduğunu ve aynı gecekonduda yaşadıklarını, evin yarısını böldükleri için Ali ve eşinin gecekondunun diğer yarısında yaşadıklarını beyanla eşi Orhan'ın uyuşturucu madde kullandığını, bu nedenle evlerinde zaman zaman uyuşturucu madde bulunduğunu belirtmiştir. Ankara ATK Kimya İhtisas Dairesi'nin 20.12.2013 tarihli raporunda; dosyamız dışı sanık Dudu Batun ve sanık ...'un evinde ele geçirilen 26.9 gr. maddenin kenevir bitkisi olduğu, 36 adet tabletin MDMA, mCPP, parasetamol ve kafein etken maddelerini içerdikleri, MDMA ve mCPP'nin 2313 sayılı yasa kapsamında yer alan maddelerden olduğu belirtilmiştir. 05.11.2013 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgili olarak dosya dışı sanık Dudu Batun ve sanık ... haklarında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan cezalandırılmaları istemi ile açılan kamu davasında; ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı ve nev'i, diğer sanık Dudu'nun, eşi olan sanık ...'ın uyuşturucu madde kullandığına dair beyanı, sanık ...'ın da uyuşturucu madde kullandığına dair beyanları dikkate alınarak sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarının az olması, bu uyuşturucu maddenin ticaretinin yapıldığına dair dosyada delil olmaması, sanık ...'ın uyuşturucu madde kullandığına dair anlatımlar dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında; sanık ...'ın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediğinin" anlaşıldığı gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Bozmaya uyulduğu halde, Dairemizin 19.09.2022 tarihli 2020/10327 Esas, 2022/9265 Karar sayılı ilamının (2) numaralı bozma gerekçesinin gereğinin yerine getirilmediği görülmekle; Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2014 tarih ve 2014/30 Esas, 2015/254 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen 1 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması karşısında, hüküm açıklanırken, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” şeklindeki düzenlemeye aykırı bir şekilde, bahse konu hapis cezası 10 ay olarak belirlenip, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi kapsamında 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilerek mahkûmiyet hükmünün kurulmuş olması, Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli ve 2022/165 Esas, 2023/139 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde karar verildi