Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/22008 E. 2023/6129 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/22008
- Karar No
- 2023/6129
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/141 E., 2016/433 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci fıkraları, 53 üncü maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.04.2013 tarihli ve 2012/848 Esas, 2013/465 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 03.05.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. 3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve 2013/815 Esas, 2013/1309 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5728 sayılı Kanun'la değişik 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 28.01.2014 tarihinde kesinleşmiştir. 4. Sanığın denetim süresi içinde 18.08.2014 tarihinde işlediği suçtan Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 08.09.2015 tarihli ve 2014/733 Esas, 2015/448 Karar sayılı mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2016/141 Esas, 2016/433 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; Sanık 01.06.2016 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜNE GÖRE) Sanığın suç tarihinde saat 15.30 sıralarında ...., mahallesi .... hanı içinde bulunduğu bir sırada polisin şüphelenerek yaptığı aramada suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarından alınan 06.12.2012 tarih ve DYB-KİM-12-6959 sayılı ekspertiz raporuna göre; sanıktan ele geçirilen maddenin uyuşturucu maddelerden THC (Tetrahydrocannabinol) ihtiva eden ve esrar elde etmeye elverişli hint keneviri bitkisi olduğunun bildirildiği sanığın uyuşturucu kullandığını ve suça konu esrarı kullanmak amacıyla bulundurduğunu ikrar ettiği ve üzerine atılı uyuşturucu kullanmak suçunu işlediği; sanığın samimi ikrarı, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarından alınan 06.12.2012 tarih ve DYB-KİM-12-6959 sayılı ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılarak kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği gerekçesiyle ve hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. UYAP kayıtlarına göre, karar tarihinde başka suçtan Şanlıurfa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu anlaşılan sanığın alınan savunmasında duruşmadan vareste tutulmak istediğine dair bir talebi bulunmadığı halde, sanığın hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, 2. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2016/141 Esas, 2016/433 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde karar verildi.