Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/4355 E. 2024/33 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4355
Karar No
2024/33
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/119 E., 2016/359 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü. I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2010 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Gaziantep 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 23.12.2010 tarihli ve 2010/269 Esas, 2010/882 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 10.05.2011 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. C. Sanığın 10.02.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeni ile Gaziantep 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/119 Esas, 2016/359 Karar sayılı kararının ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Gaziantep 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/119 Esas, 2016/359 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; temyiz etmek istediğine ilişkindir III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre) Olay günü görevli polis memurlarınca sanığın durdurularak şüphe üzerinde üst araması yaptıkları, arama sırasında sanığın montunun sol iç cebinde kağıda sarılı vaziyette esrar ele geçirildiği, ön inceleme raporuna göre renk, koku ve görünüm itibarıyla uyuşturucu maddelerden gonca esrar tabir edilen madde olduğunun belirlendiği, böylece sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında öncelikle yapılan yargılamada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın 10.02.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin ihbarı ile hüküm açıklanarak mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya içeriğine göre; olay tarihinde olay yerinde kolluk görevlilerince durumundan şüphelenilen sanığın kabaca yapılan üst aramasında, montunun sol iç cebinden suça konu esrarın ele geçirildiği, ele geçirilen kullanma sınırındaki suç konusu uyuşturucu maddeyi, savunmasının aksine, satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin başka delil bulunmadığı anlaşılmakla, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı ile ele geçiriliş şekli dikkate alındığında; sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturup oluşturmadığının, buna bağlı olarak delillerin tartışılması ve hukukî durumunun belirlenmesi görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğuna yönelik tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; A. Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü öngörülmüştür. 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde tanımlanan "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçu nedeniyle 28.06.2014 tarihinden önce açılmış ve derdest olan davalarda kovuşturma aşamasında, hakkında daha önce müstakil şekilde doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, suçu sabit görüldüğü takdirde, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi zorunlu olup, sanığın önceki hükümlülükleri bu geçici maddenin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğinden, bu suç nedeniyle mahkûmiyete bağlı olmaksızın doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 191 inci madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, B. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/119 Esas, 2016/359 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/4355, K. 2024/33, T. 08.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2021-4355-e-2024-33-k-7a2fe6cef193