Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/4371 E. 2024/34 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4371
Karar No
2024/34
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/315 E., 2016/453 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü. I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2013 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Temyiz dışı sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan iddianame düzenlendiğinden Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan davada sanık hakkında Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2013 tarih, 2013/26 Esas, 2013/14 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. B. Yalova 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.11.2013 tarihli ve 2013/136 Esas, 2013/1015 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir. Karar 10.12.2013 tarihinde kesinleşmiştir. C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılamada Yalova 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 20.03.2014 tarihli ve 2014/123 Esas, 2014/216 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 15.04.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. D. Sanığın 23.04.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeni ile Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarih, 2014/314 Esas, 2016/308 Karar sayılı kararının ihbarı ile yapılan yargılama sonucunda, Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2016/315 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; temyiz etmek istediğine ilişkindir III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre) Olay tarihinde temyiz dışı sanık ...'ın kendisinden şüphelenilmesi üzerine emniyet güçlerinin yanına geldikleri ve ...'dan içmek için aldığını beyan ettiği esrarı polislere teslim ettiği, ...'ın ifadesinin alınması için yapılan çalışmalarda polislerin sanık ile ...'ı yakaladıkları, sanığın üzerinde ...'in olduğunu iddia ettiği esrarın çıktığı daha sonra ...'in evinde yapılan aramada esrar ele geçirildiği, dosyada mevcut ekspertiz raporu ile sanıklardan ele geçen maddelerin hint keneviri bitki kırıntılarının olduğunun anlaşıldığı, ...'in uyuşturucu madde ticareti yapmak ve vermek, diğer sanıklar ... ve ...'nun uyuşturucu madde kullanmak suçlarından cezalandırılmaları istemi ile Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/26 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2013 tarih 2013/26 Esas ve 2013/14 Karar sayılı ilamı ile sanıklar ... ve ... açısından görevsizlik kararı verdiği, sanık ...'nun savunmasında suçu kabul ettiğini, suç tarihinde uyuşturucu kullandığını kabul ettiğini, 2-3 yıl önce başladığını, tedaviye ihtiyacının olmadığını ancak mahkeme tedavi kararı verirse uymaya hazır olduğunu ifade ettiği, bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği anlaşılmakla sanık hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile yapılan yargılamada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın 23.04.2014 tarihli mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal ve hırsızlık suçlarının ihbarı ile hüküm açıklanarak mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV.GEREKÇE 20.10.2012 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı ve dosya içeriğine göre; olay tarihinde kolluk görevlilerince temyiz dışı sanık ...'dan şüphelenilip yanına gidilerek esrar ele geçirildikten sonra, bu sanığın bu maddeyi hakkında ağır ceza mahkemesine uyuşturucu madde ticareti suçundan dava açılan sanık ...'dan içmek için aldığını bildirdiği, bunun üzerine yapılan araştırmada sanık ...'in, sanık ... ile birlikte bulunduğu yerde yakalandıkları, Kadir'in üzerinde bulunan suça konu montunun sağ cebinden 3 gram, sol cebinden 5 gram pantolonunun arka cebinden 0.5 gram esrar maddeleri çıkartıp görevlilere teslim ettiği, ele geçirilen kullanma sınırındaki suç konusu uyuşturucu maddeyi, savunmasının aksine, satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin başka delil bulunmadığı anlaşılmakla, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı ile ele geçiriliş şekli dikkate alındığında; sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturup oluşturmadığının, buna bağlı olarak delillerin tartışılması ve hukukî durumunun belirlenmesi görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğuna yönelik tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; A. Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 inci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 inci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, b. Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, B. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2016/315 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/4371, K. 2024/34, T. 08.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2021-4371-e-2024-34-k-6b706e7a5f1c