Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/12189 E. 2023/3382 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2021/12189
Karar No
2023/3382
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/68 E., 2016/71 K. SUÇLAR : 1. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma 2. Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca, 21.04.2015 tarihli karar ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. C. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. D. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci, üçüncü fıkraları ve 54 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Uyuşturucu madde ticareti suçunun unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, 2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 3. Lehe hükümlerin uygulanmadığına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın 21.11.2014 tarihinde uyuşturucu madde kullandığı, kanında uyuşturucu maddeye rastlandığı, Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2014 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde 12.04.2015 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle hakkında verilen denetimli serbestlik kararını ihlal ettiği, sanığın aynı tarihte hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yapılan tanık ...'e uyuşturucu madde temin ettiği, sanık ile tanık arasındaki facebook yazışmaları, sanığın ikrarı, tanığın aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanları dikkate alındığında, sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ve uyuşturucu madde ticareti suçlarını işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. B. Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Olay tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada, tanık ...'de ele geçen uyuşturucu maddeyi kendisinin verdiğini beyan ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/12189, K. 2023/3382, T. 12.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2021-12189-e-2023-3382-k-c4a69965aab7