Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3729 E. 2026/5008 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3729
- Karar No
- 2026/5008
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/292 E., 2026/662 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/462 E., 2023/393 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; mirasbırakan babası ...’in kayden maliki olduğu 289 52... (eski 2) parsel sayılı taşınmazdaki payını davalı gelinlerine muvazaalı olarak temlik ettiğini, murisin mal kaçırmak için bağış amacıyla devri yaptığını, ölmeden davalı ... ve ailesi ile birlikte yaşadığını, emekli maaşı olan murisin adına kayıtlı taşınmazları olduğunu, paraya ihtiyacı olmadığını, davalıların ev hanımı olduklarını, taşınmaz alacak ekonomik güçleri olmadığını, bedeller arasında fark bulunduğunu ileri sürerek (2), (18) ve (23) numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile tesciline karar verilmesini istemiş, davacı vekili 25.06.2021 tarihli dilekçesi ile taleplerinin müvekkilinin miras payı oranında olduğunu bildirmiştir.
Davalılar vekili; eşlerinin murisin oğulları olduğunu, murisin ailesi ile birlikte ekonomik olarak zorlu şartlar altında yaşadığını, eşlerinin küçük yaştan itibaren çalıştıklarını, dava konusu taşınmazda bulunan evin çok eski ve kötü durumda olduğunu, eşlerinin evi yeniden yaptıklarını, murisin oğlu ...’ın kazandığı paranın neredeyse tamamını bu evin inşasına verdiğini, murisin çocuklarının yanından ayrılmasını istemediğini, eve eklentiler yaparak birlikte yaşamalarını istediğini, murisin oğullarının da yeni ev almak yerine eve eklentiler yaptıklarını, kentsel dönüşüm ve imar uygulaması olduğunu, taşınmazın büyük bir kısmının yola isabet ettiğini ve küçüldüğünü, evin kamulaştırılan kısmına 65.000,00 TL verildiğini, bu para ile yeni ev alınmasının mümkün olmadığını, ev yıkılacağı için evin terk edilmesi gerektiğini, tüm aile toplanıp murisin mevcut parası ile birleştirmek ve hak gözetmek suretiyle murisin oğullarının da eklemesi ile 2 daire satın alındığını, bu dairelerin ½'şer olarak kayıt edildiğini, murisin ve eşinin hastalıkları nedeniyle de ekonomik sıkıntılar yaşandığını, dava konusu arsanın kalan payını tüm şartlarını zorlayarak ve borçlanarak muristen satın aldıklarını, tüm altınlarını verdikleri ve mehirlerini istemedikleri için eşlerinin taşınmazı adlarına tescil ettirdiğini, mal kaçırma kastı olması halinde sonradan alınan evlerin ½'şer oranda tescil edilmeyeceğini, semenin para olması gerekmediğini, murise ve eşine hep kendilerinin baktığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2024 tarihli ve 2024/185 Esas, 2024/578 Karar sayılı kararı ile; murisinin devredilen taşınmaz dışında başka taşınmazlarının bulunduğu, davacıyı miras hakkından yoksun bırakmak kastıyla hareket etmediği, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça murisin, mirasçı davacıdan mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgunun ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin mal kaçırma kastıyla hareket ettiği ve temlikin muvazaalı olduğu, bir an için davalı ... ve eşinin muris ile aynı çatı altında yaşayarak murisin bakımını gerçekleştirdiği ve murisin minnet duygusuyla taşınmazı temlik ettiği düşünülebilirse de murisin aynı akitte bakımı ile ilgilenmeyen davalı ...’e de temlik yapması ve bu temlikin muvazaalı olması nedeniyle iradenin bölünmezliği kuralı gereği davalı ...’a yapılan temlikin de muvazaalı olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.11.2025 tarihli ve 2024/3077 Esas, 2025/5354 Karar sayılı kararı ile; davacının temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6. maddeleri uyarınca ispat edemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispat yükü kendisinde olan davacının temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığını usulünce ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen kararın bozma ilâmına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 18.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.