Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2792 E. 2026/4111 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2792
Karar No
2026/4111
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1845 E., 2025/1710 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/433 E., 2023/68 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, hata ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili; muris ...'ın 3 65... parsel sayılı taşınmazdaki toplam payının 35/192 olduğunu, murisin 04.07.2015 tarihinde ölümünden sonra murisin ilk eşinden olan çocuklarından ...’ın davacı ... ile yaptığı görüşmede murisin 27.01.2012 tarihinde satın aldığı ve 138,70 metrekareye isabet eden payın satılmasını istediğini, murisin ilk eşinden olan çocuklarından ... ve eşi davalı ...'ün de anılan kısmı satın almak istediklerini bildirdiklerini, davacıların da söz konusu payın satışına onay verdiklerini, kararlaştırılan bedellerin ödendiğini ve 20.12.2016 tarihinde devir işleminin yapıldığını ancak hatalı olarak taşınmazdaki muristen intikal eden tüm payın temlik edildiğini, dava konusu taşınmazda murisin farklı zamanlarda satın aldığı payların re'sen tevhid işlemine tabi tutulduğunu, bu nedenle iradelerinin fesada uğradığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın 35/192 payının tapu kaydının iptali ile muris ... adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, iddianın doğru olmadığını, taraflar arasındaki anlaşmanın dava konusu taşınmazdaki murise ait tüm payı kapsar şekilde yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların hata, hile hukuki nedenine dayalı olarak terekeye iade talepli dava açtıkları, çekişmeli taşınmazın ise dava tarihinde mirasçı olmayan davalı adına kayıtlı olduğu, davacılar dışında murisin başkaca mirasçısının da bulunduğu ve mirasçılardan ... ve ... tarafından davaya muvafakat edilmediğine dair beyanda bulunulduğu, aşamada davacıların taleplerini miras paylarına hasrettiği ancak taşınmazdaki payın elbirliği mülkiyetine tabi iken davalıya devredildiği ve davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’ın 04.07.2015 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı eşi ... ile davacı kızı ... ve dava dışı çocukları ..., ..., ... ve...’nin kaldığı, davalının mirasçı ...’nin eşi olduğu, murisin dava konusu taşınmazda maliki olduğu 35/1 92... .12.2016 tarihinde mirasçılara veraseten intikal ettiği ve tüm mirasçıların elbirliği mülkiyetine tabi çekişme konusu payı 20.12.2016 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettikleri anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, miras ortaklığını düzenleyen TMK'nın 640.maddesinde; "Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır." hükmü düzenlenmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, terekeye dahil bir taşınmaz hakkında bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilirse de, 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp haklarının terekenin tamamını kapsadığı, TMK'nın 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiği açıktır. Mirasçılardan birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesine olanak yoktur. Esasen, bu husus İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulündedir.

Ne var ki, eldeki dava tüm mirasçılar adına açılmış olup 02.06.2022 tarihli celsede murisin veraset ilamı uyarınca davada taraf olmayan mirasçılara davaya muvafakatlarının olup olmadığını bildirmeleri için meşruhatlı davetiye çıkartılmasına karar verilmiş, anılan mirasçılar ise davaya muvafakatleri olmadığını bildirmişlerdir. Bu aşamadan sonra yapılması gereken, TMK'nın 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması için dava açmak üzere davacı tarafa süre verilmesi ve davaya atanacak temsilci huzuruyla devam edilmesinden ibarettir.

Hal böyle olunca; TMK'nın 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması için dava açmak üzere davacı tarafa süre verilmesi ve atanacak temsilci huzuruyla davaya devam edilmesi gerekirken anılan prosedür tamamlanmadan ve davacıların taleplerini miras paylarına hasrettiklerinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/2792, K. 2026/4111, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-2792-e-2026-4111-k-beec80143d81