Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4140 E. 2026/3068 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4140
Karar No
2026/3068
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1287 E., 2025/1797 K. ASIL DAVADA BİRLEŞTİRİLEN DAVADA ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ: Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/232 E., 2024/561 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine ve kadastro öncesi nedene dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Asıl davada davacılar vekili; muris ...'ın 02.02.2023 tarihinde öldüğünü, murisin üzerinde iki katlı ev bulunan 1 22... parseli ...'a, bu kişinin de 05.08.2015 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile oğlu olan davalı ...'a temlik ettiğini, murisin 17.03.2009 tarihinde 1 26... parseli oğlu olan davalı ...'a satış suretiyle devrettiğini, ayrıca 17.12.2013 tarihinde kesinleşen kadastro tespiti sonucunda 1 27... parselin dava dışı ... adına tespit edildiğini, bu kişinin de taşınmazı 05.08.2015 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı ...'a temlik ettiğini, 1 27... , 26, 28, 37 parsellerin de davalı ... adına tespit edildiğini, murisin 1 22... parsel ve 1 26... parsel sayılı taşınmazları devrettiği tarihte taşınmazların tapusuz olduğunu, 2013 yılında yapılan kadastro tespitleri sırasında bu taşınmazların erkek çocukları adına tespit edildiğini, murisin ölümüne kadar oğlu ...ile birlikte yaşadığını, murisin dava konusu taşınmazları satmasını gerektirir haklı bir nedeninin bulunmadığını, devir tarihinde herhangi bir parasal ihtiyacının da olmadığını ileri sürerek; 1 22... ve 1 26... parseller ile 1 27... , 26, 28... parsellerin tapu kayıtlarının davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davacı vekili; kadastro işlemleri öncesinde tapusu olmayan taşınmazların gerçekte muris ...'ın kullanımında ve zilyetliğindeki taşınmazlar olup 17.12.2013 tarihinde kesinleşen kadastro işleminde hatalı olarak murisin mirasçılarından ...ve ... adına tespit edildiğini, murisin taşınmazlarını satmasını gerektirir bir durum olmadığını temliklerin mal kaçırmak amaçlı yapıldığını ileri sürerek asıl davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...; murisin taşınmazlarını çocukları arasında rızaen taksim ettiğini, buna göre kendisinin kız kardeşi olan... ...nın taşınmazlardaki payını satın alacağını, kardeşi ......'ın kız kardeşi ...'in payını satın alacağını, kardeşi ...'ın ise kız kardeşi ... ...in payını satın alacağını, bu şekilde aralarında anlaştıklarını, bu anlaşmaya göre kız kardeşi olan... ...dan taşınmazdaki payını satın aldığını, parasını kendisine oğlu... yanında iken verdiğini, ......'ın kardeşi ...'ten payını satın almadığını, diğer kardeşi ...'ın taşınmazını daha sonra oğlu olan davalı ...'a verdiğini, anlaşma gereği kız kardeşi olan ... ...den payını satın almadan önce ... ...in öldüğünü, ... ...in çocukları olan davacılar ile ...'ın anlaşamadıklarını, davacıların annesi olan ... ...in kendisinde hiçbir hakkının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; murisi çocukları ... ve ...dışında diğer çocuklarının arayıp sormadığını, bakımını üstlenmediklerini, murise köyde aynı konutta ikamet etmek suretiyle babası ..... ile annesi ......'ın bakmış olduğunu, zamanaşımı süresinin geçtiğini, diğer mirasçıların bir itirazı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen davada davalılar vekili; dava dışı ...ve ...'in murisin tedavi giderleri, bakım ve iaşesiyle ölünceye kadar ilgilendiklerini, temlikin minnet duygusuyla yapıldığını, davalıların iyi niyetli olduklarını, taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1 22... ve 126 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu, murisin davaya konu taşınmazları iki oğlu arasında paylaştırdığı, yapılan satış ve tespit işlemlerinin bu paylaşım doğrultusunda olduğu, muris ...tarafından davalılara satış ve tespit olarak gösterilen işlemin tüm dosya kapsamına göre bağış niteliğini taşıdığı, bu sebeple muris ile davalı erkek çocukları arasında gerçekleştirilen işlemin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığı, kadastro tespitlerinde aranan zilyetlik şartının ise muris ...üzerinde gerçekleştiği, tespite kadar ve tespitten sonra da murisin taşınmazlardaki zilyetliğini devam ettirdiği gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; muris ...’ın 02.02.2023 tarihinde öldüğü, geride çocukları..., ..., ..., davacı ..., davalı ... ve 2014 yılında ölen kızı ...’den olma torunları olan asıl davada davacıların mirasçı olarak kaldığı, davalı ...’ın dava dışı mirasçı...ın oğlu olduğu, murisin 17.03.2009 tarihinde satış suretiyle dava konusu 1 26... parsel sayılı taşınmazı davalı ...’e, dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazı dava dışı...a devrettiği,...ın 1 22... parsel sayılı taşınmazı 05.08.2015 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile oğlu olan davalı ...’a temlik ettiği, dava konusu 1 27... , 26, 28... parsel sayılı fındık bahçesi vasıflı taşınmazların senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davalı ... adına; 1 27... parsel sayılı fındık bahçesi vasıflı taşınmazın da senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile dava dışı ... adına tespit edildiği, kadastro tespitlerinin 17.12.2013 tarihinde kesinleştiği,...ın 1 27... parsel sayılı taşınmazı 05.08.2015 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile oğlu olan davalı ...’a temlik ettiği; davacıların, muris tarafından satış suretiyle temlik edilen taşınmazlar yönünden muris muvazaası hukuki nedenine, kadastro tespiti ile davalılar adına tespit edilen taşınmazlar yönünden ise kadastro öncesi nedene dayanarak miras payları oranında tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis talep ettikleri anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, muris tarafından davalı ... ve dava dışı...a 17.03.2009 tarihinde satış suretiyle temlik edilen dava konusu 1 22... ve 1 26... parseller yönünden murisin temlikteki amacının diğer mirasçılarından mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenerek ve 1 22... parselin son kayıt maliki olan davalı ...’ın dava dışı...ın oğlu olduğu, muvazaayı bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğundan Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı gözetilerek dava konusu 1 22... ve 1 26... parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi; kadastro sonucunda senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile murisin oğlu olan davalı ... adına tespit edilen 1 27... , 26, 28... parsel sayılı taşınmazların, murise ait olduğu ve zilyetliğinin davalı ...’e devredilmediği, davacıların anılan taşınmazlarda muristen gelen miras hakkına sahip oldukları belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.

Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin diğer temyiz itirazına gelince; Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca her mirasçı iştirakin sağlanması koşuluyla (TMK 640) tereke adına dava açabileceği gibi kendi miras payına hasren de dava açabilir. Bir başka ifade ile murisin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı temliki işlemler bakımından murisin iradesi ile mirasçıların yararının çatıştığı kuşkusuzdur. Bunun sonucu olarak her bir mirasçının kendi hakkı yönünden miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunabilmesine olanak tanınmıştır.

Ne var ki, kadastro öncesi nedene dayalı davalarda terekeye dahil bir taşınmaz hakkında bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilirse de 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp haklarının terekenin tamamını kapsadığı, TMK'nın 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiği açıktır. Mirasçılardan birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesine olanak yoktur.

Somut olayda; 1 27... parsel sayılı taşınmazın senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile dava dışı ...adına tespit edildikten sonra...ın taşınmazı davalı ...’a temlik ettiği, anılan taşınmaz yönünden davacıların kadastro öncesi nedene dayanarak miras payları oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğiyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmakta olup davalı ... muris ... terekesine göre 3. kişi konumunda olduğundan 1 27... parsel yönünden miras payı oranında açılan eldeki davanın dinlenme olanağı yoktur.

Hâl böyle olunca; 1 27... parsel sayılı taşınmaz bakımından tapu iptal ve tescil talebi yönünden asıl ve birleştirilen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4140, K. 2026/3068, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4140-e-2026-3068-k-9c45cf3b3a36