Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/242 E. 2026/4851 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/242
- Karar No
- 2026/4851
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1166 E., 2025/1393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/502 E., 2023/15 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, o da olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin babası muris ...'in 04.08.2010 tarihinde, annesi ...'nin 18.11.1985 tarihinde öldüklerini, geriye mirasçı olarak davacı ... ile kardeşi ... ...'in kaldıklarını; davalı ...'in murisin oğlu ... ...'in eşi olduğunu, murisin, tamamı adına kayıtlı 6922 parsel sayılı taşınmazdaki 2/4 payını 1/4'er pay olarak dava dışı kişilere satış yoluyla temlik ettiğini, sonrasında üzerinde kalan 2/4 payını ise 12.04.2004 tarihinde davalı gelini ...'e satış yoluyla devrettiğini; yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalı ...'in muristen devraldığı payları çeşitli tarihlerde dava dışı kişilere devrettiğini, en son 4/27 payı satış suretiyle dava dışı şahıstan geri aldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın 2/4 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacının miras payı oranında tapuya tesciline, mahkeme aksi kanaatte ise halen davalı adına kayıtlı bulunan 4/27 hissesinin iptali ile davacı adına tescili ile miras payına düşen geri kalan kısmı için davacı lehine tazminat ödenmesine, aksi halde tenkisi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 07.09.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesi ile davaya konu taşınmazın 2/4 hissesinin mirasbırakan tarafından müvekkilinin kardeşi diğer mirasçı ... ... ...'in eşi davalı ...'e muvazaalı bir biçimde mirastan mal kaçırmak kastıyla tapuda 12.04.2004 tarihinde satış göstererek devir ve tescilini sağladığını belirttiklerini, haklılıklarının sübut bulduğunu, 2/4 hissenin yarısının miras payı olarak davacı adına tescili gerektiğini ancak Mahkeme aksi kanaatte olursa tüm taşınmazın davalı adına kayıtlı olan ve dava tarihi itibariyle 194.962,00 TL değerindeki 4/27 hissenin iptali ile müvekkili adına tesciline ve bakiye 134.038,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine, olmadığı takdirde davalı adına kayıtlı olan 4/27 hissenin miras payı olan 2/27 oranında (97.481,00 TL değerinde) iptal edilerek davacı adına tesciline ve 231.519,00 TL'nin bedelin müvekkiline ödenmesine, aksi halde saklı payın tenkisi ile müvekkilinin saklı payı oranında tapunun iptali ile müvekkil adına tescili ve saklı pay oranında bakiye bedelin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini taleple dava dilekçesinde dava değerini 15.000,00 TL olarak gösterdiklerini, bilirkişi raporu doğrultusunda harca esas değeri 329.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.
Davalı aşamada sunduğu dilekçesinde; muris tarafından davacının evlenmesi sırasında çeyiz olarak hakkının verildiğini, dava konusu taşınmazdaki binanın yapımında eşinin ve kendisinin maddi katkıda bulunduğunu, murisin ölümününden 4 yıl önce bakıma muhtaç hale geldiğini, kendisinin murise baktığını, muris tarafından kendisine yapılan pay temliki işleminin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın tarafların müşterek murisi ...'in üzerine kayıtlı iken 2/4 hissesinin 12.04.2004 tarihinde davalı ...'e satış sureti ile devredildiği, muris ...'in 04.08.2010 tarihinde vefat ettiği, tarafların ve kök murisin Türkiye'den Yunanistan'a göç eden bir aile olup davacının kök murisin çocuğu olmasına rağmen açmış olduğu 26.02.2018 tarihli dava neticesinde verilen hüküm gereğince kök murisin kızı olarak miras hakkını elde ettiği, davanın 15.10.2018 tarihinde açılmış olması hasebiyle davanın zamanaşımı yönünden süresinde olduğu, davalının 12.04.2004 tarihinde kendi adına yapılan hisse devrinin ekonomik nedenlerle olduğu iddialarının ispat edilemediği, yapılan bu devir işleminin davalının kök murisin oğlunun eşi olduğu dikkate alındığında yasal mirasçılığı 26.02.2018 tarihinde yasal olarak tespit edilen davacının mahfuz hissesinin ihlali anlamını taşıdığı, daha sonra da tapuda devirler söz konusu olup her ne kadar bilirkişi raporu ile davacının ihlal edilen hakkı hesaplanmış ise de kalan 4/27 hissenin mevcudiyeti itibari ile 1/4 oranında saklı payının bu hissenin devrinde dahi ihlalinin giderilemediği tespit edilmiş olmakla davacının seçenek olarak 4/27 hissenin devri isteğini kabul ettiği, 1/4 saklı payının tamamlanması için bilirkişice hesaplanan 134.038,00 TL'lik bedelin tazminat olarak kendisine ödenmesini talep etmesi, seçimlik hakkını bu suretle de kullanmış olması sebebi ile bu şekilde ispatlanan davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan delillere, tanık anlatımlarına, tüm dosya kapsamına göre murisin dava konusu taşınmazda pay satmasını gerektiren bir durumunun söz konusu olmadığı gibi temlik tarihi itibariyle her hangi bir bakıma ihtiyacının da olmadığı, dava dışı tek oğlu ... ... ve eşi ...'le daha yakın ilişki içerisinde bulunması nedeniyle dava konusu taşınmazdaki payını davalı gelinine temlik ettiği, yapılan temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varıldığı, bu sebeple davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ancak davacının murisi babası ... tarafından dava konusu taşınmazdaki 2/4 payın 12.04.2004 tarihinde davalı gelini ...'e mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik edildiği, ne var ki dava konusu taşınmazda davalının 2/4 payından (artırılarak 54/108 pay kabulü ile) 4/27 (16/108 ) payı üzerinde bırakarak 38/108 payını üçüncü kişilere temlik ettiği, kayden 4/27 (artırılarak 16/108) payın maliki olduğu, dava konusu taşınmazın (arsa + bina değeri olarak) 15.10.2018 dava tarihindeki toplam değerinin bilirkişi raporuyla 1.316.000,00TL, 2/4 payın değerinin 658.000,00TL olarak belirlendiği, buna göre davacının 1/2 oranındaki miras payına karşılık gelen dava değerinin 329.000,00 TL olduğu belirlendiğine göre, güncel tapu kaydına göre dava konusu 6922 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın 4/27 payının davalı ... adına kayıtlı bulunduğu gözetilerek davalı adına kayıtlı 4/27 (artırılarak 16/108) paydan davacının 1/2 oranındaki miras payına karşılık 8/108 payın iptali ile davacı adına tapuya tesciline, kalan 8/108 payın davalı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından 3. kişilere temlik edilen 38/108 paydan 1/2 miras payına isabet eden 19/108 payın değeri olan 231.518,51 TL üzerinden tazminata karar verilmesi gerektiği, o halde, davacının muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil ile üçüncü kişilere temlik edilen paya ilişkin tazminat talepli davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmaksızn tenkis şeklinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı adına kayıtlı 4/27 paydan 2/27 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, davacının miras payını aşar şekilde 4/27 payın tamamının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş olmasının da hatalı olduğu, davacının, ıslah dilekçesiyle miras payı oranında iptal ve tescil ile tazminat talebinde bulunduğu gözetildiğinde dava konusu edilmeyen miras payını aşar nitelikle karar verilmesi hususunun HMK'nın 355. maddesi gereğince resen istinaf sebebi olarak dikkate alındığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde 18.11.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve delil bildirilmediği, bu nedenle davalı tarafından süresinden sonra sunulan 16.01.2019 tarihli dilekçesinde bildirilen tanıkların dinlenmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 16.853,99 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.