Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1959 E. 2026/3593 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1959
Karar No
2026/3593
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1576 E., 2025/1333 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Palu Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/83 E., 2023/7 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Bölge Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava; kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Kadastro çalışmaları sonucunda ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 25... parsel,... Mahallesinde bulunan 3 25... , 3 52... parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı nedeniyle ... Bey oğlu ... Vakfı adına tespit ve tapuya tescil edilmiş, dava konusu 1 25... parselin ... oğlu ... ...ün, 3 25... parselin ... oğlu...nün, 3 52... parselin ... evlatları ..., ..., Kamil ve ...'in kullanımında olduğu tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edilmiştir.

Davacılar dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 1 25... , 3 25... ve 3 52... parsel sayılı taşınmazların hatalı olarak ... Bey oğlu ... Vakfı adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların irsen intikal ve taksim suretiyle kendilerine atalarından kaldığını, kadastro tespiti sırasında taşınmazlara uygulanan vergi kaydının taşınmazları kapsamadığını, davalı vakfın hayrat vakıf niteliğinde olmayıp taşınmazlarda 1967 yılına kadar zilyetlikle iktisap koşullarının lehlerine oluştuğunu, davalı vakfın ise zilyetliğinin bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.

Davalı ... Bey oğlu ... Vakfı mütevellisi ..... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların bulunduğu ... ilçesinin tamamının vakıf malı olduğunu, 1958 yılında bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda 1505 dönüm yerin vakıf adına tespit edildiğini, taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kaydının taşınmazları kapsadığını, davacıların taşınmazlardaki zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığını, ayrıca vakıf mallarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... Bölge Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların vakfiye kapsamında kaldığını, bu nedenle zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kaydının taşınmazlara uyduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; davalı ... ... Vakfının mülhak bir vakıf olup doğrudan ve tamamen hayrat niteliği göstermediği, dosya arasında bulunan vakfiyede hudutları belirtilmeksizin bir takım köy isimlerinin bildirildiği, vakfiyenin ilk olarak 1179 H. (1765 M.) tarihinde düzenlendiği, vakfiyede atıf yapılan vergi kayıtlarının sabit sınırlı olmaması nedeniyle vakfiye kapsamını tayin etme olanağının bulunmadığı, yapılan keşifte vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymadığı, taşınmazların davacılara murisinin vefatı sonrası yapılan rıza-i taksimle kaldığı ve davacı tarafın taşınmazlarda vakıf mallarının zilyetlikle kazanımı yasaklayan ilk yasal düzenleme olan 903 sayılı Kanu'nun yürürlük tarihi olan 24.07.1967 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl nizasız fasılasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduğunu ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı ... Bölge Müdürlüğü vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar ... Bey ...akfının niteliğine dair Mahkeme tarafından ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve vakfiye kapsamı tayin edilmemiş ise de gerek dosya içerisindeki Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazı cevabına, gerekse aynı Vakıf ile ilgili olarak Yargıtay denetiminden geçmiş pek çok emsal dosya bulunmasına, bu itibarla adı geçen Vakfın doğrudan doğruya hayrat vakıflardan olmayıp İcare-i Vahideli akarından istifade olunan mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olduğunun hükmen kabul edilmiş olmasına ve vakfedilmiş malları doğrudan hayrat mal olmadığından zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılabilecek nitelikte bulunmasına, vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki şartların davacı taraf yararına oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalı ... Bölge Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davalı ... Bölge Müdürlüğü vekilinin çekişmeli 3 25... ve 3 52... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki; dosya içeriği ve toplanan delillerden, özellikle Karayolları Genel Müdürlüğünün yazısından çekişmeli 1 25... parsel sayılı taşınmazın 631, 79... 'lik kısmının 23.11.202 22... /317 sayılı Kamu Yararı Kararı gereğince kamulaştırma işlemine tabi tutulduğu hatta taşınmazın ifraz edilerek 1 25... parsel numarasını aldığı bildirilmesine rağmen, Mahkemece, Karayolları Genel Müdürlüğü davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanmadığı, kamulaştırmaya ilişkin harita ve evrakların dosya arasına getirtilmediği, zemine uygulanarak kamulaştırma sınırının tespit edilmediği dava konusu 1 25... parsel sayılı taşınmazın yol olarak terkin edilen kısmı gözetilmeksizin hüküm kurulması isabetsizdir.

Hal böyle olunca; öncelikle taraf teşkili sağlanarak kamulaştırma ve ifraz işlemlerine ilişkin tüm harita, bilgi ve belgelerin (kamulaştırma kararı, kamulaştırma haritası, mahkeme kararı vs.) temin edilerek evraka eklenilmesi; dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak kamulaştırma haritasının yöntemince zemine uygulanması; fen bilirkişisinden, kamulaştırma haritası zemine uygulanmak suretiyle, taşınmazın yeri mahkeme ve Yargıtay denetimine açık şekilde belirlenerek krokide işaretlenmek suretiyle keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; davaya konu taşınmazın kamulaştırma alanının içerinde kalıp kalmadığı üzerinde durulmalı, çekişmeli taşınmazın tamamı ya da bir bölümünün kamulaştırılan alan içinde kaldığının tespiti halinde kamulaştırma kapsamında kalan ve bu nedenle yol olarak terkin edilen kısım hakkında tapu iptal ve tescil kararı yerine mülkiyetin tespitine yönelik karar verilmesi gerektiği hususu dikkate alınmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü; 1-Davalı ... vekilinin dava konusu 3 25... ve 3 52... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile anılan taşınmazlar yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olmak üzere 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

2-Davalı ... vekilinin çekişmeli 1 25... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının çekişmeli 1 25... parsel sayılı taşınmaz yönünden 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden ... 5737 sayılı Kanun'un 77. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Palu Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1959, K. 2026/3593, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1959-e-2026-3593-k-a2bb17f2d514