Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1606 E. 2026/4152 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1606
- Karar No
- 2026/4152
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/323 E., 2025/1296 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/159 E., 2022/376 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R- Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Davacı vekili; Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırlarında bulunan, 198 parselin doğusunda yer alan yaklaşık 4-5 dekarlık tescil harici taşınmaz bölümünün müvekkili tarafından yaklaşık 30 yıldır malik sıfatıyla kullanıldığını, taşınmazın öncesinde de babası ve dedesi tarafından ekip biçildiğini, yaklaşık 50 yıldır aile tarafından aralıksız ve çekişmesiz şekilde kullanıldığını ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi kapsamında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı defi bulunduğunu, davacının zilyetliğe dayalı iktisap şartlarını taşımadığını, dava konusu taşınmazın belediyeye ait olma ihtimalinin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanılabilmesi için ekonomik amaca uygun fiili kullanım bulunması gerektiğini, taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihya çalışmalarının ne zaman ve ne şekilde gerçekleştirildiğinin belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın belediye sınırları içerisinde kaldığını ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca imar planı kapsamında bulunan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı Maliye Hazinesine usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, hava fotoğrafları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu taşınmazın uzun yıllardır davacı tarafından kullanıldığı, imar-ihyasının tamamlandığı, kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki jeodezi bilirkişi raporu, hava fotoğrafları ve ilan işlemleri değerlendirilerek İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmaz bölümünün Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırlarında bulunan 198 parselin kuzeybatısında yer alan tescil harici alan içerisinde kaldığı, ... Mahallesi kadastro çalışmalarının ise 12.02.1974 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; tapusuz taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılabilmesi için, zilyedin taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla çekişmesiz aralıksız ve kanunda öngörülen süre boyunca zilyet bulunması, ayrıca taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olması gerekir. Bunun yanında, dava açma hakkının kime ait olduğunun belirlenmesi bakımından aktif husumetin doğru şekilde tespit edilmesi, taşınmazın geçmiş hukuki durumunun ve tescil harici bırakılma nedeninin araştırılması zorunludur.
Somut olaya gelince; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda davacının zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilmiş ise de davacının taşınmazın eklemeli zilyetlik ile babası ve dedesinden taksim yoluyla kendisine kaldığını ileri sürmesine rağmen yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların mirasçılar arasında herhangi bir taksim yapılıp yapılmadığı hususunda kesin ve yeterli bilgiye sahip olmadıkları görülmektedir. Nitekim mahalli bilirkişi ... ...'nin beyanından taşınmazın önce ... ... tarafından satın alındığı, ... ...'ın ölümünden sonra davacı ve kardeşlerinin taşınmazı kullanmaya devam ettiği, ürünlerin birlikte hasat edildiği anlaşılmakta olup bu husus davacının tek başına malik sıfatıyla zilyetliği yönünden tereddüt oluşturmaktadır. Bu durumda Mahkemece; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tarihten itibaren ve kim tarafından malik sıfatıyla sürdürüldüğü, davacı ile diğer mirasçılar arasında fiili veya hukuki bir paylaşım bulunup bulunmadığı hususları açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan; dava konusu taşınmazda yapılan araştırmada Kadastro Müdürlüğü cevabı ile "bilirkişi marifetiyle zilyetliğe konu olmadığı tespit edildiğinden tescil harici bırakıldığı düşünülmekte olup Kurumumuzda tescil harici yerlere ait herhangi bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı" şeklinde cevap verilerek taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında hangi sebeple tescil harici bırakıldığı yeterli şeklide araştırılmamış, komşu parseller yönünden de aynı cevabın verildiği anlaşılmış ve yine taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a uygulaması kapsamında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı belirlenmemiş, kadastro belgeleri ve ilgili tüm kayıtlar yeterince incelenmemiştir. Ayrıca taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, belediye sınırları içerisinde hangi hukuki statüde bulunduğu, zilyetlikle kazanıma elverişli olup olmadığı hususları üzerinde yeterince durulmamıştır.
Hâl böyle olunca; Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro kayıtları, tescil harici bırakılma nedenine ilişkin belgeler ve 22/a uygulama evraklarının getirtilmesi, ilgili belediyelerden imar durumunun sorulması, davacının aktif husumet durumunun belirlenmesi, taşınmazın niteliği, ekonomik amaca uygun kullanım şekli, imar-ihya olgusu ile zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresi yönlerinden dosyada daha önce görev almamış üç kişilik ziraat bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin değinilen yönlere ilişkin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.