Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/866 E. 2026/61 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/866
Karar No
2026/61
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/650 E., 2024/2203 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/45 E., 2023/23 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Davacı; maliki olduğu 153 74... parsel sayılı taşınmazdaki C Blok 75 numaralı bağımsız bölümün satışı için davalı ...’ı vekil ettiğini, vekil ...’ın taşınmazı davalı ...’e temlik ettiğini, davalıların öncesinde birbirlerini tanıdıklarını, devir günü davalı ...’a 99.000,00 TL ödeme yapıldığını bildiğini, kendisine ödeme yapılmadığını, bedelin çok düşük olduğunu, vekilin sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin satış tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı; yatırım amaçlı taşınmaz almak istediğini, diğer davalı ile ortak tanıdıkları olan ...’nın kendisini dava konusu taşınmaza yönlendirmesi ile taşınmazı aldığını, davalı ... hesabına toplam 120.000,00 TL ödeme yapıldığını, aynı sitede benzer taşınmazların 100 - 150.000,00 TL fiyatlarında olduğunu, iyiniyetli bulunduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilecek durumda olmadığını, davacıyı ya da diğer davalıyı tanımadığını, taşınmazda ve sitede eksiklikler olması nedeniyle bedelin makul olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı ...'un arkadaş oldukları, dava konusu taşınmazın satışı için davacının davalı ...'a vekalet verdiği, diğer davalı ...'e vekaleten satış yapıldığı, dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu üzere taşınmazın davalı ... ile davalı ...'in kardeşi dava dışı ... ... arasındaki anlaşmaya binaen davalı ...'e satışının yapıldığı, taşınmazın davacıya iadesi gerekirken bunun yapılmadığı, davacıya para da ödemediği, bu haliyle vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı ...'in de iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan ...'un taşınmazın devrinde davacıya vekil olarak işlem yapan kişi olup dava konusu taşınmazın devri nedeniyle davacıya vekil tarafından bir ödeme yapılmadığı, davalı ...'in kardeşi ile davalı ...'ın arasındaki anlaşma uyarınca dava konusu taşınmazın davalı ...'e devredildiği, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı, davalı ...'in de iyiniyetli üçüncü kişi olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; davacı ...’in ... 13. Noterliğinin 20.11.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava konusu taşınmazın satış yetkisini de içerir şekilde davalı ...’ı vekil tayin ettiği, ...’ın anılan vekaletname ile davacının kayden maliki olduğu dava konusu 6 07... parsel sayılı taşınmazdaki 75 numaralı bağımsız bölümü 21.11.2019 tarihinde 20.000,00 TL bedelle davalı ...’e temlik ettiği, ... adına işlemi ...’nın yaptığı, UYAP üzerinden yapılan sorgulamada ...’in dava konusu taşınmazı dava açıldıktan sonra 23.02.2022 tarihinde dava dışı ...’e temlik ettiği, sonrasında da taşınmazın birkaç kez el değiştirdiği görülmüştür.

Bilindiği üzere; Türk Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ancak, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olayda; vekil tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığının, davalı ...’in de vekil ile el ve iş birliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıklarının benimsenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ne var ki; davalı ...’in taşınmazı dava devam ederken dava dışı ...’e devrettiği, sonrasında da taşınmazın el değiştirdiği kayden sabittir.

O halde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125/1. maddesinin "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmü re'sen gözetilmesi zorunlu bulunan bir usul kuralı olup Mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.

Hâl böyle olunca, öncelikle dava konusu taşınmazın tüm devirlerine ilişkin resmi senetlerinin ve güncel tapu kaydının getirtilerek HMK'nın 125. maddesinin uygulanması, bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/866, K. 2026/61, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-866-e-2026-61-k-acee60df9e8f