Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6415 E. 2026/6001 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6415
Karar No
2026/6001
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3304 E., 2025/1326 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/201 E., 2020/258 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2025 tarihli ek kararı ve asıl kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Asıl ve birleştirilen dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir. Asıl davada davacılar; davalı ...’nin mirasbırakan babalarının tek erkek çocuğu olduğunu, babalarının kendisine ve onun oğluna çok düşkün olduğunu, murisin dava konusu 7 29... parsel sayılı taşınmazını satacağını duydukları için vesayet davası açtıklarını, dava devam ederken murisin taşınmazdaki 416/640 payını davalı ...’nin kurduğu diğer davalı Şirkete temlik ettiğini, daha önce de 160/640 payını davalı ...’ye temlik ettiğini, her iki işlemin de kız çocuklarından mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, vesayet davası sonucunda murise yasal danışman atanmasına karar verildiğini, devir tarihinde davalı ...’nin 22 yaşında olduğunu, mirasbırakanın da taşınmazı satmaya ihtiyacı bulunmadığını, muvazaa olmadığı kabul edilse dahi mirasbırakan ehliyetsiz olduğu için işlemin iptali gerektiğini, temlik bedelinin çok düşük olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tescile, mümkün olmazsa bedelin tahsiline, aksi takdirde tenkise, ayrıca murisin hesabından çekilen paralar yönünden de tenkise karar verilmesini istemişler; birleştirilen davada davacı, asıl dava ile aynı gerekçelerle tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tescile, mümkün olmazsa bedelin tahsiline, ayrıca murisin hesabından çekilen paralar yönünden de tenkise karar verilmesini istemiş, aşamada Mahkemece davacıların tenkis taleplerinin tefrikine karar verilmiştir.

Davalılar ... ve ...; murisin tüm çocuklarına düşkün olduğunu, kızlarının isteklerini yerine getirip onlara maddi yardımlarda bulunduğunu, kızlarının çocuklarını özel okullara gönderdiğini, araba dahi hediye ettiğini, kızlarına ve damatlarına taşınmazlar aldığını, eşinin ölümünden sonra kızlarının yanında yaşadığını ancak bakılmadığını ve mal nedeniyle murise vesayet davası açıldığını, ...’nin genç yaşta ticarete atıldığını ve çok başarılı olduğunu, ...’in uzun süredir babasının yanında bulunduğunu ve onun adına şirket dahi kurduklarını, murisin davacılara yaptığı kazandırmaların miras payına mahsuben yapıldığını, denkleştirme ve tenkis istekleri olduğunu, taşınmazın 160 payının bedeli ödenerek bir kısmının mirasbırakanın kardeşinden bir kısmının da mirasbırakandan alındığını, 640 payı olan davalı Şirketin sahiplerinin de ekonomik durumlarının çok iyi olduğunu, şirketi ...’nin kurdurtmadığını, temlik anına kadar şirketi ve yetkililerini tanımadığını, diğer hissedarların da taşınmazdaki paylarını devrettiğini, murisin mal kaçırma kastı olsaydı terekesindeki diğer taşınmazları da devredeceğini, temlik tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Davalı Şirket vekili; şirket ortaklarının başkaca ortaklarla pek çok şirketi bulunduğunu, dava konusu taşınmazı diğer ortaklarla da görüşerek bedelini ödemek suretiyle edindiklerini, taşınmazın yatırım amaçlı edinildiğini ve riskli yapı olduğu için sonrasında yıktırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, muris, davalı oğlu ve davalı Şirket yetkililerinin birlikte hareket ettikleri, amaçlarının mirasçılarından mal kaçırmak olduğu ve davalı şirketin iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, kararın birleştirilen davada davacı ve asıl ve birleştirilen davada davalılar tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, ehliyetsizlik iddiası yönünden vesayet dosyasında murisin 2014 yılı itibariyle ehliyetli olduğu tespit edildiğinden 2013 yılında yaptığı dava konusu tasarruf işlemi yönünden ehliyetsizlik iddiasının yerinde olmadığı, ayrıca ehliyetsizlik iddiasıyla miras payı oranında tapu iptali ve tescil talepli davanın tereke adına açılmamış olması nedeniyle dinlenilmesine yasal olanak bulunmadığı, muris muvazaası iddiası yönünden ise davacılar tarafından murisin mirasçılardan mal kaçırma iradesi ile muvazaalı olarak çekişme konusu tasarruf işlemini yaptığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleştirilen davada davalıların istinaf başvurusunun ise kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairece; "... Hemen belirtilemelidir ki, ehliyetsizlik hukuki sebebine dayalı olarak terekeye nazaran üçüncü kişiye karşı pay oranında açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı için Bölge Adliye Mahkemesince ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı taleplerin reddine karar verilmesi doğrudur. Asıl ve birleştirilen davada davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine. Asıl ve birleştirilen davada davacıların muris muvazaasına ilişkin davalı Şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; (IV/3) paragrafta belirtildiği üzere davalı Şirket tarafından taşınmazın alındığının ve bedelinin ödendiğinin dosya kapsamında sabit olduğu anlaşılmakla davalı Şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Asıl ve birleştirilen davada davacıların muris muvazaasına ilişkin davalı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacıların davalı ...’e yönelik taleplerinin tenkise konu olacağı ve miras payının iade isteğinin ise HMK’nın 190., TMK’nın 6. maddeleri uyarınca usulünce ispat edilemediği gözetilerek davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi de doğrudur. Asıl ve birleştirilen davada davacıların muris muvazaasına ilişkin davalı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; dinlenen tanık beyanları, davalı ...’nin sosyal ve ekonomik durumu, mirasbırakanın 2002 tarihi itibariyle mal satmaya ihtiyacının olmaması, davalının tek erkek çocuk olması ve murisle birlikte çalışması durumları dosya kapsamında değerlendirildiğinde davalı ...’ye temlik edilen 145/640 payın devrinin muvazaalı olduğu anlaşılmakla davalı ... her ne kadar payını davalı Şirkete temlik etmiş ise de davacıların tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istekleri olduğu gözetilerek temlike konu 145/640 payın temlik tarihindeki mevcut halinin dava tarihindeki rayiç bedeli üzerinden davacıların her birinin miras payına düşen bedele hükmederek davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmayarak önceki kararda direnilmesine karar verilmiş, direnme kararının asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; "... Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; öncelikle ehliyetsizlik ve ikinci satışın muvazaalı olduğu yönündeki iddiaların aşamalarda yerinde görülmeyerek reddedildiği ve bu suretle kesinleşerek Hukuk Genel Kurulunun incelemesi dışında kaldığı belirtilmelidir. Direnmeye konu uyuşmazlık noktasını teşkil eden 18.10.2002 tarihli pay devri yönünden yapılan değerlendirmede; mirasbırakanın dava konusu olan ve o dönemde iş hanı olarak kullanılan taşınmazın 561/640 payının maliki olduğu, bu iş hanı içerisinde tekstil dükkânı işlettiği ve diğer dükkânları da kiralamak suretiyle ticari hayatını sürdürdüğü, tek erkek çocuk olan davalı ...'ın babasının yanında çalışmaya başladığı, bu dönemde miras bırakanın mal satma yönünde hiçbir ihtiyacı yokken taşınmazdaki 145/640 payını oğluna devrettiği, senette gösterilen bedel ile devir tarihindeki rayiç değer arasında fahiş fark bulunduğu gibi davalının satış bedelinin ödendiği yönünde herhangi bir delil sunamadığı anlaşılmakla, dosya kapsamındaki deliller hep birlikte değerlendirildiğinde söz konusu devrin gerçek bir satış olmadığı ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı sonucuna varılmıştır....Hâl böyle olunca Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır..." gerekçesiyle hüküm bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, bozma kararı doğrultusunda ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddine, muris muvazaası iddiası yönünden ise davalı Şirket ve davalı ... yönünden açılan davanın reddine, davalı ... yönünden ise asıl ve birleştirilen davada bedel isteğinin kabulü ile her bir davacı yönünden miras payına isabet eden 660.807,00 TL'nin davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2025 tarihli ek kararıyla miktar yönünden temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Somut olayda, dava konusu taşınmazda mirasbırakandan temliken geçen payların dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan toplam değeri 15.339.844 TL olup her bir davacının miras payına (1/6) isabet eden 2.556.640,67 TL'nin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava tarihi olan 2017 yılı itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL'nin üzerinde olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin değerden reddine ilişkin 11.09.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Hemen belirtilmelidir ki, hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin birleştirilen dava yönünden tüm, asıl dava yönünden aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.

Bilindiği üzere, taşınmazın aynına ilişkin davalarda, harcı tamamlanan dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinde kuşku yoktur.

Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava yönünden kabul edilen ve harcı tamamlanan toplam tazminat bedeli olan 1.982.421,00 TL üzerinden Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan AAÜT gereğince asıl davada davacılar lehine 278.066,31 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunun AAÜT esas alınarak yazılı şekilde eksik vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru değildir.

Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl davada davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının A-6. bendinde yer alan "145.601,54 TL" ibaresinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine "278.066,31 TL" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6415, K. 2026/6001, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6415-e-2026-6001-k-6a641ead85c1