Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5808 E. 2026/3900 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5808
Karar No
2026/3900
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/862 E., 2025/1171 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/522 E., 2025/202 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili; muris ...'in adına kayıtlı Bursa ili, ... ilçesi, ... Mah. 41 45... parsel 1 nolu bağımsız bölümü 19.12.1997 tarihinde eşi ...'ye mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla devrettiğini, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir değere davalıya devredildiğini, yapılan temlikin muvazaalı olduğunu, murisin taşınmazı devretmeye ihtiyacı ve sebebinin bulunmadığını ileri sürerek davacıların miras payları oranında tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini istemiş, ıslahla talebini tazminata çevirmiştir.

Davalı vekili; muris ...'in, davalı ile evli iken davacı taraflardan ... ile de evlilik dışı yasak aşk yaşadığını, 06.03.1997 tarihinde de müşterek kızları diğer davacı ... ...'in evlilik dışı bir şekilde dünyaya geldiğini, bu sebeplerle muris ... ile davalı arasında aşılması güç derin ailevi sıkıntılar yaşandığını, yaşanan bu sıkıntılar hasebiyle de davalının birikimleriyle ve katkılarıyla edinilmiş olunan davaya konu taşınmazın devrinin davacıların murisince davalıya gerçekleştirildiğini, devrin amacının mal kaçırmak olmadığını, davaya konu edilen gayrimenkulün, davacı taraflardan ... ile muris eşinin evlilik tarihinden (2005 yılı) önceki bir tarih olan 1999 yılında davalı tarafından üçüncü bir şahsa satılarak devredildiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; muris ...'in, davalı ... ile evli oldukları, evlilik birliğinin devamı esnasında murisin davacı ... ... ile ... ilişkisinin olduğu, bu ilişki neticesinde diğer davacı ... ...'in dünyaya geldiği, murisin eski eşi davalıdan ayrılmak için dava konusu taşınmazı davalıya devrettiği, söz konusu evin boşanma karşılığında davalıya verildiği, bu haliyle TMK'daki aile hukuku hükümleri kapsamında söz konusu hukuki işlemin evlilik birliğinde edinilen malların paylaşılması kapsamında kaldığı, boşanma karşılığında evin davalıya devredildiği, bu nedenle tek başına murisin eski eşi davalıya yaptığı satış sonucu para almamış olmasının muvazaa olarak değerlendirilemeyeceği, aile birliğindeki malvarlığının paylaşılmasına ilişkin hukuki bir durum olduğu, murisin devir işlemini yaptığı tarihte davacı ...'in mirasçılık sıfatı olmadığı, yine devir tarihinde henüz iki yaşında olduğu anlaşılan diğer davacı ...'den mal kaçırmaya yönelik iddiaların tanık beyanlarıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ...'in, davalı ... ile evli oldukları, evlilik birliğinin devamı esnasında murisin davacı ... ... ile ... ilişkisinin olduğu, bu ilişki neticesinde diğer davacı ... ...'in dünyaya geldiği, murisin eski eşi davalıdan ayrılmak için dava konusu taşınmazı davalıya devrettiği, söz konusu evin boşanma karşılığında davalıya verildiği, davalı tarafından murise bedel ödenmediği, devir tarihi ile boşanma tarihi arasında uzun süre bulunduğu, muris ile davalı arasında boşanma protokolü düzenlenmediği gözetildiğinde yapılan devirin o tarihte dokuz aylık olan evlilik dışı ...'den mal kaçırma amaçlı olduğu, davacı ...'in devir tarihinde mirasçı olmadığı dolayısı ile bu davacı açısından mal kaçırmanın amaçlanmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve davacı ... yönünden davanın reddine, diğer davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; muris tarafından dava konusu Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 41 45... parsel 1 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın 19.12.1997 tarihinde ilk eşi ...'ye satış suretiyle devredildiği, davalı tarafından 09.03.1999 tarihinde dava dışı ...'ye satış sureti ile devredildiği, murisin davalıdan 20.06.2005 tarihinde boşandığı, davacı ile 12.08.2005 tarihinde evlendiği, davacı ...'nin 06.03.1997 tarihinde evlilik dışı doğduğu anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Yukarıda değinilen ilke ve olgular birlikte değerlendirildiğinde, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nın 6. maddesi çerçevesinde ispatlamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de dava konusu temlikin muvazaalı olması nedeniyle baştan itibaren geçersiz olmasından ötürü murisin terekesine dönmesi ve murisin ölüm tarihi itibariyle mirasçısı olanların miras hisseleri oranında hak sahibi olmaları karşısında davacı ... (...) yönünden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen mirasçı olan davacı eş... yönünden temlik tarihinde evli olmadıkları gerekçesiyle red kararı verilmesi de isabetsizdir.

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerden ötürü kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5808, K. 2026/3900, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5808-e-2026-3900-k-d8075ebd77ee