Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/489 E. 2026/2651 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/489
Karar No
2026/2651
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/110 E., 2024/396 K. BİRLEŞTİRİLEN DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/289 E., 2022/355 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -

Dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

... ili, Merkez ilçesi,...Mahallesinde bulunun 1076 parsel sayılı 19.404, 76... yüz ölçümündeki taşınmaz ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.03.2004 tarihli ve 2002/210 Esas, 2003/462 Karar sayılı kararı neticesinde hükmen ... adına tarla vasfı ile tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra 08.08.2019 yılında 1076, 13 45... parsel sayılı taşınmazların tevhit ve ifraz işlemleri sonucu 1812,1813, 1814, 1815......1844, 1845 parsel sayılı taşınmazlar oluşmuştur. 1835 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ...adına, diğer taşınmazların davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili;...Mahallesinde bulunan 144 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından parça parça 1990 yılı ile 1994 yıllarında davacılara satıldığını, bu satış yapılırken taşınmazın yan tarafında bulunan taşlık alanın zilyetliğinin de davacılara bırakıldığını, daha sonra bu taşlık kısım hakkında davalı tarafından tescil davası açılarak taşınmazın tapuya tescil ettirildiğini ileri sürerek tescil ilamı sonucu davalı adına tapuya tescil edilen 1076 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına ayrı ayrı tescilini istemiştir.

Yargılama sırasında davacılar vekili, 1076 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu oluşan 1812, 1821, 1822, 1827, 1830, 1832, 1833, 18 39... parsel sayılı taşınmazların dava konusu olduğunu belirtilmiştir.

Davalı vekili; hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, taşınmazın hükmen davalı adına tescil edildiğini, her bir davacının ayrı ayrı dava açması gerektiğini belirterek da...ın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmazın hükmen davalı adına tesciline karar verilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/210 Esas sayılı dava dosyasında davacıların taraf olmadığı, bu sebeple davacılar aleyhine kesin hüküm teşkil etmeyeceği, 1839, 1821, 1832, 1827 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan 20-30 yaşlarındaki yapıların davacılar tarafından kullanıldığı, davalının, davacıların taşınmaz üzerine yaptıkları yapılarla ilgili sessiz kaldığı, taşınmazda binalar ve kayalık alanlar olmasına rağmen tarla gibi davalı adına tescil edildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde tescil davasının kuvvetli delil niteliğinin kalmadığı, taşınmazlara davacıların zilyet olduğu gerekçesiyle da...ın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı, tapusuz taşınmazların taşınır hükmünde olmayıp devirlerinin taşınır hükmüne tabi olduğu, taşınır devirlerinin de kural olarak resmi bir şekle tabi olmadığı ancak ispatının genel hükümlere tabi olduğu, buna göre HMK nın 200. ve devamı maddelerine göre değeri belirli bir sınırın üzerindeki hukuki işlemlerin ancak senetle ispatlanabileceği, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.01.2004 tarihli ve 2002/210 Esas, 2003/462 Karar sayılı kararının Yargıtay onaması ile kesinleştiği, Mahkeme dosyasında ilgili ilanların usulüne uygun yapıldığı, davaya müdahale eden yahut üstün hak iddia eden kimsenin olmadığı, tescil harici yerlerin tesciline ilişkin davada davacıların taraf olmaması ilgili hükmün davacılar açısından kesin hüküm olmasını engellemeyeceği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın isabetli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Her ne kadar, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda sözü edilen 2002/210 Esas, 2003/462 Karar sayılı, 12.03.2004 tarihli ilamı, taraflarının farklı olması nedeniyle eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de güçlü delil oluşturduğu kuşkusuzdur. Bölge Adliye Mahkemesince bu durum hatalı değerlendirilmiştir. Öte yandan; çekişmeli taşınmazlar üzerinde usulünce zilyetlik araştırması yapılmamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, davacılar lehine hükmen tapu kaydının oluştuğu 2004 yılına kadar zilyetlikle edinim koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir.

Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.

Dosya içeriği ve davacı tarafın iddiasını ileri sürüş biçimine göre davacıların taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerinin 1990 yılı ve 1994 yılları arasında başladığı, davalı adına tapunun 2004 yılında oluştuğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davacıların zilyetliğinin 20 yılı doldurmaması nedeni ile tek başına yeterli olamayacağı, öncesinde davalı tarafın zilyetliğinin eklenerek kanunda aranan şartların oluşup oluşmadığı, taşınmaza kimin hangi tarihten itibaren zilyet olduğunun, zilyetliğin davalı tarafından davacılara devir edilip edilmediği hususları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü asıl ve birleştirlen davada davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1-a maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/489, K. 2026/2651, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-489-e-2026-2651-k-61a06725549b