Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4419 E. 2026/4792 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4419
- Karar No
- 2026/4792
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/173 E., 2025/675 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/207 E., 2020/334 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro sonucu; Artvin ili, ... ilçesi, ... köyü 1 27... parsel sayılı 172, 12... yüz ölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe vasfıyla ... adına tespit ve tescil edildikten sonra kamulaştırma nedeniyle 20.12.2016 tarihinde ... adına kayıtlanmıştır.
Davacı; Artvin ili, ... ilçesi, ... köyü 1 07... parsel sayılı taşınmazı 2004 yılında ...’tan satın aldığını ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın ... adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, aşamada dava konusu taşınmazın 1 27... nolu parsel olduğunu bildirmiş, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın ... adına kayıtlanması nedeniyle davaya alacak davası olarak devam etmek istediğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili; 1 07... parsel sayılı taşınmazın davalı ve kardeşleri adına hisseli olarak kayıtlı olduğunu, sadece davalı aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini belirtmiş, davacının dava konusu taşınmazın parsel numarasını yanlış bildirdiğini açıklaması üzerine, yargılama aşamasında davanın başka bir taşınmaza yöneltilmesini kabul etmediklerini, 1 27... parsel sayılı taşınmazı davalının 24.04.2006 tarihinde muhtarlık senedi ile satın aldığını ve zilyetliğinin davalıda bulunduğunu, davacının dayandığı satış senedinin muhtarlık imzası ve mührü içermediği gibi imzaların senette satıcı ve şahit olan kişilere ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yusufeli Asliye Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2015/206 Esas, 2017/464 Karar sayılı kararı ile; davacının dava dilekçesinde 1 07... parsel olarak bildirdiği dava konusu taşınmazı ıslahla 1 27... parsel olarak değiştirdiği ancak ıslah harcı yatırmadığı, harç yatırılmadığından ıslahta bulunmamış olduğunun kabulü halinde de 1 07... parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından sadece davalıya husumet yöneltilmesinin taraf teşkili ve usul kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle ıslah harcı yatırılmaması sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar; davacı tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2018/163 Esas, 2018/249 Karar sayılı kararıyla; dava dilekçesinde başlangıçta dava konusu taşınmazın yanlış bildirildiği, davanın doğru hasma yöneltildiği, taşınmazın ada ve parsel numarasının yanlış bildirilmesinin maddi hata niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği açıklanarak tarafların iddia ve savunmalarında bildirdikleri tüm deliller toplanıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilmiş, Mahkemenin kabulüne göre de; HMK'nın 176. vd. maddelerinde, ıslahın harca tabi olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda da "ıslah harcı" şeklinde bir harç türü yer almadığı, sırf ıslah istemi sebebiyle harç alınamayacağı, ıslah sonucunda, dava/talep konusunun miktar veya değeri artarsa ve artan miktar veya değer için harç ödenmesi gerekiyorsa, ancak o zaman harç ödenmesi/tamamlanması gerektiği, davacının talebi ıslah olarak kabul edilse bile dava değerinde bir artış bildirmediğinden harç ikmaline de gerek bulunmadığı, harç ikmalinin gerekli olması durumunda dahi davacıya bu yönde süre ve imkan tanınması gerektiği, verilen sürede eksiklik ikmal edilmediği takdirde ise 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. madde hükmü göz önünde bulundurularak ıslah edilen miktar yönünden davanın HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği açıklanarak karar kaldırılmış, dosya Mahkemesine gönderilmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının çekişmeli taşınmazı 2004 yılında ...’tan aldığını dava konusu yerin kendisine ait iddia etmiş ise de; bu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekil tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı taraf her ne kadar dava konusu taşınmazı 2004 yılında dava dışı ... isimli şahıstan satın aldığını ancak yapılan kadastro çalışmaları sonucunda taşınmazın davalı ... adına kayıtlandığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuş ise de; mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi, tanık beyanları ve alınan ... Raporu'na göre davacı tarafın bu iddiasını ispat edemediği gibi taşınmazın davalının zilyetliğinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.