Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4065 E. 2025/4323 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4065
- Karar No
- 2025/4323
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/189 E., 2022/220 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... görev alanında bulunan taşınmazlarda evrakta sahtecilik suretiyle işlemler yapıldığını, bu konu ile ilgili olarak Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/757 Soruşturma numarası ile soruşturma yürütüldüğünü, Hasanbeyli'de bulunan 3 15... parsel sayılı taşınmaz eşit hisse ile ... ve ... adına kayıtlıyken 14.12.2015 tarihinde Osmaniye 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin bir müzekkeresinin işleme alınması için açılan ve bu taşınmazla ilgili olmayan başvuruya satış işlem türüyle devam etmek ve sonucunda taşınmazla ilgisi bulunmayan............yevmiye numarasını bu işleme vermek suretiyle 22.12.2015 tarihinde taşınmazın davalı ... adına kaydedildiğini, işlem yapılırken harç ve döner sermaye alınmadığını, satışın elektronik sicilde oluştuğunu ancak kütüğe kalemle yazım yapılmadığını, arşivde ve elektronik sicilde bu işleme ait bir belgenin olmadığını, taşınmazın ... tarafından T.C. ... lehine 1.000.000,00 TL limitle ipotek edildiğini, ipoteğin de 10.12.2015 tarihinde açılan ve bu taşınmaz ve işlemle ilgisi bulunmayan ... numaralı başvuruya ipotek işlemi gibi devam edilerek yapıldığını, bu işleme ilişkin de herhangi bir belgenin bulunmadığını, taşınmazın kütükte eski malikler adına elektronik sistemde ise ... adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek davalı ... adına yolsuz olarak tescil edilen tapu kaydının iptali ile önceki malikleri ... ve ... ........... adına tescilini, davalı ... A.Ş. lehine 1.000.000,00 TL limit bedel üzerinden kurulan yolsuz ipoteğin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar davaya süresi içerisinde cevap vermemiş, davalı T.C. ... A.Ş. vekili yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2016/96 Esas, 2018/358 Karar sayılı kararıyla; tescilin yolsuz olduğu ve davalıların iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu taşınmazın yolsuz tescilden önceki malikleri adına tesciline ve ... lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş; davalı T.C. ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2019/450 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararıyla tarafların ayrı ayrı suç duyurusuna konu ettiği sahte belge düzenlenmesi suçlarından dolayı devam etmekte olan hazırlık soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verilmesi veya ceza davası açılması halinde ceza yargılamasında verilecek kararın hukuk yargılamasına da etkili olacağı, bu nedenle soruşturma sonucunun HMK'nın 165. maddesi uyarınca beklenilmesi, yine gerekirse uzman tapucu ve bankacı bilirkişilere tapu, banka, kooperatif kayıtları üzerinde HMK'nın 266-288 maddeleri uyarınca usulüne uygun bilirkişi incelemesi yapılması, toplanacak deliller, müfettiş raporları ceza dosyaları hep birlikte incelenerek davalılar yönünden bildirdikleri deliller toplanarak TMK'nın 1023-025 maddeleri uyarınca inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararı kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen 28.09.2020 tarihli ve 2019/56 Esas, 2020/19 Karar tarihli kararla; karar tarihine kadar soruşturma dosyalarında herhangi bir gelişme olmadığı, tapu sicili üzerindeki yolsuzlukların 2015 yılında yapıldığı, 2016 yılında başlanılan soruşturma dosyalarının hala tekemmül etmediği, şüphelilerin firari olduğu, soruşturma dosyasında toplanan delillerin dosya arasında bulunduğu, verilebilecek olası bir takipsizlik kararının tescillerin hukuki niteliğini değiştirmeyeceği, soruşturma dosyasının beklenilmesinin yargılamayı belirsiz süreli olarak geciktireceği, davalı ... adına yapılan tescil işlemine ilişkin ıslak imzalı bir belgenin bulunmadığı, alakasız başka işlemlere ilişkin başvuru numaraları ve belgelerin kullanıldığı, elektronik sicile de taranmış herhangi bir evrakın bulunmadığı ve yapılan tescil işlemlerinin gerçekleşme şekli de dikkate alındığında davalıların iyi niyetli sayılmasının mümkün olmadığı, hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen davalıların kazanımlarının korunamayacağı, tapu kütüğündeki bilgi ve belgelerden gerekli dikkat ve özeni göstererek malikin kim olduğunu anlayabilecek kişilerin kütükteki maliki bilmediğini iddia edemeyeceği, davalı.................nın da bu nedenle kütük ile elektronik sicil arasındaki uyumsuzluğu öğrenme olanağının bulunduğu, ayrıca basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğu, buna rağmen 1.000.000,00 TL meblağlı bir ipotek tesisi nedeniyle iyi niyetli sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı ... adına kayıtlı tapunun iptali ile 1/2’şer payla ...ve ... adına tesciline, davalı ... lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2021 tarihli ve 2021/440 Esas, 2021/1494 Karar sayılı kararıyla; Türk Medeni Kanunu'nun 3/1. maddesi uyarınca kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli olunduğu hususunu ispat külfetinin bu iddiada bulunana ait olduğu, ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında bulunamayacağı, davalının ...’ın bilinçli olarak yolsuz tescile iştirak ettiği, diğer davalı ...’nın ise kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermeden değeri düşük taşınmazları teminat alarak kefil aramaksızın kredi verdiği, dava konusu taşınmaz gibi ............. ilçesindeki başka taşınmazlar üzerine de aynı nitelikte birçok ipotek işlemi yaptıkları ve birçok kişiye yüksek miktarda dayanaksız kredi verdikleri, bu kadar yüksek miktardaki kredilerin tahsisinden banka yönetiminin habersiz olmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Kararın, T.C. ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.05.2022 tarih, 2021/10821 Esas, 2022/3883 Karar sayılı kararıyla; "tapu kütüğünde herhangi bir işlem yapılmadığına ve elektronik ortamda yapılan işlemler tapu kütüğüne uygun olmadığına göre, Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmeliğin, “Elektronik tapu siciline geçilene kadar ihtilaf halinde tapu sicili bilgileri esastır.” şeklindeki geçici 1. maddesi ve TMK’nın 705. maddesi gereğince elektronik ortamda yapılan işlemlerin geçersizliğinin tespiti ile yetinilerek, tapu kayıtlarının iptali ve tesciline karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmamıştır." şeklindeki kararıyla Mahkemece verilen kararın bozulmasına, taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına yönelik davalı ... A.Ş.'nin temyiz itirazlarının reddine hükmedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... yönünden davanın kabulü ile, dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi, Merkez Mahallesi 3 15... parsel sayılı taşınmazın davalılar ... ............ ve ... adına kayıtlı iken, diğer davalı ... adına Hasanbeyli Tapu Müdürlüğü kayıtları üzerinde elektronik ortamda tesciline yönelik yapılan işlemlerin geçersizliğinin tespitine, tapu kayıtlarının iptali ve tescili talebine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu taşınmazların tapu kaydındaki davalı ... A.Ş. (Adana Yavuzlar Şubesi) lehine 29.12.2015 tarih ve 945 yevmiye numarası ile tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına yönelik talep yönünden Mahkemece verilen kararın Yargıtay tarafından itirazların yerinde görülmeyerek onanarak kesinleştiği gerekçesiyle bu talep yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Tapu sicilinin tutulmasına hakim olan ilkelerden birinin illilik, yani tescilin hukuki sebebe bağlılığı ilkesi olduğu, TMK'nın madde 1024'te bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olacağının belirtildiği, bu yasal düzenlemeler uyarınca, tescile esas teşkil eden hukuki işlemin, yasanın öngördüğü şekle uygun olarak yapılmamışsa, tescilin dayanağı olan belgeler sahte veya usulsüz olarak düzenlenmişse veya hiç düzenlenmeksizin tescil işlemi yapılmışsa, işlemin yolsuz tescil niteliğinde olacağı, her ne kadar tapu kaydı sonradan gerçek malik adına kaydedilmiş ve ipotekler pasif hale getirilmiş olsa bile tapu kütüğünde ve TAKBİS veri sisteminde yapılan bu değişiklikler hukuki sebepten yoksun olduğundan bu işlemlerin de yolsuz tescil hükmünde olacağı, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın üzerinde yapılan işlemler tümüyle yolsuz olduğundan ve taşınmazın tapu kaydının en son halinde yolsuz nitelikte işlemler bulunduğundan taşınmaz tapu kaydmdaki yolsuzlukların giderilebilmesi için Mahkemece usulüne uygun bir şekilde kurulan tescil kararı verilmesi gerekirken dava konusu taşınmaz hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi ve davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile ipoteğin terkini istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delilerden; dava konusu 3 15... parsel sayılı taşınmazın tapu küğütünde 1/2’şer hisseyle ... ........... ve ... adlarına kayıtlı iken; farklı bir işleme ait 14.12.2015 tarihli ve 1227 başvuru numarası ile ve yine işlemle alakası bulunmayan 25.11.2015 tarihli ve .............yevmiye numaralı işlem ile davalı ... adına satış suretiyle kaydedildiği, işlem sırasında harç ve döner sermaye alınmadığı, satışın elektronik sicilde oluştuğu ancak kütüğe yazım yapılmadığı, işlemin, fiili işlem tarihi olan 22.12.2015 tarihli yevmiye defterinde görünmediği, işleme ait ıslak imzalı ve fiziki bir belgenin mevcut olmadığı, usulsüz işlem ile ... adına (sadece elektronik sicilde) kayıtlı hale gelen taşınmazın yine farklı bir işleme ait 10.12.2015 tarihli 1220 başvuru numarası ile ve yine işlemle alakası bulunmayan 16.12.20 15... yevmiye numarası ile diğer davalı ... lehine 1.000.000,00 TL limitle ipotek tesis edildiği anlaşılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücretine itirazlarına gelince; dosya kapsamında alınan 28.06.2018 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 126.372,50 TL olarak belirlendiği ve harcın da bu değer üzerinden ikmal edildiği nazara alındığında bu değer üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir.
Ne var ki, değinilen bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin işin esasına yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine,
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasına (6) numaralı bent olarak "Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine 19.955,87 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.