Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3421 E. 2026/783 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3421
Karar No
2026/783
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/578 E., 2025/953 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/173 E., 2024/404 K.

Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı ve kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; dava konusu 13 92... , 14 22... ve 29, 14 23... , 14 26... , 14 29... , 15, 23, 27, 30... , 15 18... , 15 31... parsel sayılı taşınmazların davacıların murisi ...'dan kaldığını, muris ...'ın ölümü üzerine davalılardan ...'ın anılan taşınmazlarda intikal işlemlerini yapmak, aynı zamanda ileride taşınmazlardaki davacıların paylarının bedellerini ödeyeceği, ödendiğinde tekrar satış durumları ile uğraşılmaması için satış yapmak hususunda vekaletname istediğini, taşınmazların intikallerinin ardından davalı ...'ın davacıların paylarını 27.05.2013 tarihinde annesi olan diğer davalı ...'a satış suretiyle devrettiğini, ...'nin ise taşınmazları 02.03.2018 tarihinde davalı ...'e temlik ettiğini, davacıların rızaları dışında ve bedelsiz olarak taşınmazların devredildiğini, davalıların da bu durumu bildiklerini ve kötüniyetli olduklarını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacıların miras paylarının adlarına tesciline, olmadığı takdirde taşınmaz bedellerinin tespiti ile payları oranında tazminatın 27.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili; tapu kayıt maliki olan davalı ...'in iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, taşınmazları bedeli karşılığında satın aldığını, davacı ... ...'nin eşi öldükten sonra eşine intikal eden miras payını istemediğini ve davacı ...'ın bakımını davalılar ... ve ...'nin yapmasına karşılık vekalet verildiğini, davacının talebi doğrultusunda davalı ...'ın, annesi ... ile yeğeni ...'e baktığını ve buna karşılık davacının eşine düşen miras payını annesi ...'ye devrettiğini, tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın taşınmazların devri hususunda vekalet vermek zorunda bırakıldığı, satış bedelinin davacılara ödendiğine yönelik herhangi bir delil bulunmadığı, satışın bir bedel karşılığı yapıldığının dahi ispatlanamadığı, davalı ...'ın dayısı olan diğer davalı ...'in iyi niyetli üçüncü kişi olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı vekilin vekaletnameye uygun şekilde davacıların paylarını vekaletnamede ayrıca ve açıkça belirtilen davalı ...'ye devrettiği, vekaletnamede devrin hibe yolu ile dahi gerçekleştirilebileceğinin belirtildiği gerekçesiyle davalı ... yönünden sübut koşulları oluşmayan davanın reddine, davalı vekile yönelik terditli tazminat istemi yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle davanın usulden reddine, diğer davalı ... yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, verilen kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine ise 21.05.2025 tarihli ek kararla; dava değerinin karar tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Ancak 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirildiğinden, anılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında, dava değerinin dava tarihi 2017 yılı itibari ile temyiz kesinlik sınırının altında kalmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin asıl karara ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine.

Davacılar vekilinin öteki temyiz itirazlarına gelince;

Somut olayda; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğiyle açılan eldeki davada, söz konusu terditli tazminat isteği taşınmazın aynına ilişkin olup, bu tür davalar hak düşürücü süreye ya da zamanaşımına tabi değildir.

Öte yandan, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı davalar özünde vekilin vekâlet görevini kendisi ya da bir başkası yararına kötüye kullandığı iddiasına dayanmaktadır. Bu nedenle bu tür davalarda davacının iddiasını ispat edebilmesi açısından tazminat talebi olmasa dahi davayı kayıt maliki yanında vekile ya da ara malike de yöneltmesi mümkündür. Çünkü davada ispat edilmesi gereken husus, vekâlet görevini kötüye kullanan vekil ile kayıt maliki olan kişinin ya da kişilerin (ara malik) vekil eden aleyhine el ve iş birliği içerisinde bir haksızlık yaparak onu zarara uğrattıklarına ilişkindir. Bu noktada kayıt maliki ya da kayıt maliki olmuş ara malikler ile vekil arasındaki el ve iş birliğinin belirlenmesi, aralarındaki ilişkinin gerçek mahiyetinin açıklığa kavuşturulması açısından vekile ve ara maliklere de husumet yöneltilmesinin olayın daha iyi aydınlatılması ve ispatı ile yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından etkili olduğu açıktır.

Hal böyle olunca; davanın reddine karar verildiğine göre, tapu kayıt maliki davalı ... ile birlikte diğer davalılar yönünden de davanın esastan reddi gerekirken, davalı vekil ... yönünden zamanaşımı nedeniyle, davalı ara malik ... yönünden pasif husumet nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir.

Ne var ki, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacılar vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının; gerekçesinin yukarıda bahsedilen şekilde, hüküm fıkrasının; (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine "2-Davanın reddine" cümlesinin yazılması ve ilgili bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3421, K. 2026/783, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3421-e-2026-783-k-6218d26e0a21