Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3396 E. 2026/3368 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3396
Karar No
2026/3368
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/41 E., 2025/46 K.

Mahkemece verilen karar, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava; tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.

...ili, ... ilçesi, ...köyü çalışma alanında bulunan dava konusu bölümler, 2009 yılında yapılan tesis kadastro çalışmaları sırasında dere yatağı olması nedeni ile tespit harici bırakılmıştır.

Davacı; ...Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır.

Davalı Hazine ve davalı ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili; davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın makul sürede açılmadığı gerekçesiyle reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.11.20 17... /20449 Esas, 2017/7936 Karar sayılı kararı ile; “Mahkemece varılan sonucun yasaya uygun bulunmadığı, kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazların kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak tescili istemiyle açılacak davaların, belirli bir süre içinde açılmasını öngören bir hüküm bulunmadığı, 6360 sayılı Kanun gereğince ...Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyesinin davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi, TMK'nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişi raporuna göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yapılması gerektiği belirtilerek” bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların en az 1984 yılında imar-ihyasına başlanılmış olup davacının dava tarihi itibariyle 20 yıldan fazla süredir nizasız ve fasılasız şekilde ekonomik amaca uygun zilyet olduğu, davacı adına tescil koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 12.529, 32... 'lik kısım ile (B) harfi ile gösterilen 8.876, 72... 'lik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Bilindiği üzere; olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmaz mülkiyetinin kazanılması ve taşınmazın zilyedi adına tespitine ilişkin temel koşullar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenmiş, aynı Kanun’un 17. maddesinde ise imar ve ihya kurumuna yer verilerek imar-ihya gerektiren taşınmazlar yönü ile düzenleme yapılmıştır.

Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Ancak bu yerlerin koşulları oluştuğu takdirde imar ve ihya ile kazanılması mümkündür. Buna karşılık aktif nehir, çay ve dere yatakları ile bu gibi yerlerin etki alanında bulunan yerlerin imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir (HGK'nın 02.10.1996 tarihli ve 1996/20-429 Esas, 1996/643 Karar; 18.02.1998 tarihli ve 1998/4-122 Esas, 1998/138 Karar sayılı kararları).

Somut olaya gelince; Mahkemece taşınmaz başında 2 kez keşif yapıldığı, her iki keşfe farklı jeoloji mühendisinin eşlik ettiği, yapılan keşifler sonucu dosya arasına alınan 10.04.2021 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişi raporu ile 22.02.2023 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz bölümlerinin güncel konumları itibarı ile aktif ... çay yatağı ile arasında belirgin bir kot farkı bulunmaması, çay yatağında mevsimsel yağışlara bağlı olarak su seviyesi, yükselmesi durumunda ileride oluşacak su basması, sel, su taşkını ve feyezan vb. gibi doğal olaylara maruz kalabilecek nitelikte olduğu belirtildiğinden dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğundan söz edilemez.

Hâl böyle olunca; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davalı Hazine temsilcisinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3396, K. 2026/3368, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3396-e-2026-3368-k-f9a56c7d6ad4