Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1918 E. 2026/3329 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1918
Karar No
2026/3329
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/287 E., 2025/128 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesine dayalı bedel istemine ilişkindir.

Davacı ... İdaresi vekili; Evkaftan ...... Dahilinde Parakende ... Vakfından icareli dava konusu 25 66... parsel sayılı taşınmazın 7/32 payının ... kızı ..., 9/32 payının ... kızı ... adlarına kadastro suretiyle tescil edildiğini, kayıt maliklerine ulaşılamaması nedeniyle Defterdarın kayyım tayin edildiğini, dava dışı paydaşlar tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasında anılan kayıt maliklerinin hisselerine isabet eden bedelin kayyım hesabına depo edildiğini, 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca taşınmazın vakfına ait olduğunu ileri sürerek kayıt maliklerinin paylarına isabet eden kayyım hesabında bulunan bedelin faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.

Davalı Kayyım vekili; kayıt maliklerinin mirasçılarının olup olmadığının araştırılması gerektiğini, taviz bedeli ödendiğinden taşınmazın Vakıfla bir ilişkisinin kalmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.

İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.02.2014 tarihli ve 2013/117 Esas, 2014/42 Karar sayılı kararıyla; 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kayyım vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine, Dairenin 02.04.2015 tarihli ve 2015/2607 Esas, 2015/4768 Karar sayılı kararıyla, eksik araştırma nedeniyle ve kabule göre de davalı Kayyımın davada yasal hasım konumunda olduğu gözetilmeksizin harç, yargılama gideri ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulmuş olmasının doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuş, davacı vekili ve davalı Kayyım vekilinin karar düzeltme isteği Dairece reddedilmiştir.

Mahkemenin 08.12.2021 tarihli 2016/20 Esas, 2021/768 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın 9/32 pay sahibi ... kızı ...'nin mirasçılarının bulunduğu tespit edildiğinden anılan kayıt maliki yönünden davanın reddine, 7/32 pay sahibi ... kızı ... yönünden ise 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle satış dosyasında ... kızı ... hissesine isabet eden ve kayyım hesabına depo edilen 14.623,68 TL'nin faiziyle birlikte davacı Vakfa ödenmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kayyım vekili ve davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 27.02.2024 tarihli 2023/3752 Esas, 2024/1551 Karar sayılı kararı ile, dava konusu taşınmazın 9/32 pay maliki ... kızı ...'nin mirasçılarının bulunduğu tespit edilerek ... kızı ...'nin payı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğu, ancak 7/32 pay maliki ... kızı ... yönünden yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 9/32 pay maliki ... kızı ...'nin mirasçılarının bulunduğu tespit edilerek ... kızı ...'nin payı yönünden davanın reddine, 7/32 pay sahibi ... Kızı ... yönünden mirasçılarına ulaşılamadığı, taşınmazda Zemine hissesi yönünden sahih vakıf olan ve kadastro tespit varakasında Evkaftan ...... Dahilinde Parakende ... Vakfından olduğu belirtildiğinden, İstanbul 21. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/37 Esas ve bilahare 2011/5 satış sayılı dosyasından 7/32 paya isabet eden 14.623,68 TL'nin işlemiş ve işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazlarının reddine.

Hemen belirtilmelidir ki, Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas, 2017/1-716 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan ve gaip kişi adına yaptığı iş ve işlemler nedeniyle 3561 sayılı Kanun kapsamında yönetim kayyımı olan Defterdar burada Hazineyi temsil etmemekte, aksine kayyımlık görevi gereği gaip kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumakta olup taşıdığı kayyımlık sıfatı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harçtan muaf olmadığı gibi, aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilebileceğinden, eldeki davada davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre taşınmazın kabul edilen kısmının değeri üzerinden vekalet ücreti ile kabul-ret oranında yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği açıktır.

Öte yandan, harç kamu düzenine ilişkin olup usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği gibi, her ne kadar Mahkemenin 04.02.2014 tarihli kararı ile davalı aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş ve Dairenin 02.04.2015 tarihli kararında kabule göre davalının yasal hasım olduğundan bahisle bahsi geçen kalemlerden sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiş ise de, HGK’nın 05.10.2021 tarihli 2017/(6)8-1844 Esas, 2021/1145 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere bozma kararında yer alan kabule göre şeklindeki kısım bozma kararı olmayıp Mahkemenin bozma kararına uymuş olmasının usuli kazanılmış hak doğurmayacağı da açıktır.

Ne var ki, anılan hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin değinen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine “Davacı tarafından yapılan tebligat, keşif, bilirkişi ücreti vs. olmak üzere toplam 5.088,05 TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre 2.238,74’sinin davalı Kayyımdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına” ve hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine “Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesi 1. ve 2. fıkrasına göre belirlenen 14.623,68 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un 438/7. maddesi uyarınca kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz eden davacı ... İdaresi harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1918, K. 2026/3329, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1918-e-2026-3329-k-4fb4af7b6535