Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2040 E. 2026/4523 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2040
Karar No
2026/4523
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2016/118 E., 2021/12 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sırasında; Van ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 07... , 44, 45, 47, 48, 49, 50, 51, 52... parsel sayılı sırasıyla 146.043,31 m², 23.955,72 m², 8177,79 m², 17.449,07 m², 8912,91 m², 6.758,32 m², 5.180,12 m², 16.109,85 m², 19.055,37 m² ve 14.120,64 m² yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 1 07... sayılı parsel eşit paylarla ... ve ..., 1 07... sayılı parsel ..., 1 07... sayılı parsel ..., 1 07... ve 51 sayılı parseller ..., 1 07... sayılı parsel ..., 1 07... sayılı parsel ..., 1 07... sayılı parsel ..., 1 07... sayılı parsel ... ve 1 07... sayılı parsel ... adlarına tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığını, 1936 yılı umumi tahririnde Hazine adına kayıtlı bulunduğunu ileri sürerek, ayrı ayrı dava açmış, yargılama sırasında dosyalar birleştirilmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 06.05.2014 tarihli ve 2007/4058 Esas, 2014/1022 Karar sayılı kararı ile dava konusu 1 07... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.04.2016 tarihli ve 2016/3388 Esas, 2016/3741 Karar sayılı ilamıyla "yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olmadığı açıklanarak, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen ziraat bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın komşu mera parseli ile sabit sınırlarının bulunmadığı ve genişletilmesinin mümkün olduğunun belirtildiği halde dava konusu taşınmazın neden mera olarak kabul edilmediği denetime elverişli şekilde tartışılmadığını, soyut açıklamalarla yetinildiğini, doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir, tespit gününden 20-30 yıl öncesine ait ve üç farklı dönemde çekilmiş hava fotoğraflarının temin edilmesi, bundan sonra mahallinde ziraat mühendislerinden oluşacak üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulunun ve harita mühendisi fen bilirkişisinin de katılımı ile yeniden keşif yapılması; ziraatçı bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, toprak yapısı, bitki örtüsü, komşu parsellerle mukayesesi, komşu mera taşınmazları ile arasında doğal ya da yapay kadim bir sınırın bulunup bulunmadığı, mera taşınmazları ile aynı özellikleri taşıyıp taşımadığı ve taşınmazın mera vasfında olup olmadığı hususlarında bilimsel verilerle desteklenmiş ayrıntılı rapor düzenlemeleri istenmesi; harita mühendisi fen bilirkişisinden keşfi izlemeye imkan verir harita düzenlemesi, dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları üzerindeki konumunu işaretleyerek ziraat bilirkişi kurulu ile birlikte hava fotoğraflarında gözüken niteliğini belirlemesi, ayrıca dava konusu taşınmazın özellikle mera taşınmazları ile müşterek sınırlarını gösterir ve farklı açılardan çekilmiş fotoğrafları üzerinde dava konusu taşınmazın sınırlarını işaretlemesi istenmesi, bundan sonra, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte incelenip tartışılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle, 1 07... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün bozulmasına, ayrıca bu dava dosyası ile birleştirilen mahkemenin 2007/4050, 4051, 4052, 4053, 4054, 4055, 4056, 4057, 4059 Esas sayılı dava dosyalarının incelenmesinde, 1 07... , 45, 47, 48, 49, 50, 51, 52... parsel sayılı taşınmazların davaya konu edildiği ve kadastro tutanakları aslının da dosya içine getirildiğinin anlaşıldığı, ne var ki, mahkemece dava konusu olan 1 07... , 45, 47, 48, 49, 50, 51, 52... parseller yönünden, inceleme ve araştırma yapılmadığı, hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı, dava konusu taşınmazlar hakkında hüküm kurulmaması isabetsiz olduğuna" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yapılan belgesizden tespit araştırmasında davalılar, davalı müşterekleri, mirasçıları ve murisi evvellerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde belirtilen nisapları geçkin aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden taşınmaz iktisap etmedikleri, eldeki dava haricinde davalıların zilyetliğinin niza konusu olmadığı, dava konusu taşınmazların mütegayyip ve firari şahıslardan kalma olup 18. madde gereği Hazine adına tescil edilecek yerlerden olmadığı, dava konusu taşınmazların bitki örtü ve deseni itibarıyla eylemli yahut tahsisli mera olmadığı, taşınmazların taşlık probleminin bulunmadığı, taşınmazların sınırların sabit ve belirgin olduğu genişlemeye müsait olmadığı, dava konusu taşınmazların incelenen hava fotoğraflarında tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süre ile ekili sürülü olduğu, keşif tarihi itibarıyla yapılan gözlemde 1 07... sayılı parselin çayır arazisi olarak tasarruf edildiği sulu tarıma elverişli olduğu, 1 07... numaralı parselin koronga ekili olduğu, 1 07... sayılı parselin yonca ekili olduğu, 1 07... numaralı parselin sürülü tarım arazisi vasfında olduğu, 1 07... numaralı parselin yonca ekili olduğu, 1 07... numaralı parselin yonca ekili olduğu, 1 07... numaralı parselin yonca ekili olduğu, 1 07... parsel taşınmazın yonca ekili olduğu, 1 07... parselin yonca ekili olduğu, 1936 tahrir kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uygulanamadığı, Keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin; 1 07... numaralı parseli davalı ...'in kullandığını ...'e babası ...landığını, 1 07... numaralı parseli ... babası ...'tan beri kullandığını mütegayyip şahısların yaşadıklarını dedelerinden duyduklarını fakat görmediklerini beyan ettikleri" gerekçesiyle davaların ayrı ayrı reddine, dava konusu 1 07... , 44, 45, 47, 48, 49, 50, 51, 52... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinilebilecek taşınmazlardan olmadığını, bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz olduğunu ileri sürmüş ve resen belirlenecek hususlarla hükmün bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olup, dava konusu taşınmazların niteliğinin belirlenmesi, bu belirlemeye göre de 3402 sayılı Kanun'a göre zilyetlikle edinilebilecek taşınmaz niteliğinde iseler, davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Mahkemece mahallinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişilerin beyanları, maddi ve somut olaylara dayanmayan, taşınmazların geçmişteki niteliği ve kullanım şekli konusunda açıklayıcı olmayan, herhangi bir ayrıntı içermeyen ve uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayan beyanlar olarak kalmış, her bir taşınmaz başında ayrı ayrı beyan alınmamış, dinlenen mahalli bilirkişilerden dava konusu taşınmazların tamamı hakkında bilgileri sorulması gerekirken, bu hususa riayet edilmemiş, taşınmazların etrafı 1 07... parsel sayılı mera parseliyle çevrili olduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamış, taşınmazlar ile komşu mera parselinin ne şekilde ayrıldığı, taşınmazların meradan açma veya meranın devamı niteliğinde olup olmadığı hususunda ayrıntılı, gerekçeli ve yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş rapor aldırılmamış, taşınmazların niteliğini ve kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde tespit tarihi itibarıyla doğru olmayan 19 55... tarihlerine ait hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden temin edilerek jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden rapor alınmış, ayrıca bu raporda streoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılması gerektiği halde, usule aykırı şekilde streoskopik inceleme olmaksızın tek resim değerlendirmesi yapılmış, 1988 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde 1 07... parsel sayılı taşınmazı sürülü alan ve sürülü olmayan alan olarak değerlendirme bulunduğu halde ziraat bilirkişi kurulu raporunda bu husus tartışılmamış, taşınmazların niteliğini ve komşu mera parseli ile arasında ayırıcı unsur olup olmadığını tespit etmekten uzak soyut nitelikle ziraat bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Eksik ve yetersiz bir incelemeye dayalı olarak karar verilemez.

O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazların tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazların bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, teknik bilirkişi, daha önceki keşfe katılmamış 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve jeodezi ve fotogrametri uzmanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında, dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, dava konusu taşınmazlar ile komşu mera parselleri arasında ayırıcı nitelikte bir unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemece taşınmazların görüntüsü ve mera ile ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki hakim gözlemi keşif tutanağına aynen yansımalı, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususlarında tek tek ve olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazların meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere dayalı, yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazların geçmişteki ve şimdiki niteliği, sınırları, mera vasıflı olup olmadığı ve mera ile ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı, taşınmazların ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, taşınmazların niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen ayrıntılı rapor hazırlattırılmalı, taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yolu ile kazanılabilecek nitelikte bir taşınmaz olduğunun tespiti halinde zilyetlikle kazanma şartlarının davalı taraf lehine oluşup oluşmadığı, kesin olarak belirlenmeli, dava konusu taşınmazların mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken değer taşımayacağı gözetilmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2040, K. 2026/4523, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2040-e-2026-4523-k-5c03968b793f