Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/303 E. 2025/5312 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/303
- Karar No
- 2025/5312
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/238 E., 2023/51 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde; bakıma ihtiyacı olmayan, sosyal güvencesi ve emekli maaşı bulunan muris babası ...'ın, davacı kızından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak Aydın ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki 1 11... parsel ve ... Mahallesindeki 2 74... parsel sayılı taşınmazlarını kısa zaman aralıklarıyla iki ayrı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı eşi ...'ya temlik ettiğini, bakım ile devredilen malvarlığının orantısız olduğunu, devirlerin yapıldığı dönemde muris ile davacının arasının açık olduğunu, murisin, eşi davalı ...'nın baskısıyla kızı davacıdan mal kaçırmak amacıyla bu devirleri yaptığını, davalı ...'nın muris öldükten 6 ay sonra 41 parseli el ve işbirliği içinde hareket ettiği diğer davalı ...'ya danışıklı olarak tapuda çok düşük bedelle sattığını, ...'ın iyi niyetli olmayıp davalı ...'nın dava dışı oğlu ...'ın oğlunun arkadaşı olduğunu ileri sürerek taşınmazların ... ve ... adına tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... cevap ve ikinci cevap dilekçesinde; murise 48 yıl boyunca baktığını, murisin bronşit, prostat gibi kronik hastalıkları olduğunu, murisin daha önce kendisinin babasından intikal eden dava dışı 3 parça taşınmazını satarak sigortasını ödediğini, dava konusu temliklerin de kendisinin fedakarlığına karşılık vefa borcuyla yapıldığını, murise baskı yapmadığını, murisin davacı kızıyla aralarının açılmadığını, kendisinin dava dışı bekar oğlu ...'ın evlenebilmesi için dava konusu 41 parseli satmak zorunda kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap ve ikinci cevap dilekçesinde; 41 parseli davalı ...'dan tapu kaydına güvenerek bedeli karşılığı satın alan davalı ...'ın iyi niyetli 3. kişi olduğunu, diğer taraflar arası aile içi meseleleri bilmediğini, 41 parselin satış bedelinin banka kanalıyla yaklaşık 130.000,00 TL olarak davalı ...'ya ödendiğini, tapudaki bedelin gerçeği yansıtmadığını, ...'ın satın aldıktan sonra 41 parseli kullanmaya başladığını, masraf yapıp ev ve besihane inşa ettiğini, davalı ...'nın oğlu ... ile arkadaş olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2018 tarihli kararıyla; murisin 73 yaşında ve bakıma muhtaç olduğu zamanda davalı eşi ... ile yaptığı ölünceye kadar bakma sözleşmelerini bakım karşılığı yaptığı, murisin sağlığında bakılmadığına dair bir şikayetinin veya davasının olmadığı, amacın mirasçıdan mal kaçırmak değil kendisine baktırmak olduğu tanık beyanlarına göre eşi ...'un murise uzun yıllar baktığı, murisin devrettiği taşınmazların değerinin ( 28... parseller), terekesinde kalan diğer malvarlığına (1 46... parsel) oranlandığında makul sınırda kaldığı ve davacının saklı payını ihlal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2018 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli kararıyla; murisin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığı, eğer kastı mal kaçırmak olsaydı diğer taşınmazlarını da devredebileceği, ancak murisin uhdesinde başka taşınmazlar bıraktığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.06.2021 tarihli ve 2020/2055 Esas, 2021/3014 Karar sayılı kararıyla; 1 11... parsel sayılı dava konusu evin muris tarafından davalı eşi ...'ya bakım karşılığı devredildiğinin sabit olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin 28 parsele yönelik temyiz itirazlarının reddine hükmün 28 parsel sayılı taşınmaz yönünden onanmasına; ancak 28 parsel sayılı taşınmazın devrinden bir buçuk ay sonra yeniden ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle 41 parsel sayılı taşınmazın da devredilmesiyle murisin üzerinde kalan taşınmazlar ve temlik konusu taşınmazlar kıyaslandığında makul oranın aşıldığı, murisin 41 parseli davalı ...'ya devrinin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, ancak 41 parseli ...'dan satın alan davalı ...'ın TMK 1023. maddesi kapsamında iyi niyetli olup-olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle 41 nolu parsel yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma sonrası yapılan araştırmada davalı ...'ın taşınmazı satın alırken banka kanalıyla yaklaşık 130.000,00 TL ödeme yaptığı, davalı ...'nın banka hesabına bu miktarda para girdiği, davalı ...'ın satın aldıktan sonra taşınmazı fiilen kullandığı, üzerine yapı inşa edip ticari faaliyet yürüttüğünün tanık beyanlarından anlaşıldığı, tanıkların hiçbirinin ...'ın muvazaayı bildiğine dair somut bir beyanı olmadığı, satış bedeli 130.000,00 TL ile rayiç değer 254.000,00 TL arasında fark olsa da bedeller arası farkın tek başına ...'ın kötü niyetini ispatlamayacağı, satışın gerçek olduğu, davalı ...'ın taraflar arasındaki husumeti bilebilecek durumda olmadığı ve TMK 1023. maddesi anlamında iyi niyetli olduğu gerekçesiyle bozmaya konu 41 parsel yönünden davanın reddine, onanmak suretiyle kesinleşen 28 parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası dinlenen tanık beyanlarına göre davalı ...'ın 41 parselin alımında durumu bildiğini ve kötü niyetli olduğunu kanıtladığını, 41 parselin satış tarihindeki değeri yaklaşık 254.000,00 TL iken, ...'a yarı fiyatına 130.000,00 TL bedelle satıldığını, tapuda ise bedelin 7.000,00 TL gösterildiğini, ... gibi 7.000 nüfuslu küçük bir ilçede, taşınmazın belediye hoparlöründen ilan edilmeden, tanıdıklara haber verilmeden ve gizlice satıldığını, tanıklar ..., ... ve ...'ın beyanlarına göre davalı ...'ın davalı ...'nın dava dışı oğlu ... ile samimi arkadaş olduklarını, satışın bu ilişki üzerinde ayarlandığını, ...'ın aile içi mal kaçırma olaylarını bildiğini, davalı tanıklarının bedelin çelişkili olarak elden ödendiğini söylediklerini, murisin ölümünden sadece 6 ay sonra taşınmazın elden çıkarılmasının şüpheli olduğunu, taşınmazın sık aralıklarla el değiştirmesi, bedel farkı ve tarafların aynı yerde yaşaması gibi durumların kötü niyet karinesi sayıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının 41 parsel yönünden bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukukî nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararın bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İyi niyetli üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1023. maddesi; “Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan bu maddeye göre, tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkânsız olan kişinin iktisabı korunur. Öte yandan aynı Kanun'un “İyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1024. maddesi ise; “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” hükmünü içermektedir. Bu madde ile de iyi niyetli olmayan kimsenin iktisabının korunmayacağına vurgu yapılmıştır. TMK’nın 1023. maddesi iyi niyetle mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korurken; aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. madde ile iyi niyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımına değer verilemeyeceğini vurgulamıştır.
3.Nitekim bu doğrultuda, 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; “…Vakıa ve karinelerden olayda kanunen iyi niyet iddiasında bulunmayacak durumu belirmiş olan kimsenin kötü niyetinin diğer tarafa ispat ettirilmesine sebep ve vecih kalmayacağından dava hakkının doğumunu sağlayan ve bertaraf eden iyi veya kötü niyetin bu durumda mahkemece re’sen nazara alınabileceğine…”, 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas, 1991/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ise; “…Tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmaz malı iktisap eden kimseye karşı TMK'nın 931. maddesinde öngörülen iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali davalarında, dava açma iradesinin iktisabın kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığına, kaldı ki öyle olmasa bile buradaki kötü niyet iddiasının hukuki mahiyeti itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle de yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan her zaman ileri sürülebileceğine…” karar verilmiştir.
4. 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen kötü niyet iddiasının mahkemece re'sen nazara alınabileceği ilkesi 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas, 1991/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsenerek; kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece re'sen nazara alınacağı kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.
5. Tapudan ayni hak iktisap eden üçüncü şahsın iyi niyetli olup olmadığı ve satışın kötü niyete dayandığının hangi hâllerde bilinmesi gerektiği araştırılırken kesin bir ölçü koymak mümkün değil ise de, genel bazı kriterlerle önemli özel durumların araştırılması gerekir. Genel kriter olarak, davalının dayandığı tescilin kötü niyetli olduğunu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın genel hayat tecrübelerine ve hayatın doğal akışına göre bilip bilmediği veya normal görünüşlü bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olup olmadığı araştırılmalıdır.
6. Somut olaya gelince; muris ...'un 25.06.2015 tarihinde öldüğü, geriye davalı eşi ..., davacı kızı ... ve dava dışı oğlu ...'ı bıraktığı, muris tarafından dava konusu 1 11... parsel sayılı taşınmazın 15.11.2011 tarihinde; temyize konu 2 74... parsel sayılı taşınmazın ise 30.12.2011 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmeleriyle davalı ...'ya devredildiği, temyize konu 2 74... parsel sayılı taşınmazın da davalı ... tarafından 15.06.2016 tarihli satış işlemiyle 7.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'a satıldığı,14.02.2024 tarihli yenileme kadastrosu sonucu 2 74... parselin 12.692,31 metrekare yüz ölçümlü kargir evli incir bahçesi vasıflı 13 66... parsel sayısını aldığı, 28 parsel sayılı taşınmaz yönünden ölünceye kadar kendisine baktırma amacıyla devredildiği gerekçesiyle davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının önceki bozma kararında onandığı, onama kararı sonrasında 28 parsel (... 14 34... parsel) sayılı taşınmazın davalı ... tarafından 16.08.2021 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile dava dışı Tuncay Acar'a devredildiği anlaşılmaktadır.
7. Önceki bozma kararında dava konusu 41 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'a satışında davalı ...'ın TMK'nın 1023. maddesi korumasından faydalanıp-faydalanmayacağına dair İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle hüküm 41 parsel yönünden bozulmuştur. Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince dinlenen davacı tanıklarından ..., ..., ...'ın davalı ...'nın dava dışı oğlu ... ile davalı ...'ın arkadaş olduklarını beyan etmeleri, davalı ... ve davalı ... arasındaki 15.06.2016 tarihli satış senedinde yazılı "... Mah. ... Sk. 4/ ..." ve ... Mah. ... Cad. 81/2 ..." adreslerinin birbirlerine çok yakın konumda olması, davalı ...'ın taşınmazın satış tarihindeki keşfen belirlenen 130.000,00 TL bedelle alındığını bildirdiği 41 parsel sayılı taşınmazın ...'a satış tarihindeki keşfen belirlenen 252.852,80 TL değerinin yaklaşık olarak yarısına karşılık gelmesi olguları birlikte değerlendirildiğinde 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davalı ...'ın TMK'nın 1024. maddesi uyarınca durumu bilecek konumda olduğu ve 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı kanaatine varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, 2 74... (... 13 66... ) parsel sayılı taşınmazın son kayıt maliki davalı ...'ın iyi niyetli olmadığı kabul edilerek anılan parsel yönünden tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının temyize konu 2 74... (... 13 66... ) parsel sayılı taşınmaz yönünden BOZULMASINA, İstek hâlinde, peşin yatırılan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.