Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/8732 E. 2025/10191 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8732
Karar No
2025/10191
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/973 E., 2024/747 K. DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil- Aile Konutu Şerhi Konulması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/461 E., 2022/77 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tamamı yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ve karşı taraf davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava; 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi hükmü uyarınca tapu iptali ve tescil ile aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu ve satış işlemi ile ilgili malik olmayan davacı eşin açık rızasının alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından tamamı yönünden istinaf edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince davacının, dava konusu taşınmazın değerinin tespiti amacıyla gelen uzmana taşınmazın sahibinin eşi olduğunu söylediği, görüşme dökümlerine göre davacı ile davalı ...'in sık sık görüştükleri, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi hükmü uyarınca davalı ...'in iyiniyetinin korunması gerektiği belirtilerek davalı ... vekilinin istinaf itirazının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu madde hükmü ile "aile konutu şerhi konulmuş olmasa da" eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple, tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh "Kurucu" değil "Açıklayıcı" şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma "Emredici" niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak "Belirli olan" bir işlem için verilebilir. 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, "Aile birliğinin korunması" amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "Açık rızası bulunmadıkça" aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun başkası adına devir edilerek, tescil edilmesi gibi "Tek başına" bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma "Ancak diğer eşin açık rızası alınarak" yapılabilir. Madde eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "Açık" olması gerekir.

Somut olaya bakıldığında, yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, tapu kaydı, ekspertiz kayıtları, emniyet araştırma tutanağı, telefon kayıtları, icra dosyası, kira sözleşmesi vs. Tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın 2016 yılında satın alınarak davalı eş adına tescil edildiği, davacı ve ailesi tarafından aile konutu olarak kullanıldığı, dava açıldığı tarihte ve yargılama sırasında da aile konutu olarak kullanılmaya devam ettiği, davacı tarafça dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun ispatlandığı, dava konusu taşınmazın davalı ...'e satışına karşı davacı kadının açık rızasının alınıp alınmadığı hususu yönünden yapılan incelemede ise, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...'in tanığı olan eksperin beyanı ve davacı kadın ile davalı ... arasında sık sık yapılan iletişim kaydı bulunduğu, davalının iyiniyetli olduğu belirtilmişse de dava konusu taşınmazın 25.10.2018 tarihinde davalı eş tarafından davalı ...'e satıldığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı eşin ticaret ile uğraştığı, sıklıkla yüklü miktarda kredi çektiği için eve taşınmaz değerinin tespiti amacıyla uzmanların geldiği, davacı kadının ve ortak çocuğun bu duruma alışkın olmaları sebebiyle bu durumu sorgulamadıklarının belirtildiği, yine davacı ile davalı ... arasında dava konusu taşınmazın devrinden sonra 03.8.2019 tarihinde 7 dakikalık görüşme olduğu, mesaj kaydına dair sunulan fotoğrafta ise davacı kadının davalı ...'e o gün içerisinde uygun olmadıkları daha sonraki bir tarihte gitmeleri konusunda beyanda bulunduğu, davacı kadının bu durumu, davalı ... ile komşu oldukları, aynı zamanda ...'in emlak işi ile uğraştığı, aile fertlerinden birinin taşınmaz alımı ile ilgili kendisine yetki verildiği, yani dava konusu taşınmaz ile ilgili konuşmadıkları yönünden açıklamada bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde belirtilen olguların satış işlemine karşı davacı kadının açık rızasının alındığını, yahut davacı kadının kötüniyetli olduğunu, ya da iş bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ispatlamayacağı, dava konusu taşınmazın davalı ...'e satışından, eve icra memurlarının gelmesi ile davacı kadının bilgi sahibi olduğu, sonrasında iş bu davayı açtığı, davalı ... tarafından davacı eşin açık rızasının alındığının ispatlanamadığı, aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devrinin, davacının açık rızasını gerektirdiği, (HGK'nun 24,05.20 17... /2-1604 esas, 2017/967 karar sayılı kararı), eşin "Açık rızası alınmadan" yapılan işlemin "Geçersiz olduğunu" kabul etmek gerektiği anlaşılmakla, gerçekleşen bu durum karşısında yukarıda açıklanan yasal düzenleme ile ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davacı malik olmayan eşin açık rızası ispat edilemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davacı ...'a verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8732, K. 2025/10191, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-8732-e-2025-10191-k-650f81a7f2d5