Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5793 E. 2025/5021 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5793
- Karar No
- 2025/5021
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2400 E., 2024/2567 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/40 E., 2024/213 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı ...; mirasbırakan babası ...’ın maliki olduğu 1 41... parsel sayılı taşınmazının ara malik kullanarak davalı oğlu ...’a devrini sağladığını, temliklerin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davacı ..., mirasırakan babası ...’ın 1 41... , 1 46... , 1 40... ve 2 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’a, 1 42... ve 1 44... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’ye satış suretiyle devrettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmiş, aşamada 1 39... , 1 40... ve 2, 1 42... ve 1 44... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın geri alındığı beyan edilmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; taşınmazlarda müşterek malik olduğunu, bu nedenle şufa hakkını kullanarak taşınmazları aldığını, muristen kendisine yapılan bir devir bulunmadığını, yapılan işlemlerde mal kaçırma ve mirasçıların saklı paylarını zedeleme kastı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ..., davaya cevap vermemiş; aşamada davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli ve 2019/342 Esas, 2021/277 Karar sayılı kararı ile; muris ...’ın dava konusu taşınmazdaki payını 05.05.2016 tarihinde dava dışı ...’ye satış suretiyle devrettiği, ...’in de bu payı 11.07.2016 tarihinde murisin torunu ve davalı ...’ın oğlu olan ...’a devrettiği, ...’un da bu payı 22.08.2017 tarihinde tekrar murise devrettiği, bu aşamada ...’ın Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/481 Esas sayılı dosyası ile murise karşı ön alım davası açtığı, murisin bu davayı kabul ettiği ve taşınmazın davalı ... adına tescil edildiği, murisin ilk satışı yaptığı tarihte ekonomik durumunun iyi olduğu, taşınmazı satmasını gerektirir bir neden bulunmadığı, murisin ilk satışı yaptığı tarihin üzerinden bir yıl sonra torunundan taşınmazı tekrar satın almış olmasının 05.05.2016 tarihinde murisin yaptığı ilk satışın da gerçek bir satış iradesinin bulunmadığını desteklemekte olduğu, ayrıca murise karşı davalı tarafından açılan ön alım hakkı davasında, murisin taşınmazı yeni satın almış olmasına rağmen davayı kabul ettiğini beyan ettiği, taşınmazda davaya konu hissenin satış tarihi itibariyle değerinin 1.942.566,50 TL olmasına rağmen 73.500,00 TL bedel ile dava dışı ...'ye satıldığı, ...'nin murisin halasının oğlu olduğu, ... ve sonrasında taşınmaza malik olan kişilerin murisin yakın akrabaları bulunması sebebiyle murisin gerçek amaç ve iradesini bilebilecek kişiler oldukları, bu nedenle ara malik konumunda bulunan dava dışı kişilerin TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanmayacakları, murisin gerçek iradesinin bedel almaksızın mirasçıları olan çocuklarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazın mülkiyetini ara satışlarla davalıya geçirmek olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, muris muvazaasına dayalı bu tür davalarda tam kanaata ulaşmak için dava konusu taşınmazın temlik tarihinde (05.05.2016) murisin intikal gören ya da görmeyen tüm mal varlığının araştırılması, ilk tesisden itibaren tüm tedavüllerini gösterecek şekilde tapu kayıtlarının dosya içerisine alınması murise ait dava dışı taşınmazlar var ise onların da temlik tarihindeki değerlerinin keşif yapılarak tespit edilmesi, yine temlik tarihinde dava konusu taşınmazların gerçek değerinin ne olduğu hususunda bilirkişilerden rapor alınması ve tapudaki satış değerleri ile davalının taşınmazlar için yaptığı ödeme iddiası varsa karşılaştırılıp değerlendirilmesi, bundan sonra dava konusu edilen taşınmazların temlik tarihleri itibarıyla temlik edilen taşınmazların mirasbırakanın tüm mamelekine oranı bulunarak murisin temlik ettiği taşınmazların makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp-kalmadığının araştırılması ve diğer taraf delillerinin de değerlendirilmesi gerektiği, UYAP Takbis mal varlığı sorgulamasından muris adına dava konusu taşınmaz dışında pasif ve aktif 42 parça taşınmaz bulunduğu, Mahkemece bu taşınmazlardan 05.05.2016 temlik tarihi itibarı ile murisin malvarlığında olan taşınmaz kayıtları tapudan araştırılarak bu taşınmazların da keşif yapılarak dava konusu taşınmazın murisin temlik tarihindeki tüm malvarlığına olan oranın bulunması ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden karar verilmesi için dosya Yerel Mahkemeye gönderilmiştir. Kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin 2021/8 Esas sayılı dosyası eldeki dava dosyası ile birleştirilmiş ve Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.2024 tarihli ve 2022/40 Esas, 2024/213 Karar sayılı kararı ile; murisin ilk satışı yaptığı tarihte ekonomik durumunun iyi olduğu, taşınmazı satmasını gerektirir bir neden bulunmadığı, murisin dava dışı ...'ye yaptığı ilk satıştan iki ay sonra ...'nin taşınmazı murisin torunu, davalının ise oğlu olan ...'a sattığı, ...'un ise taşınmazı bir yıl sonrasında yeniden dedesi muris ...'a satışını yaptığı, murise karşı davalı tarafından açılan ön alım hakkı davasında, murisin taşınmazı yeni satın almış olmasına rağmen davayı kabul ettiğini beyan ettiği, ...'nin murisin halasının oğlu olduğu, ... ve sonrasında taşınmaza malik olan kişilerin murisin yakın akrabaları bulunması sebebiyle murisin gerçek amaç ve iradesini bilebilecek kişiler oldukları, bu nedenle ara malik konumunda bulunan dava dışı kişilerin TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanmayacakları, murisin davalı çocukları ile arasının daha iyi olduğu, onlarla birlikte aynı muhitte yaşamakta olduğu ve tarımsal faaliyetlerini de bu çocuklarıyla yürüttüğü, davacı ... ile murisin arasının iyi olmadığı, diğer davacı ...'un ise İstanbul'da yaşaması nedeniyle yakınlığının olmadığı, işlemlerin muvazaalı olup mal kaçırma amacıyla yapıldığı; birleştirilen davada dava konusu 1 39... , 1 40... ve 2, 1 42... ve 1 44... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacının davasını geri aldığı, davalının da bu hususu kabul ettiği gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davada dava konusu 1 39... , 1 40... ve 2, 1 42... ve 1 44... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar tarafından muvazaa iddiasının ispat edilemediğini, tanıkların murisin davacılardan Talip ile arasının iyi olduğunu beyan ettiklerini, murisin geriye bir çok taşınmazının kaldığını, davalının şuf’a hakkını kullandığını, dava konusu taşınmazın da şuf'a davası sonucu verilen hüküm nedeniyle davalı adına tescil edildiğini, davalı tarafından taşınmazın satış bedeli ve masraf olarak toplam 81.800,00 TL şuf'a bedelinin Mahkeme veznesine depo edildiğini, eldeki karar ile şuf'a davası sonucu verilen hükmün ortadan kaldırıldığını, davalının kendinden önce yapılan temliklerle bir ilgisi olmadığını, Mahkemece, İstinaf Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen hususların yeterince incelenmediğini, murisin paylaştırma amacı güdüp gütmediğinin araştırılmadığını, asıl ve birleştirilen dava tarihlerinin farklı olduğunu, ancak Mahkemece asıl ve birleştirilen dava yönünden hesaplanan harç ve vekalet ücretlerinin aynı olduğunu, ayrıca davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, birleştirilen dava için her bir davalı yararına vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, her iki davalı için tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki; davaların birleştirilmesi hâlinde, birleştirilen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini korurlar. Öte yandan, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır. (28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı İBK) Dosya içeriği ve toplanan delillerden; asıl davanın 25.09.2019 tarihinde asıl davada davacı ... tarafından 1.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmaz muris ... adına kayıtlı iken, ara malik kullanılarak davalı ...'a devredilen 96995/104088 pay yönünden miras payı oranında iptal tescil talebinde bulunulduğu, dava konusu taşınmazdaki payın (arsa ve üzerindeki yapılarla birlikte) 25.09.2019 tarihi itibari ile değerinin 3.929.364,84 TL olarak belirlendiği, bu değerden davacı ...'ın 3/20 miras payına isabet eden değerin 549.240,17 TL olduğu; birleştirilen davanın ise davacı ... Uzun tarafından 14.01.2021 tarihinde 10.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, 1 41... parsel sayılı taşınmazdaki muris ... adına kayıtlı iken, ara malik kullanılarak davalı ...'a devredilen 96995/104088 pay ile davalı ... adına kayıtlı 1 46... ,1 39... , 1 40... ve 1 40... parsel sayılı taşınmazlar ile davalı ... adına kayıtlı 1 44... ve 1 42... parsel sayılı taşınmazlar yönünden miras payı oranında iptal - tescil talebinde bunulduğu, birleştirilen davada dava konusu 1 46... ,1 39... , 1 40... ve 2, 1 44... ve 1 42... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın geri alındığı, davalıların bu duruma muvafakat ettiği, bu nedenle bu taşınmazlar yönünden Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, yargılama sırasında asıl dava yönünden 9.534,39 TL, birleştirilen dava yönünden 6.485,58 TL tamamlama harcı yatırıldığı anlaşılmakta olup 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur. Aynı Yasa'nın 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılıyorsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 409. maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” şeklinde, 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Harçlar Kanunu'nun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. Hâl böyle olunca; birleştirilen davada dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmazdaki davalı ... adına kayıtlı 96995/104088 payın (arsa ve üzerindeki yapılarla birlikte) birleştirilen dava tarihi itibariyle değerinin belirlenerek bu değerden davacı ...'in miras payına (3/20) isabet eden değerin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile, birleştirilen dava tarihi itibari ile dava değeri belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de; dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmazın arsa değeri 2.788.514,84 TL, taşınmaz üzerindeki yapıların değeri ise 1.140.850,00 TL olup bu değerlerin toplamı olan 3.929.364,84 TL üzerinden davalı ... adına kayıtlı dava konusu 96995/104088 pay değerinin 3.661.601,17 TL olduğu, bu değerden davacının 3/20 oranındaki miras payına isabet eden değerin ise 549.240,17 TL olduğu gözetilerek, anılan değer üzerinden nispi karar ve ilam harcına (37.518,59 TL) hükmedilmesi gerekirken, eksik karar ve ilam harcı (35.704,22 TL) alınması da isabetli değildir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.