Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/229 E. 2026/4769 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/229
- Karar No
- 2026/4769
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/626 E., 2024/1079 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2021/589 K.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının 20 84... parseldeki dava konusu 16 numaralı bağımsız bölümünün satışı konusunda davalı oğlu ...'a vekaletname verdiğini, ...'un taşınmazı vekalet görevini kötüye kullanarak 06.01.2010 tarihinde satış göstermek suretiyle kayınpederi olan davalı ...'e, ...'ın ise 03.03.2010 tarihinde akrabası olan davalı ...'a devrettiğini, temliklerin muvazaalı olduğunu, dava konusu evde davalı ... ve eşinin kira vermeden oturduğunu, davalı vekil ...'nin davacıya hiçbir ödeme yapmadığını, davalıların işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın davacı tarafından ...'e 90.000,00 TL bedelle satıldığını, davacının kızı ...'ın evinde davalı ..., davacı ve davalı ...'ün buluştuklarını, burada ... tarafından satışa binaen 15.000,00 TL'nin davacıya elden teslim edildiğini, ticari işlerini Balıkesir ili, ... ve ... ilçelerinde yürüten davacının taşınmazın ...'e devredilmesi ve kalan bedeli alması için davalı ...'ye vekaletname verdiğini, davalı ...'nin satış bedelini ...'den aldığını, elden ve nakden davacıya verdiğini, davalı ...'nin annesi ile davacı babası arasında boşanma ve diğer davalar bulunması, bu süreçte davalının annesinin yanında yer alması nedeniyle davacı ile aralarında husumet oluşması sonucu bu davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davacı ile dünür olduklarını ancak samimiyetleri, ticari ya da hukuki ilişkileri bulunmadığını, diğer davalı ... ile aralarında vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığını bilemeyeceğini, davacının taşınmazını satmak istediğini, davacının kızının evinde görüşüp 90.000,00 TL'ye anlaşıklarını, 15.000,00 TL'yi davacıya kapora olarak, kalan miktarı ise vekil ...'ye elden verdiğini, bedelin ... tarafından davacıya ödendiğini duyduğunu, satın aldığı taşınmazı bir süre sonra 100.000,00 TL bedeli karşılığında diğer davalı ...'a sattığını, satış bedelini de aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davalı ...'ün diğer davalılar arasındaki ticari, hukuki, vekalet ilişkisini bilmesi mümkün olmayıp bilebilecek durumda da bulunmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, dava konusu taşınmazı 100.000,00 TL bedeli karşılığında diğer davalı ...'dan satın aldığını, 25.000,00 TL'yi elden nakit, kalan kısmı banka kanalıyla ödediğini, satışın akrabalar arasında olması, yabancı birine satılmamasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını ispat yükümlülüğüne rağmen bu hususta hiçbir delil sunmadığı, vekil ile üçüncü kişinin çıkar ve işbirliği içerisinde vekil eden aleyhine hareket ettiğine dair bir delile de ulaşılamadığı, iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 06.01.2010 tarihli satış akdi ile vekil tarafından davalı ...'e temlikinin davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiği, vekalet görevinin kötüye kullanılması şartlarının oluşmadığının anlaşıldığı, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.06.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.