Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1533 E. 2026/3952 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1533
- Karar No
- 2026/3952
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/396 E., 2023/622 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Dava, tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Davacı vekili, topraksız çiftçiyi topraklandırmak amacıyla 1964 yılında Ağrı ili, ... ilçesi, ... köyünde 19 nolu ... Komisyonunun çalışmalara başladığını, 492 sayılı Köy İşleri Bakanlığı ... ve... Genel Müdürlüğünün raporuna göre; komisyonun bir kısım araziyi ... sahiplerine terk etmediğini, 20 seneden fazla zilyetliği bulunan şagillere devri gerekirken Hazine adına tespit ve tescil ettiğini, bir kısmını mera olarak tespit ettiğini, mera olarak tespit edilen yerleri muhtaç çiftçiye dağıtmadığını, hatalı çalışmalar nedeniyle komisyon çalışmalarının durdurulduğunu, ancak Hazine adına tescil edilen yerlerin hak sahiplerine dağıtılmadığını, daha sonra 1971 yılında 66 nolu Komisyonun çalışmalarına başladığını, genelge ile bu çalışmanın da durdurulduğunu, tamamlanmayan ... tevzi çalışmaları sırasında 59, 60, 296 (ifraz ile 5 13... parsel) ve 304 nolu parsellerin Hazine adına tespit gördüğünü, yanlış ve hatalı olarak yapılan ve sonrasında da bundan dolayı çalışmaları iptal edilen 19 nolu ... Komisyonu sonrasında hataların düzeltilmesi için oluşturulan 66 nolu ... Komisyonunun belirttiğine göre, 59, 60, 296 (ifraz ile 5 13... parsel) ve 304 numaralı parsellerin, 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 42... . maddeleri uyarınca ... sahiplerine terkedilmesi gerekirken Hazine adına tespit edildiğinin belirtildiğini, taşınmazların tarım arazisi vasfında ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığını, Hazine adına tescil gören yerlerin tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tescilini talep etmiş, davacının yargılama sırasında vefatı üzerine mirasçıları davaya devam etmiştir. Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne, dava konusu 59, 60, 296 (ifraz ile 5 13... parsel) ve 304 sayılı parsellerin Hazine adına kayıtlı tapularının iptali ile davacı ... oğlu ... ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş,Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, öncelikle aktif dava ehliyetinin belirlenmesi, sonrasında ... tevzii çalışmalarına ait evrak getirtilerek kayıt uygulaması ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın evveliyatında ... ...'e ait olduğu, kendisinin iki erkek dört kız çocuğu bulunduğu, erkek çocukların ... ... ve ... ... olduğu, ... ...'in dava konusu taşınmazları ... ... ve ... ...'e bağışlandığı, davacının dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın kendisine miras yoluyla kaldığını iddia ettiği, taşınmazlar yönünden davacıdan başka mirasçılar da bulunduğu, murisin ölüm tarihine göre mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olduklarından ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ettiklerinden murisin terekesi üzerinde mirasçıların TMK'nın 7 01... . maddelerine göre, belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı, taşınmazların tamamı üzerinde söz konusu olup tüm mirasçıların üçüncü kişi durumunda bulunan davalıya karşı birlikte dava açmaları zorunlu olduğu, davacının dava tarihi itibari ile tek başına davalıya karşı dava açma sıfatı ve yetkisi bulunmadığı gibi dava dışı kalan mirasçıların, böyle bir davada 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı YİBK'na göre, sonradan muvafakatlarının alınması ya da miras şirketine mümessil tayini suretiyle dava koşulunun yerine getirilmesinin de mümkün olmadığı, davanın tereke adına açılmadığı gibi miras payı da talep edilmediği, alınan mahalli bilirkişi beyanlarında dava konusu taşınmazların müteveffa ... ... tarafından ... ... ve ... ...'e bağışlandığı, Mahkemece tanık sıfatıyla dinlenen ... ...'in ''2008 yılında bu dava açılacağı sırada dava konusu taşınmazları ... ...'e şifai olarak bağışladım. Şu anda yazılı olarak geçmesini talep ediyorum'' şeklindeki beyanının dava tarihi itibari ile mevcut olmayan dava ehliyeti eksikliğini gidermeye yönelik olduğu, bu beyanın taşınmazın kullanım durumuna yönelik mahalli bilirkişi beyanları ile çeliştiği, bu haliyle müteveffa ... ...'in tek başına bu davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile aktif dava ehliyetleri yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmadığı gibi usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki, Mahkemece davacının tek başına dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yargılama sırasında ...’in tüm mirasçılarının taşınmazın davacı ...’ e ait olduğunu beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davacının dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemekte aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir.
O halde; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazlarla ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediği tespit edilerek, taşınmazlara ilişkin kadastro tutanağının düzenlenmiş olması halinde 3402 sayılı Kanun’un 27. maddesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi, kadastro tutanağının düzenlenmediğinin anlaşılması halinde ise; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.06.2020 tarihli ve 2016/15107 Esas, 2020/3210 Karar sayılı kararında belirtilen hususlar eksiksiz şekilde yerine getirilmek suretiyle yapılacak araştırmanın sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.