Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5693 E. 2026/295 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5693
- Karar No
- 2026/295
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1795 E., 2024/1282 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmalarında ... ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 05... ve 39... ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ... adına; 1 10... , 1 11... , 1 12... , 1 13... , 2 ve 3 parsel, 1 14... ve 3 parsel sayılı taşınmazların ise 1/6'şar payları ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine temsilcisi; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında, aynı kadastro çalışma alanı içerisinde senetsizden yapılan kadastro tespitleri sonucunda toplam 100 dönümün üzerinde şahıslar adına tespit ve tescil edilen taşınmazlar bulunduğunu ileri sürerek dava konusu 1 05... ve 39, 1 10... ve 8, 1 11... , 1 12... , 1 13... , 2 ve 3 parsel, 1 14... ve 3 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; hesap hatası yapıldığını, adına kayıtlı taşınmazların 100 dönümü geçmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... adına senetsizden tescil edilen taşınmazlar kuru tarım arazisi olarak 97.340,23 m² olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesinde belirtilen norm sınırının aşılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine temsilcisi tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; keşifte dinlenen muhtar ve mahalli bilirkişi beyanlarından çekişmeli taşınmazların davalı ve kardeşlerince satın alındığı ve 40 yıldır tasarruflarında bulunduğu, tespit tarihi itibariyle davalının zilyetlik süresinin müstakilen 20 yıla ulaştığının anlaşılması karşısında, bayileri yönü ile belgesiz araştırması yapılmasının gerekmediği, delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.