Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4631 E. 2026/62 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4631
- Karar No
- 2026/62
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/249 E., 2024/340 K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Dava, korkutma hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; davalıların, kardeşinin kendilerine borcu olduğunu söyleyerek borcun ödenmemesi halinde kendisine ve ailesine zarar verecekleri yönünde tehdit etiklerini, tehdide hukuki görünüm kazandırmak amacıyla davalılar ile aralarında 15.01.2005 tarihinde protokol imzaladıklarını, protokol gereğince adına kayıtlı 4 91... parseldeki taşınmazını 01.07.2005 tarihinde davalı ...'a, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine verilen 509 parsel sayılı taşınmazdaki 11... numaralı bağımsız bölümlerini de 12.09.2005 tarihinde davalı ...'e temlik ettiğini, ...'ın kendisinden temlik aldığı taşınmazı 16.08.2005 tarihinde diğer davalı ...'e devrettiğini, ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/168 Esas, 2010/40 Karar sayılı 20.01.2010 tarihli ilamıyla davalı ... ile diğer davalı ...'ın kardeşinin de bulunduğu kişiler hakkında yağma ve diğer suç teşkil eden örgüt faaliyetleri kapsamındaki eylemlerinden dolayı mahkumiyet kararı verildiğini, kararın 03.02.2012 tarihinde kesinleştiğini, ceza mahkemesinde sanıkların bazılarının tutuksuz yargılanması, bazılarının ise kovuşturma sürecinde tahliye olması nedeniyle haklarında şikayetçi olamaması nedeniyle davada katılan sıfatını kazanamadığından çekişme konusu taşınmazların geçici olarak müsaderesine karar verildiğini, korkutmanın varlığının ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğunu, mahkumiyet kararının kesinleşmesinin verdiği güvenle eldeki davayı ikame edebildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; hak düşürücü sürenin geçtiğini, 11... numaralı bağımsız bölümleri dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını, davacı ile ilgisinin bulunmadığını, yine 7 parsel sayılı taşınmazı satın aldığı kişiye taşınmazın davacı dışındaki biri tarafından devredildiğini bildiğini, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., savunma getirmemiştir.
Mahkemenin 18.02.2014 tarihli ve 2012/1010 Esas, 2014/46 Karar sayılı kararıyla; hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 01.07.2020 tarihli ve 2018/1002 Esas, 2020/3284 Karar sayılı kararıyla: davanın 6098 sayılı TBK’nın 39. maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla işin esasının incelenmesi, ceza dosyasının getirtilerek değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; adli yardım talebinin reddedildiği, süresinde noksan harcın tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 4 91... parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı bağımsız bölümün dava dışı ... ... tarafından 01.07.2005 tarihinde davalı ...’a devrildiği, ...’ın da taşınmazı 16.08.2005 tarihinde davalı ...’e temlik ettiği; 509 parsel sayılı taşınmazdaki 11... numaralı bağımsız bölümlerin de dava dışı ...tarafından 12.09.2005 tarihinde davalı ...’e devredildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinde “Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiş olup harcın tamamlanmaması halinde koşulları oluştuğunda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği açıktır.
Somut olayda; Mahkemece eksik harcın tespit edilmesi ve ara kararında tamamlanması gereken harç miktarı açıkça belirtilerek Harçlar Kanunu’nun 30 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun HMK) 150. maddeleri uyarınca, davacı tarafa Kanunda öngörüldüğü şekilde sonraki celseye kadar süre verilmesi ve yatırılmaması halinde sonucunun ne olacağının usulünce ihtar edilmesi, harcın tamamlanmaması durumunda 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 30. maddesi yollaması ile HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması ve şartlar oluştuğu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, Mahkemece 11. celsede harcın tamamlanması için “Davacı vekiline 07.11.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda dava konusu taşınmazların dava tarihi itibari ile hesaplanan dava değerleri üzerinden tamamlama harcını yatırmak üzere gelecek celseye kadar süre verilmesine, tamamlama harcının nasıl hesaplanacağı konusunda davacı vekilinin talebi olması halinde kalem personelince davacı vekiline tamamlama harcının miktarının belirlenmesi konusunda yardımcı olunmasına,” şeklinde hatalı olarak ara karar kurulup yukarıda değinilen usuli işlemler göz ardı edilerek eksik harcın tamamlanmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılması yerine davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan; ekonomik ve sosyal durumları itibarıyla yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kişilerin sözü edilen masrafları davanın başında veya herhangi bir aşamasında ödemekle yükümlü tutulmaları mahkemeye erişimlerini imkânsız hâle getirebilir veya önemli ölçüde zorlaştırabilir. Adli yardım kurumunun tarafların talep ve delillerini ileri sürme, iddialarını ispat etme imkânlarını kolaylaştırarak bu suretle yargısal sürece etkili şekilde katılımlarını sağladığı, böylece mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi daha dengeli hâle getirdiği görülmüştür. Bunun yanında, kanun yollarına başvurma açısından ödeme gücü olmayan kişilerin gerekli harç ve masraflardan muaf tutulmaları kanun yollarının etkin bir şekilde kullanılması açısından önemlidir.
HMK’nın 336/2 hükmünde, adli yardım talebinde bulunan kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mâli durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Ancak HMK’nın 334. maddesinde de adli yardım talebinde bulunanlar için öngörülen söz konusu zorunluluğun temel hak ve özgürlükler bağlamında her somut olayın özelinde kişilerin durumu dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Kuralda öngörülen bu şartın bahsedilen durumlar dikkate alınmadan kategorik olarak uygulanması kişilerin mahkemeye erişimlerine ölçüsüz bir sınırlama getirebilir. (Anayasa Mahkemesinin 04.11.2025 tarihli ve 2022/5097 Başvuru Numaralı Kararı)
Hâl böyle olunca; öncelikle ara kararda tamamlanması gereken harç miktarının açıkça belirtilmesi, Harçlar Kanunu'nun 30 ve HMK’nın 150. maddeleri uyarınca, davacı tarafa kanunda öngörüldüğü şekilde sonraki celseye kadar süre verilmesi ve harcın yatırılmaması halinde sonucunun ne olacağının usulünce ihtar edilmesi, harcın tamamlanmaması durumunda 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30. maddesi yollaması ile HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması ve şartlar oluştuğu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harçlar ile ilgili eksiklerin giderilmesi halinde ise dava konusu taşınmazlarda öncesinde davacının mülkiyet hakkı olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Kabule göre de, davacı vekilinin müvekkilinin cezaevinde olduğu ve adına kayıtlı herhangi bir mal varlığı olmadığı yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere her somut olayın özelinde kişilerin durumu dikkate alınarak adli yardım talebinin değerlendirilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi de doğru değildir.
Davacı vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, kararın HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren ... ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.