Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1776 E. 2026/145 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1776
Karar No
2026/145
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2007/156 E., 2016/14 K.

Mahkeme kararı davalı ... ... vd. vekili tarafından duruşma istekli, davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.01.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalılar ... ... vd. vekilleri Avukat... ve temyiz eden davacı ... mirasçıları ... vd. vekilleri Avukat ... ile temyiz edilen asli müdahil ... mirasçısı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro sonucunda ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 08... parsel sayılı taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle muris ... mirasçıları adına verasette iştirak hükümleri uyarınca tespit ve tescil edilmiş, 1 08... parsel sayılı taşınmaz ise hükmen ... adına tescil edilmiştir. Asıl ve birleştirilen davada ...; dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın muris ...’tan değil, tarafların müşterek murisi ...’tan intikal ettiği ve kendisinin de yasal miras payı bulunduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Birleştirilen davada ... ve arkadaşları; 1 08... ve 185 parsellerin muris ile ilgisinin bulunmadığı, bu taşınmazların ..., ... ve ...’ın zilyetliklerinde olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil talep etmişlerdir. Asli müdahil ... ve arkadaşları; 1 08... parselin muris ... ...’ten değil, adı geçenin eşi olan ...’ın babası müşterek kök muris ...’dan intikal ettiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı ... vekili ve bir kısım davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece; dava konusu taşınmazların birleştirilen dosya davacısı ... ile birleştirilen dosya davacıları murisleri ... ve ...’a ait olduğu, taşınmazların müşterek murislerden intikal etmediği gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan asıl ve birleştirilen davanın reddine, davacı ... ve arkadaşları tarafından açılan birleştirilen davanın kabulüne, çekişmeli 1 08... ve 185 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile 1/3 hissesinin davacı ... adına, 1/3 hissesinin hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları adına, 1/3 hissesinin ise yine hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiştir. Dosya içeriği, iddia ve savunmanın kapsamına göre uyuşmazlığın çekişmeli 1 08... ve 185 parsel sayılı taşınmazların evveli itibariyle kimden geldiği, tereke malı olup olmadığı, bu taşınmazların birleştirilen dosya davacıları ..., ... ve ... tarafından müstakilen kendi nam ve hesaplarına zilyet edilen yerlerden olup olmadığı hususunda toplandığı görülmektedir. Bilindiği üzere, öncesi itibariyle tapusuz olan taşınmazlar menkul mal hükmünde olup zilyetlik yoluyla tedavül ederler. Öte yandan, bir taşınmazın tereke malı olduğu anlaşıldığı taktirde mirasçılardan biri yahut birkaçı tarafından sürdürülen zilyetlik aksi ispat edilmedikçe tereke adına kabul edilecektir.

Somut olayda; mahallinde beyanına başvurulan yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin dayanağı, süresi ve intikali hususunda uyuşmazlığın çözümüne tesir edecek şekilde maddi olaylara dayalı bilgileri olmadığı gibi alınan beyanların da son derece çelişkili olduğu görülmektedir. Bir kısım tanık ve yerel bilirkişi, çekişmeli taşınmazların tarafların murisi ...’tan intikal ettiğini, adı geçenin ölümüyle zilyetliğin mirasçılara geçtiğini beyan etmiş, bir kısım tanık ve yerel bilirkişi ise taşınmazların birleştirilen dosya davacısı ... ve müşterekleri tarafından kullanıldığı, taşınmazın muris Fakı ... yahut ...’ın babası müşterek kök muris ... ile ilgisini bilmedikleri beyan etmiştir. Mahkemece aşamalarda bu çelişki giderilmemiş, hangi beyanlara hangi gerekçe ile üstünlük tanındığı hüküm yerinde tartışılmamış, taraflardan biri yahut birkaçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tereke nam ve hesabına olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulmuştur.

Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların kullanım hakkının kimden geldiği, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazların tereke malı olup olmadığı, tereke malı değilse zilyetleri tarafından nasıl iktisap edildiği, kök muris ... ... veya ...’ın babası ...’dan geliyorsa taksim edilip edilmediği, taksim edilmişse taşınmazların kime düştüğü, taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri ve ne sıfatla kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılık giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana hangi nedenle üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılarak açıklanmalı; teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, yöntemine uygun biçimde davaya müdahil olan ... ve arkadaşlarının aşamalarda davayı takipsiz bıraktıkları, bu nedenle adı geçenlerin davalarının müracaata bırakıldığı anlaşılmakla nihai hükümle birlikte asli müdahillerin davasına ilişkin hüküm kurulmaması da doğru değildir.

Açıklanan sebeplerle davacı ... mirasçıları vekili ile davalı ... ... ve diğerleri vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı ... mirasçıları vekili ile davalı ... ... ve diğerleri vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, Dosyanın Andırın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1776, K. 2026/145, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-1776-e-2026-145-k-b14dc709c589