Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/2547 E. 2024/5476 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2547
Karar No
2024/5476
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/466 E., 2023/173 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/456 E., 2021/354 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve asli müdahillerin davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve katılan davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.10.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacılar ... vd. vekili Av. ... ve asli müdahiller ... vd. vekili Av..... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen diğer davalılar vekili gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların kök murisi..., eşi ..., çocukları ..., ... ve.....'in iskanen malik oldukları tapu kaydındaki hisselerinin, davalıların kök murisi ... tarafından eşi...’a 1938 yılı Kasım ayında 2220 yevmiye ile satış varmış gibi gösterilerek yolsuz tescil ettirildiğini bu nedenle dava konusu Bursa ili, .... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan davalıların murisleri adına kayıtlı 2256 ada 131 parsel, 2272 ada 11 parsel ve 4820 ada 4 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacıların miras hisseleri oranında adlarına tapuya tescilini istemiştir.

Asli müdahiller vekili dava dilekçesinde özetle; katılan davacılar ... ve ...'in muris ...'nın mirasçısı olan ...'nin mirasçısı bulunduklarını bu nedenle asli müdahale taleplerinin kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile katılan davacıların miras payı oranında adlarına tapuya tescilini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yolsuz olduğu ileri sürülen tecilden sonra geçen süre göz önüne alındığında davalıların murislerinin hem olağan hem de olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmazları iktisap ettiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının 25.06.1970 tarihinde kesinleştiği, dava dilekçesi içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden davanın yenileme kadastrosuna itiraz olmadığı, tesis kadastrosundan önceki nedenlere dayalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde düzenlenen tapu iptali ve tescil davası olduğu, kadastrodan önceki nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davalarının 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, bu durumun bir hak düşürücü süre olarak düzenlendiği, davacılar ve asli müdahillerin davasını 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığı, asıl davada davacılar her ne kadar yolsuz tescile dayanmışlarsa da buna ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve asli müdahillerin davasının hak düşürücü süre nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve asli müdahiller vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yeterince inceleme yapılmadan, esasa girilmeden, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, dava dilekçesi açıklaması yapılarak esasen iskan karşılığı verilen taşınmazlarda, davalılar murisinin hiçbir hakka dayalı olmadan ve yolsuz tescil oluşturacak şekilde taşınmazların mülkiyetini ele geçirdiği temel iddiasına dayanıldığını, yolsuz tescil davalarında hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını, taşınmazların ilk mülkiyetten bu yana el değiştirmelerinin kayıtları ile birlikte ortaya konulup yolsuz tescilin var olup olmadığı araştırılması gerekirken yazılı olduğu şekilde herhangi bir araştırma yapmaksızın ve eksik incelemeye dayalı olarak usulden verilen ret kararının isabetli olmadığını, açılan davanın kadastro öncesi sebebe dayalı olduğundan redde karar vermesinin isabetli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Asli müdahiller vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada yolsuz tescil hukuki sebebine dayalı olarak yargılamanın yürütülmesi gerektiği halde hatalı şekilde 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesine dayalı yürütülerek hüküm tesis edildiğini, ... 'un (tashih öncesi ismi ...), taşınmazlara ilişkin kendi hissesi olan 1/9'luk kısmını uhdesinde bıraktığı, 8/9 hissesini ise Kasım 1938'de tapuda gerçekleştirilen haksız ve mesnetsiz mülkiyet devri sonucunda eşi...'a devrettiği, devrin gerçekleştiği tarihte ..., eşi ..., oğulları ... ve ... ölü olup ölü bir kişinin taşınmaz üzerinde sahip olduğu hissesini satma ihtimalinin düşünülemeyeceği, ayrıca ... ile... Türkiye'ye ...'nın aile reisliğinde iskan eyledikleri, davacıların hiçbir biçimde kök muris ...-... mirasçıları olmadığını, asli müdahillerin ise mirasçı olduklarını, davacıların ...'ün mirasçısı olmadığını, ayrıca adı geçenin evlatlık verilmediğini, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların sonuç olarak Kasım 1938 tarih 2220 yevmiye nosu ile yapılan işlem sonucu yolsuz tescil nedenine dayanarak dava açtıklarını bildirmesi, çekişmeli taşınmazlara yönelik tesis kadastrosunun ise 1969-1970 yıllarında yapıldığı, davanın kadastro tespitinden önceki hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup çekişmeli 2272 ada 11 parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında el değiştirmesi nedeniyle anılan taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil isteminin HMK'nın 125.maddesi gereği tazminata dönüştüğü, gerek davacıların gerekse katılan davacıların, çekişmeli taşınmazların tapu kayıt malikleri ile arasında mirasçılık ilişkisi bulunmadığı gibi bu yönde bir iddiada bulunmamalarına göre davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olduğu, somut olayda çekişmeli taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin 1969-1970 yıllarında yapıldığı, söz konusu tespitlerin 25.06.1970 tarihinde kesinleşmesine ve bu halde tespitin kesinleştiği 25.06.1970 günü ile davanın açıldığı 26.11.2019 ile katılma isteminin gerçekleştiği 09.06.2021 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu, ayrıca davalılar vekilinin 03.03.2020 tarihli dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunduğu gözetildiğinde bedele dönüşen istem yönüyle de zaman aşımının gerçekleştiği gerekçesiyle davacılar vekilinin ve katılan davacılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılan davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili ve asli müdahiller vekili ayrı ayrı sundukları temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf dilekçesindeki taleplerini tekrar ile kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi

3. Değerlendirme Bursa ili .... ilçesi .... Mahallesinde 1969 ve 1970 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sonucu 829 parsel, 929 parsel ve 1137 parsel sayılı 23.300 m2, 32.300 m2 ve 725 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar iskan tapu kaydı ve devirler nedeniyle 1/9 hisse ... adına, 8/9 hisse... adına tespit ve tescil edilmiştir. Yapılan uygulama ve imar işlemi sonucu eski 829 parsel 2272 ada 11 parsel, eski 929 parsel 2256 ada 131 parsel, eski 1337 parsel önce 2259 ada 9 parsel daha sonra 4820 ada 4 parsel numarasını almıştır. Yargılama sırasında 2272 ada 11 parsel sayılı taşınmaz satım suretiyle dava dışı şahıslara devir edilmesi üzerine davacı vekili, 25.12.2020 tarihli dilekçe ile çekişmeli taşınmazlardan 2272 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkında HMK’nın 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkını tazminat yönünde kullandığını bildirmiştir. Çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin 1969- 1970 yıllarında kesinleştiği, dava tarihinin 26.11.2019, asli müdahillerin dava tarihinin 22.10.2021 olduğu Tapu iptali ve tescil talebi yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, Mahkemece çekişmeli taşınmazlardan 2272 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın, her ne kadar bedele dönüşen istem yönüyle zamanaşımı uğradığı gerekçesiyle ret kararı verilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2022 tarihli ve 2020(16)1-691 Esas 2022/1680 Karar sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, hak düşürücü sürenin hukuki niteliği uyarınca hakkın özünün(mülkiyet hakkı), diğer bir anlatımla davacının mal varlığı üzerindeki hakkı ortadan kalktıktan sonra açtığı davada, tazminat hakkına da sahip olamayacağına göre davacı tarafın tazminat istemi bakımından zamanaşımı süresinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu gerekçe ile sonucu itibarıyla verilen ret kararı doğrudur.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin ve asli müdahiller vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 247,70'şer TL bakiye onama harçlarının davacılar ve asli müdahillerden ayrı ayrı alınmasına,

Temyiz edilen davalılar vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2547, K. 2024/5476, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-2547-e-2024-5476-k-4992a76e177d