Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/4923 E. 2026/3262 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/4923
- Karar No
- 2026/3262
- Karar Tarihi
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın kabulüne KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2024 tarihli ve 2022/447 Esas, 2024/334 Karar sayılı kararı ile 7 ay 15 gün hapis cezasına hükümlü ...'ün, iş bu cezasının infazı sırasında, adı geçen hükümlünün uyarlama yargılaması neticesinde Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2024 tarihli ve 2015/738 Esas, 2016/682 Karar sayılı ek kararı ile verilen 7 ay 15 gün hapis cezasının yerine getirildiğinden bahisle, bu cezasının hali hazırdaki infaz etmekte olduğu cezasından mahsup edilmesi talebinin reddine dair Bursa 1. İnfaz Hakimliğinin 20.01.2025 tarihli ve 2025/528 Esas, 2025/515 Karar sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin merci Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2025 tarihli ve 2025/366 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.06.2025 tarihli ve 94660652-105-16-10936-2025-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve 2025/77074 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve 2025/77074 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2025 tarihli kararının aşağıda belirtilen gerekçeler ile kanun yararına bozulması halinde, anılan kararı müteakip Bursa 1. İnfaz Hakimliğinin 14.02.2025 tarihli kararı ile mercii Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2025 tarihli kararının hukuki değerden yoksun olacağı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarihli ve 2007/1-214-181 sayılı kararında belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Adı geçen hükümlünün mahsuba konu olan dosyası incelendiğinde; Hükümlü hakkında 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2016 tarihli ve 2015/738 Esas, 2016/682 Karar sayılı kararı ile 15 ay hapis cezasına karar verildiği, kararın kesinleşerek infaza verildiği ve 24.08.2019 tarihinde cezasının infazının yerine getirildiği, Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesince yasal değişiklik nedeniyle uyarlama yargılaması yapılarak 11.10.2024 tarihli ek karar ile hükümlünün 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilerek anılan kararın 31.10.2024 tarihinde kesinleştiği, Adı geçen hükümlü müdafii tarafından hükümlünün halen infaz etmekte olduğu cezasından uyarlama yargılaması sonunda 7 ay 15 gün hapis cezası kararı verilmiş olan Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin11.10.2024 tarihli ek kararı kapsamında fazladan infaz etmiş olduğu 7 ay 15 gün hapis cezasının mahsubuna karar verilmesi talebinin Bursa 1. İnfaz Hakimliğinin 20.01.2025 tarihli kararı ile reddedilmesi üzerine yapılan itirazın merci Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2025 tarihli kararı ile, mahsup koşullarının oluştuğundan bahisle itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.12.2016 tarihli ve 2016/3357 Esas, 2016/4165 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şartla salıverildikten sonra bihakkın tahliye sürelerinin dolması için Cumhuriyet Başsavcılığında bekleyen infaz dosyaları ile ilgili sonradan yürürlüğe giren kanun ile ilgili yapılan uyarlama sonucunda önceki cezadan daha az bir cezaya hükmolunması halinde fiilen ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin de azaldığı ileri sürülerek geçmişte ceza infaz kurumunda fazla kalınan sürenin daha sonra yeni bir suç işlenmesi nedeniyle şartla salıverme kararı kaldırılarak kalan sürenin aynen infazı kararlarının yerine getirilmelerinde mahsup edilmesi veya başka bir suçtan verilen cezadan mahsup edilmesinin mümkün olmadığı, kanuni değişiklikle suçun ortadan kaldırılması veya cezadan indirime gidilmesi geçmişte gerçekleştirilen ceza infazını haksız tutuklama durumuna getirmeyeceği nazara alındığında, Hükümlünün mahsuba konu 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hükmedilen bahse konu 7 ay 15 gün hapis cezasının infazına yönelik herhangi bir düzenleme ve değişikliğin bulunmadığı, sonradan yapılan kanun değişikliği nedeniyle hükümlünün cezasında indirim uygulanabileceği, ancak Yargıtay kararında da belirtildiği üzere uyarlama yargılaması sonucunda fazladan infaz edilmiş olan cezanın başka bir cezadan mahsup edilemeyeceği, bu dosyada göz altında ya da tutuklulukta geçirilmiş bir sürenin de bulunmadığı, kaldı ki diğer yönüyle uyarlama yargılaması öncesi Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/738 esasına kayden görülen kamu davası sonrası verilen mahkumiyet hükmünün 29.11.2016 tarihinde kesinleştiği, mahsuba konu edilen Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/447 esasına kayden görülen kamu davası neticesinde verilen mahkumiyete ilişkin eylem tarihinin 28.07.2020 olduğu,
uyarlama yargılaması neticesinde verilen kararın ceza miktarı yönüyle önem arz ettiği, kararın kesinleşme tarihindeki değişikliğin hükümlünün hukuki durumunu değiştirmediği, bu haliyle mahsup koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, Kabule göre de, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun atıfta bulunduğu 6/4. maddesi uyarınca uygulanması gereken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesinde yer alan "(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir." şeklindeki hükme aykırı olarak, itiraz konusunda bir karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü ile infaz hakimliğinin itiraz konusu kararının kaldırılması ile yetinilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesinde, “Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır." şeklindeki düzenlemelere göre, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce başka suç ya da suçların işlenmesi yeterlidir. Mahsup işlemi için tutuklu kalınan suçun beraatle veya mahkumiyetle sonuçlanmasının önemi yoktur. Mahkumiyetle sonuçlanan kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle temyiz incelemesi sonucunda beraat etme ihtimali hukuken mümkün bulunduğundan infazı halen devam eden mahkum için telafisi imkansız sonuçlar doğabilecektir. Burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkumiyete ait suçun tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesidir.
3. Şartla tahliye edildikten sonra bihakkın tahliye sürelerinin dolması için Cumhuriyet Başsavcılığında bekleyen infaz dosyaları ile ilgili sonradan yürürlüğe giren yasa ile ilgili yapılan uyarlama sonucunda önceki cezadan daha az bir cezaya hükmolunması halinde fiilen ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin de azaldığı ileri sürülerek geçmişte ceza infaz kurumunda fazla kalınan sürenin daha sonra yeni bir suç işlenmesi nedeniyle şartla tahliye kararı kaldırılarak kalan sürenin aynen infazı kararlarının yerine getirilmelerinde mahsup edilmesi veya başka bir suçtan verilen cezadan mahsup edilmesi mümkün değildir. Yasal değişiklikle suçun ortadan kaldırılması veya cezadan indirime gidilmesi geçmişte gerçekleştirilen ceza infazını haksız tutuklama durumuna getirmeyecektir.
4. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde, hükümlünün 2014 yılında işlediği Vergi Usul Kanunu'nu muhalefet suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2016 tarihli ve 2015/738 Esas, 2016/682 Karar sayılı kararı ile 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen bu kararının 29.11.2016 tarihinde kesinleşerek, mahkemesince infazı amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 29.08.2019 tarihinde infaz edildiği anlaşılmaktadır.
5. 08.04.2022 tarihli 7394 sayılı Kanunla 213 sayılı Vergi Usul Kanunun da yapılan değişiklikler nedeniyle hükümlü hakkında 22.09.2016 tarihli ve 2015/738 Esas, 2016/682 Karar sayılı karar ile verilen ve infaz edilen mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak Asliye Ceza Mahkemesince yapılan uyarlama yargılaması sonunda, yapılan değişikliğin lehe olduğu kabul edilerek 11.10.2024 tarihli ve 2015/738 Esas, 2016/682 Karar sayılı ek kararı ile Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan hükümlünün 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve verilen bu kararın 31.10.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
6. Hükümlü vekilinin, uyarlama yargılaması sonunda hakkında Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan 22.09.2016 tarihli hüküm ile verilen 15 ay hapis cezasının 7 ay 15 gün hapis cezasına düşürülmesi nedeniyle, 15 ay hapis cezasının infazı sırasında ceza infaz kurumunda hükümlü olarak geçirdiği sürenin, hükümlünün 28.07.2020 tarihinde işlediği suç nedeniyle verilen ve 24.10.2024 tarihinde kesinleşen ve 10.01.2025 tarihinde infazına başlanılan cezasından mahsup edilmesine karar verilmesini istediği görülmektedir.
7. Hükümlünün, 28.07.2020 tarihinde işlediği Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan verilen ve 24.10.2024 tarihinde kesinleşen 7 ay 15 gün hapis cezasının infazı amacıyla, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.01.2025 tarihli ve 2024/2-40386 sayılı müddetnameye göre, 10.01.2025 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı, infaza konu suç tarihinin 28.07.2020 olup, hükümlü hakkında Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan verilen ve 22.09.2016 tarihinde kesinleşen ve infaz edilen mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılması ve yasal değişiklikle cezadan indirime gidilmesi hatta suçun ortadan kaldırılması geçmişte gerçekleştirilen cezanın infazını haksız tutuklama durumuna getirmeyeceğinden, mahsup şartlarının süre yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde yapılan değerlendirmede, kesinleşen hüküm uyarlama yargılamasına konu edilse de, uyarlama yargılaması sonucu verilen hükmün kesinleşme tarihinin değil o suç nedeniyle yapılan yargılama sonucu verilen ilk hükmün kesinleşme tarihinin esas alınması gerektiğinden, halen infaza konu cezası bakımından mahsup şartlarının gerçekleşmediği, infaza konu mahkumiyete ilişkin suç tarihinin, hükümlü hakkında 2014 yılında işlediği Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşme tarihinden daha sonra olduğu anlaşılmakla, mahsup talebinin yasal şartların gerçekleşmemesi nedeniyle reddine dair İnfaz hakimliğince verilen karara karşı yapılan itirazın reddi yerine kabulüne ilişkin itiraz merciince verilen karar Kanun'a aykırı olduğu gibi 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun atıfta bulunduğu 6/4. maddesi uyarınca uygulanması gereken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesinde yer alan, "(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir." şeklindeki hüküm gereğince, itiraz konusunda da bir karar verilmesi gerekirken, itiraz konusunda karar verilmeyip, sadece İnfaz hakimliğinin kararının kaldırılması ile yetinilmesi de Kanun'a aykırı olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.02.2025 tarihli ve 2025/366 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2026 tarihinde karar verildi.