Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5137 E. 2026/6255 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/5137
Karar No
2026/6255
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/546 E., 2021/621 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.07.2025 tarihli ve 2024/9999 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/87239 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/87239 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24.02.2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, somut olayda, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararda itiraz hakkı ile itiraz süresi ve mercinin gösterilmemesi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediğinden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Somut olayda; ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 15.12.2021 tarihli ve 2021/546 Esas, 2021/621 Karar sayılı kararının sanığın yokluğunda verildiği, sanığın savunmasının alındığı 29.11.2019 tarihli celse de adresini "Merkez ...... Köyü. No: 15 .../... İşyeri adresi:Yeni Mah. 2020 Sok. No:....... İç Kapı No:2 .../ ..." olarak belirttiği, dosya kapsamında gerekçeli karar tebliğinin "....... Mah. ... nolu Sk. No:........ İç Kapı No:2. ... / ..." adresine çıkarıldığı ve ''amcası ....... ........” imzasına tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak tebligat farklı bir adrese çıkarıldığı gibi tebligat evrakında, sanığın adreste bulunup bulunmadığına, bulunmuyor ise geçici olarak mı yoksa sürekli olarak mı bulunmadığına ilişkin bir ibarenin yer almadığı, bu haliyle belirtilen usullere aykırı olarak yapılan söz konusu tebligatın geçerli sayılamayacağı, tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için inceleme konusu kararın kesinleşmediği, anlaşılmıştır. C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272. vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/5137, K. 2026/6255, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-5137-e-2026-6255-k-f0c8f0b6dd72