Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/4152 E. 2026/5184 K. – Kasten Öldürme
Konu: Kasten Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/4152
- Karar No
- 2026/5184
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/842 E., 2025/890 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2025 tarihli ve 2024/194 Esas, 2025/12 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ...ve ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 81/1, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 15'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ...'ın aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 27.03.2025 tarihli ve 2025/842 Esas, 2025/890 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz istemi özetle, ceza miktarının azlığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, eksik araştırmaya, vekâlet ücretine,
2. Katılan ... vekilinin temyiz istemi özetle, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, gerekçeye,
3. Sanıklar ..., ...ve ... müdafiinin temyiz istemi özetle, gerekçeye, usule, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, suç vasfına, ilişkindir.
III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eksik araştırmanın bulunmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği, suçta kullanılan aletin niteliği, hedef alınan vücut bölgesi nazara alındığında suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, dosya içeriğine göre belirlenen haksız tahrik indirim oranının isabetli olduğu, vekâlet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 27.03.2025 tarihli ve 2025/842 Esas, 2025/890 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... yönünden oy birliğiyle, sanıklar ...ve ... yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan netice ceza miktarı ile sanık ...'ın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.09.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy)
K A R Ş I O Y
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2025/4152 E. 2026/5184 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanıklar ... ve ...’ın kasten öldürme suçuna yardımdan cezalandırılmaları gerektiğinden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan katılmamaktayım. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na (5237 sayılı Kanun) göre suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, şeriklik; azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen ancak yardım eden suç ortağı, gerçekleşen fiilden bağlılık kuralı uyarınca şerik olarak sorumlu olmaktadır. 5237 sayılı Kanun’un 39. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, kullanılan suç aletinin/aletlerinin niteliğinin, olayın tasarlanıp tasarlanmadığının, ani gelişip gelişmediğinin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya içeriğine göre; kardeş olan sanıklar..., ...ve ...’ın maktul ve kız arkadaşı olan temyiz dışı sanık ... birbirlerini tanımamaktadır. İzlenen kamera ve telefon görüntü kayıtlarına göre olay tarihinde 1.17 promil alkollü olan maktul ...’ın markette alışveriş yapan sanıklara sataşması üzerine çıkan kavgada taraflar birbirlerini karşılıklı olarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp eder. Kavga sırasında her iki tarafça da herhangi bir şekilde ateşli silah ya da kesici bir cisim kullanılmadığı görüntü izleme kayıtlarından da açıkça görülmektedir. Markette bulunanlar kavgayı aralamasına rağmen maktul ve kız arkadaşı olan temyiz dışı sanık ... ısrarlı bir biçimde sanıklara hakaret edip saldırgan tavırlarına devam eder. Bu sırada sanıklar market raflarının bir tarafında maktul ve ... ise market raflarının kapıya yakın diğer tarafındadır. Temyiz dışı sanık ...’in rafların arkasına dolanarak sanıklara saldırması üzerine kavgayı aralayanların arasından sıyrılan maktul sanıklara doğru koşar. Bu sırada eş zamanlı olarak sanıklar da maktule karşılık verir. Çok kısa bir sürede gerçekleşen temas anında sanık ... elinde bulundurduğu 7,5 cm namlu uzunluğu bulunan çakı bıçağı ile maktule vurup ölümüne neden olur. Bu an görüntü kayıtlarında kesintisiz izlenmektedir. Maktul bıçaklandıktan sonra sanıklar geri çekilir ve kavga sona erer. Başka bir ifadeyle bıçaklama anından sonra ...ve ...’ın olumsuz hiçbir eylemleri bulunmadığı gibi tanık beyanlarına yansıdığı üzere sağlıkçı olan ... ilk yardımda bulunarak yardım etmek istemesine rağmen ... engel olur. Maktul göğsüne isabet eden bıçak darbesi ile ölür. Kesici delici alet yarası dışında darp eylemi sonucunda oluşan yaraların ölüme herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Maktulün ölümü ile sonuçlanan olay ani gelişmiş, herhangi bir şekilde planlanmamıştır. Taraflar birbirlerini tanımamaktadır. Olayın büyümesinin nedeni, kavgayı aralayanların ısrarına rağmen maktul ve temyiz dışı sanık ...’in olay yerinden gitmemeleridir. Olayın büyüdüğü ve ölüm hadisesinin yaşandığı anlar kamera ve telefon görüntü kayıtlarına da kesintisiz yansımıştır. Öldürme fiilini gerçekleştiren ve ilk temasta bıçak kullanmayan sanık ..., olayın büyüdüğü anlarda üzerinde taşıdığı çakı bıçağını çıkartıp savunma amaçlı beklemeye geçmiş ve üzerine gelen maktulü bıçaklamıştır. Sanıklar ...ve ... kesici delici bir alet kullanmadıkları gibi sanık ...’ın kesici delici alet kullanmasını da sağlamamışlardır. Bu çerçevede, ani gelişen olayda kesici delici alet kullanmayan ...ve ...’ın fiil üzerindeki ortak hâkimiyetleri tam olarak belirlenemese de fiilin işlenişi sırasında maddi ve manevi yardım da bulunarak fiile iştirak etmeleri nedeniyle haklarında 5237 sayılı Kanun’un 39. maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle hükümlerin bozulması düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.