İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/504 E. 2025/886 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/504
Karar No
2025/886
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/504 KARAR NO : 2025/886 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 15/04/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 Mahkememize Seferihisar...Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.04.2025 tarihli ve ... Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında davalı şirketi yetkilisine ait yazlık konutun tadilatına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalının tadilat bedelini tam olarak ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine Seferihisar İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ederek takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız olduğunu bildirerek, davalının Seferihisar İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafça, müvekkili şirket aleyhine Seferihisar İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından süresinde itiraz edildiğini, itiraz üzerine davacı tarafça işbu davanın ikame edildiğini, davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesi içeriğinin HMK 119.maddesine uygun olmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde belirttiği üzere davalı şirket sahibi (dava dışı) ...'in yazlık konutunun tadilat işlerini yaptığını, dava dilekçesi ekinde sunulan imzasız sözleşmede de hiçbir şekilde müvekkilinin unvanının geçmediğini, nitekim davacı yana yapılan ödemelerin de ...'in şahsi hesabından yapılmış olduğunu, bir uyuşmazlık olması durumunda husumeti ...'e yöneltilmesinin gerektiğini, davacının buna rağmen icra takibine konu ettiği faturaları keyfi ve kötü niyetli olarak müvekkili şirkete düzenlediğini, müvekkili şirketin bu konuyla ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı müvekkili ... Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi Ltd. Şti'ne yönelik ikame olunan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından da dava dilekçesinde açıklandığı üzere yapılan tadilat, dava dışı ...'e ait yazlık konutun tadilatı olduğunu, davacının bu işi mesleki/ticari bir faaliyet kapsamında ifa etmekteyken (dava dışı) ...'in böyle bir amacı bulunmadığını, (dava dışı) ...'in, aldığı hizmete karşılık olarak şahsi hesabından davacıya ödeme yaptığını, davacı tarafından faturaların, keyfi ve kötü niyetli olarak müvekkili şirkete düzenlendiğini, oysa burada "tüketici işlemi" bulunduğunu, tadilat işleminin davalı müvekkiline herhangi bir bağlantısı olmayıp uyuşmazlığın "ticari dava" olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesi içeriğinde yapılan arabuluculuk görüşmesi içeriğine ilişkin atıfta bulunarak kendince delil yaratma girişiminde bulunduğunu, arabuluculuk süreciyle ilgili gizliliğin ihlal edildiğini, HUAK md. 33 te "Gizliliğin ihlali" başlığı altında düzenlenen madde uyarınca cezalandırılmasını isteme hakkını saklı tuttuklarını bildirmiş, müvekkili şirket aleyhine ikame olunan davanın haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle reddine, davacı aleyhine İİK md. 67/II kapsamında %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK nun 67. Maddesi uyarınca itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. Esnaf ve tacir ayrımı, 21 Temmuz 2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmış olan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK'nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. 213 sayılı VUK 176. maddede birinci sınıf tacirlerin bilanço esasına göre defter tutacağı, 182. madde de bilanço esasına göre defter tutacak işletme hesabına göre de defter tutacak tacirlerin yevmiye, envanter, defteri kebir tutacağı düzenlenmiştir. 2024 yılında bilanço esasına göre defter tutacak tacirler bakımından VUK 177. maddesindeki tutarlar dikkate alınacak olup, İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türlerinden olduğundan eldeki davaya konu icra takibinin başlatıldığı 2024 yılı itibariyle; 1- Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarı 2.000.000,00 TL veya satışlarının tutarı 2.800.000,00 TL nı aşanlar; 2- 1. bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp yıllık gayrisafi iş hasılatı 990.000,00 TL yi aşanlar; 3- 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarı 2.000.000,00 TL'yi aşanların bilanço esasına göre defter tutacakları belirlenmiştir. Mahkememizce davacının tacir olup olmadığının tespitine ilişkin olarak... İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne, İzmir Esnaf Odasına ve erihisar Vergi Dairesine müzekkereler yazılmış, ilgili kurumlardan verilen cevaplara göre, davacının tacir kaydının bulunmadığı, 20/02/2024 tarihinden bu yana esnaf kaydının bulunduğu, davacı mükellefin gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, en son gelir vergisine esas yıllık alımlarının tutarının 1.414.107,54-TL, bir yıl içinde elde ettiği gayrisafi iş hasılatının 1.882.804,31-TL olduğu bildirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 11/1 maddesi kapsamında ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmıştır. Somut olayda işletme hesabı esasına göre defter tutan davacının 2024 yılı yıllık alım tutarı ile gayrisafi iş hasılatının tacir olma sınırının altında kaldığı, davacının tacir sıfatının bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin davacı bakımından ticari iş olmadığı anlaşılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla; davalı şirketin ticari şirket olup, tacir niteliğinde bulunmasına rağmen, davacının esnaf olduğu, tacir olmadığı, aralarındaki eser sözleşmesinin 6098 Sayılı TBK da düzenlendiği, 6102 Sayılı TTK'da düzenlenen mutlak ticari işlerden olmadığı gibi nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, davaya bakma görevinin Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunduğu anlaşıldığından, davanın göreve dair dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkememiz ile Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, mahkememiz kararının istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, görevli mahkemenin tayini gerektiğinden HMK'nun 21. ve devamı maddeleri uyarınca yargı yeri belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6.,23. veya 27.Hukuk Dairelerine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca göreve dair dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde mahkememiz ile Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından görevli mahkemenin tayini amacıyla HMK'nun 21. ve devamı maddeleri uyarınca yargı yeri belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesine( 6. Hukuk Dairesi, 23. Hukuk Dairesi veya 27.Hukuk Dairesi) gönderilmesine gönderilmesine, 3-HMK'nun 331. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, İlişkin, davacı ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, Asliye Ticaret Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09.10.2025

Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/504, K. 2025/886, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-504-e-2025-886-k-1978fdcfb3d2