İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/910 E. 2025/326 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/910
- Karar No
- 2025/326
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/910 KARAR NO : 2025/326 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2024 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı şirket aleyhine T.C. Merkezi Takip Sisteminin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafın 28/02/2024 tarihinde itiraz ederek takibi durdurduğunu, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak “Anlaşamama” şeklinde sonuçlandığını, davalı şirket tarafından Merkezi Takip Sistem... sayılı takipte yetkiye ve borca ayrı ayrı itiraz edildiğini, hem yetki hem de borca itiraz durumunda yetkili icra dairesine gönderme gibi kullanılacak bir buton veya seçenek bulunmadığını, bu hususta... portal hatası ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü’ne yapılan 22/04/2022 tarihli başvuru üzerine taraflarına verilen cevabi yazıda “Yetki itirazını kabul etmeniz için borçlunun sadece yetki itirazı yapması gerekmekle, borçlu hem yetki hem borca itiraz etmiş olduğundan bu nedenle direkt dava açılması gerektiği“ şeklinde ifade edilerek doğrudan dava açılması gerektiğinin bildirildiğini, bu nedenle borçlu tarafından yetkili icra müdürlüğü İzmir Adliyesi İcra Dairesi gösterildiğinden İzmir Mahkemelerinde davanın açıldığını, öncelikle borçlu ile müvekkili şirket arasında Mobil Telefon Kurumsal Abonelik Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı şirketin müvekkili şirketten kurumsal mobil telefon hatları kullandığını ve devamında kullanılan telefon hatlarından, tarife ve paket kullanımından kaynaklanan fatura borçlarını ödemediğini, borçlu şirket tarafından kullanılan hatlardan kaynaklanan 22.151,42 TL asıl alacak tutarındaki fatura borcunun ve cayma bedellerinin ödenmediğini, fatura borçlarının ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine T.C Merkezi Takip Sistemi... sayılı dosyası ile icra takibinin yapıldığını ancak borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğunu belirterek; davalı/borçlunun, aleyhine açılmış T.C. Merkezi Takip Sistemi ... Sayılı dosyası ödeme emrinde yazılı borca ve tüm ferilerine ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlunun takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ile özetle; davaya konu olan Merkezi Takip Sistemi’nin ... Esas sayılı dosyasının Ankara İcra Dairesi aracılığıyla başlatıldığını, taraflarınca 28.02.2024 tarihli borca itiraz dilekçesi ile hem borca hem de yetkiye itiraz edildiğini, ancak, davacı yanca yetkiye ilişkin itiraz gereğince dosyanın yetkili olan İzmir İcra Müdürlüğü’ne gönderilmesi gerekirken, doğrudan İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde itirazın iptali talepli dava açıldığını, bu durumun usule ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın usul ve yetki yönünden reddinin gerektiğini, alacaklının başlattığı icra takibi için yetki itirazı yapılmışsa, dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinin gerektiğini, davacı tarafın işbu davaya konu ettiği 10.10.2023 tarihli faturaların tamamına, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21/2. maddesi uyarınca yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, müvekkili şirketin, süresi içinde davacı tarafa KEP kanalıyla keşide edilen ihtarname ile itirazını ilettiğini, ayrıca davacı taraf ile akdedilen Mobil Telefon Kurumsal Abonelik Sözleşmesi süresince, davacı tarafın sözleşmeye tek taraflı düzenlemeler getirerek müvekkili şirket aleyhine ek yükümlülükler oluşturduğunu ve bu düzenlemeleri müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın faturalarına yansıttığının tespit edildiğini, sözleşme hükümlerine ve ticari ahlâka aykırı şekilde yapılan bu işlemlerin, müvekkili şirkete haksız bir şekilde borç tahakkuk ettirilmesine sebebiyet verdiğini, davalı müvekkili şirketin ... numaralı telefonu ile davacı kurumun müşteri temsilcileri arasında cep telefonu üzerinden yapılan görüşmelerde, davalı müvekkili şirketin hizmet ile ilgili yaşadığı tüm şikâyetlerin iletildiğini ve bu görüşmeler sonucunda davacı tarafın, müvekkili şirkete "hediye" olarak elektronik tablet verdiğini, karşı yanın, hem kayıtlara geçen telefon görüşmelerinde hem de yüz yüze yapılan görüşmelerde, söz konusu tabletler için herhangi bir ödeme yapılmayacağını ve hizmet verilemeyen dönemlere ilişkin fatura tahakkuk ettirilmeyeceğini belirttiğini, buna rağmen, müvekkili şirkete dava konusu olan faturaların düzenlendiğini, faturaların geçerliliği ve içeriğinin taraflarınca kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın faturaların dayanağı olan sözleşmeleri ve taahhütleri detaylı şekilde sunmadığını, yalnızca tablolar üzerinden iddialarını ispat etmeye çalıştığını belirterek; davacı kurum tarafından yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın öncelikle usulden reddine, sayın mahkeme aksi kanaatte ise, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın esastan reddine, takibin haksız ve kötü niyetli şekilde yapılmış olması nedeniyle, alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı kuruma yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK nun 67. Maddesi uyarınca ticari nitelik taşıyan abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İtirazın iptali davasının dinlenebilmesinin ön şartı, usulüne uygun ve geçerli bir icra takibinin var olmasıdır. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223). Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır ( Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. İcra takiplerinde yetki belirlemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 50. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılmaktadır. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı HMK)’nın 447.maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca; mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’na yapılan yollamalar, 6100 Sayılı HMK’nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. İİK’nun 50.maddesi aynen “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. HMK'nin 6. maddesi hükmü uyarınca kural olarak yasada aksine hüküm bulunmadıkça davanın açıldığı tarihte davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesi ve icra dairesi yetkilidir. HMK'nun 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Davacının istemi sözleşmeden kaynaklanan para alacağı ise Türk Borçlar Kanunu 89.maddesi gereğince para borcu alacaklıya götürülerek ödenmesi gereken borçlardan olduğundan, para borcunun ifa yeri olan davacının yerleşim yeri mahkemesi ve icra dairesi de yetkili olacaktır. HMK nın 19.maddesi uyarınca, yetki itirazında bulunan taraf, yetkili icra dairesinin hangi yer icra dairesi olduğunu açıklamak zorundadır. Davaya konu Merkezi Takip Sisteminin ... Esas sayılı takip dosyasında davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 22.151,42-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin 26/02/2024 tarihinde davalı borçluya usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 28/02/2024 tarihinde süresi içinde icra dairesinin yetkisine, borca ,alacaklı ile arasındaki ticari ilişkinin 18/10/2023 tarihinde sona erdiğini bildirerek itirazda bulunarak yetkili icra dairesinin İzmir icra daireleri olduğunu bildirdiği, icra dairesince tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, borçlu vekilinin itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediğinden, eldeki davanın 1 yıllık yasal süre içinde açıldığının kabulü gerektiği, davacı şirketin merkezinin İstanbul, davalı şirketin merkezinin ise Gaziemir/ İzmir adresi olduğu, icra takibinin ise Merkezi Takip Sisteminde başlatıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda, tacir olan taraflar arasında İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunun HMK nın 17. Maddesi uyarınca belirlendiği, davacı alacaklının kendi yerleşim yeri ve yetki sözleşmesi ile belirlenen İstanbul ilinde icra takibini başlatmadığı gibi, davalı borçlunun yerleşim yeri olan İzmir ilinde de icra takibini başlatmadığı, Ankara Merkezi Takip Sisteminde başlattığı anlaşılmıştır. Davalı borçlu şirket vekilince, süresinde yapılan borca ve yetkiye itirazda yetkili icra dairesi olarak İzmir icra dairesi gösterildiğinden ortada usulüne uygun bir yetki itirazı bulunmaktadır. Davalı- borçlu bu dilekçesiyle Ankara Merkezi Takip Sistemi icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ve yetkili icra dairesini de göstermiştir. O halde, eldeki itirazın iptali davasının dayanağı Ankara Merkezi Takip Sistemi... Esas sayılı takip dosyasında, takibin yetkisiz yerde başlatıldığı tespit edilmekle; davanın ortada geçerli bir icra takibi bulunmaması nedeniyle özel dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiş, iş bu dava nedeniyle yapılan yargılama giderleri HMK nın 326. Maddesi uyarınca davada haksız çıkan davacı üzerinde bırakılmış, davalı yararına, davacı aleyhine AAÜT nin 7/2. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdir olunmuştur. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın, geçerli bir icra takibi olmadığından, dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Maktu ret harç tutarı olan 615,40-TL harçtan, peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacı taraftan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, 3-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL'nin davada haksız çıkan davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Dava tamamen reddedildiğinden davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Dava reddedildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesine göre hesaplanmış olan; 30.000-TL maktu vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ilişkin, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. veya 21.Hukuk Daireleri nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/04/2025 Katip... ¸E-imzalıdır Hakim ... ¸E-imzalıdır