İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/79 E. 2024/149 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/79
- Karar No
- 2024/149
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/79 KARAR NO : 2024/149 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/07/2023 KARAR TARİHİ : 27/02/2024 Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili tarafından İzmir İş Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacının davalıya ait iş yerinde 2022 - 2023 döneminde meyve kesim işçisi olarak çalıştığını, davalı ile arasındaki hesabın 25/01/2023 tarihinde kesildiğini fakat kısmi ödeme dışında ödeme yapılmadığını bunun üzerine Menderes İcra Müdürlüğünün... dosyası ile takip başlatıldığı fakat davalı tarafça takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin itiraz edildiği, takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi, tensip tutanağı ve ekleri davalıya tebliğ edilmiş, davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş, vekil tarafından davaya cevap bildiriminde bulunulmuştur. CEVAP:Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında İş Kanunu anlamında bir ilişki bulunmadığını, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğin, davacı ile davalı müvekkili arasında işçi bulma konusunda tellallık(aracılık) ilişkisi kurulduğunu, ... isimli kişinin; müvekkili davalı Şirket ile dayıbaşı olan davacıyı anlaşma konusunda bir araya getirdiğini, ... isimli kişi ile davacı arasında imzalanan belgeden, müvekkili davalı Şirket'in haberi ve bilgisi olduğunu, ancak anılan belgede herhangi bir iş ilişkisinden ücret veya bedel miktarından, ödeme şartlarından vs.sözleşmenin kurulmasına dair esaslı unsurlardan bahsedilmemiş olup, bu belgenin, sözleşme olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığını, sözleşmede asgari bulunması gerekli esaslı unsurların yer almadığını, davacı ile davalı Şirket arasındaki ilişkinin yazılı olmayan tellallık(aracılık) hizmet ilişkisi olduğunu, davacının, dayıbaşı sıfatıyla aracı olarak tarım işçilerini temin edip, davalı Şirketle sözleşme yapan bahçe sahiplerinden "mandalina meyve ürününün" kesimi ve toplanmasını taahhüt ettiğini, davalı Şirketin davacı tarafından aracılık yapılarak temin edilen işçileri, 27 Ekim 2022 Perşembe ile 13 Ocak 2023 Cuma arasında 69 gün çalıştırdığını, bunun karşılığı olan miktarın; davalı Şirket tarafından davacıya ödendiğini, ayrıca davacının da 69 gün X 500,00-TL=34.500,00-TL dayıbaşı aracılık payını aldığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: 12.02.2024 tarihli İzmir Ticaret sicil Müdürlüğü Cevabında: "İgili sayılı yazınıza bahse konu ... ( T.C NO : ... )' nın kaydına Müdürlüğümüz sicil kayıtlarının tetkikinde rastlanılmamıştır." Menderes V.D. Yazı Cevabında:" İlgide kayıtlı yazınızda bahsi geçen ... vergi numaralı ... ile ilgili kayıtlarımız tetkikinde mükellefin "Kara Yolu ile Yolcu Taşımacılığı" faaliyetini 27/01/2023 tarihinde sonlandırdı ticari kazanç sahibi olduğu, basit usulde vergilendirildiği ve defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşılmıştır." Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği 08.02.2024 tarihli yazı cevabı: ...' nın 02.09.2005 tarihinden itibaren servis aracı işletmeciliği yaptığı, faaliyetinin devam ettiği bilgisi verilmiştir. Görevsizlik: İzmir ... İş Mahkemesinin ... EK. Sayılı ilamı ile; görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevzii edilmiştir. Dava: Hizmet Sözlemesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K) İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Menderes Vergi Dairesine yazılan müzekkereye 05.02.2024 tarihli yazı ile cevap verilmiş, cevabi yazıda davacının Kara Yolu ile Yolcu Taşımacılığı" faaliyetini 27/01/2023 tarihinde sonlandırdı ticari kazanç sahibi olduğu, basit usulde vergilendirildiği ve defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı,Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği 08.02.2024 tarihli yazı cevabında, ...' nın 02.09.2005 tarihinden itibaren servis aracı işletmeciliği yaptığı, faaliyetinin devam ettiği bildirilmiştir. Davacının Kara Yolu ile Yolcu Taşımacılığı" faaliyetini 27/01/2023 tarihinde sonlandırdığı, dava tarihinin 28.07.2023 olduğu, dava tarihi itibariyle ticari faaliyetinin sonlanmış olduğu, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava d olmadığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, ...nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-...nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.27/02/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır