İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/561 E. 2024/902 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/561
- Karar No
- 2024/902
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR ESAS NO : 2024/561 KARAR NO : 2024/902 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 09/07/2024 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 27/04/2017 tarihinde abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin ödenmemiş faturalarının bulunduğunu, fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine Ankara Abonelik İcra Dairelerinin ... Esas sayılı icra dosyası ile 64,146,60-TL asıl alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek icra takibinin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, itirazın haksız olduğunu bildirerek, Ankara Abonelik İcra Dairelerinin ... Esas sayılı icra dosyasına davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin adresinin... İzmir olup, icra takibinin başlatılması gereken yerin Karşıyaka icra Daireleri olduğunu, bu sebeple davaya konu icra takibinde yetkiye itiraz ettiklerini, davacının yerleşim yerinin ise ...İstanbul olduğunu, takibin yetkisiz Ankara İcra Dairelerinde başlatıldığını, yetkisiz icra dairesinde başlatılan icra takibinin geçerli bir icra takibi niteliğinde bulunmadığının, bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinin de yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yetkisizlik karar verilmesini talep ettiklerini, esasa girilecek olur ise de icra dosyasına faturaların eklenmediğini, ayrıca müvekkilinin hat iptali talebi olmasına rağmen davacı şirketin bu talebi yerine getirmediğini bildirerek, davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK nun 67. Maddesi uyarınca ticari nitelik taşıyan abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İtirazın iptali davasının dinlenebilmesinin ön şartı, usulüne uygun ve geçerli bir icra takibinin var olmasıdır. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223). Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır ( Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. İcra takiplerinde yetki belirlemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 50. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılmaktadır. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı HMK)’nın 447.maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca; mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’na yapılan yollamalar, 6100 Sayılı HMK’nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. İİK’nun 50.maddesi aynen “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. HMK'nin 6. maddesi hükmü uyarınca kural olarak yasada aksine hüküm bulunmadıkça davanın açıldığı tarihte davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesi ve icra dairesi yetkilidir. HMK'nun 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Davacının istemi sözleşmeden kaynaklanan para alacağı ise Türk Borçlar Kanunu 89.maddesi gereğince para borcu alacaklıya götürülerek ödenmesi gereken borçlardan olduğundan, para borcunun ifa yeri olan davacının yerleşim yeri mahkemesi ve icra dairesi de yetkili olacaktır. HMK nın 19.maddesi uyarınca, yetki itirazında bulunan taraf, yetkili icra dairesinin hangi yer icra dairesi olduğunu açıklamak zorundadır. Davaya konu Ankara Abonelik İcra Dairelerinin ... Esas sayılı takip dosyasında davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin 21/11/2023 davalı borçluya usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 24/11/2023 tarihinde süresi içinde icra dairesinin yetkisine itirazda bulunarak yetkili icra dairesinin Karşıyaka icra daireleri olduğunu bildirdiği, icra dairesince 31/05/2023 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, borçlu vekilinin itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediğinden, eldeki davanın 1 yıllık yasal süre içinde açıldığının kabulü gerektiği, davacı şirketin merkezinin İstanbul, ticaret sicil kayıtlarından davalı şirketin merkezinin ise 29/09/2017 tarihinden itibaren ... İzmir adresi olduğu, icra takibinin ise Ankara Abonelik İcra Dairelerinde başlatıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı alacaklı kendi yerleşim yeri olan İstanbul ilinde icra takibini başlatmadığı gibi, davalı borçlunun yerleşim yeri olan Karşıyaka /İzmir adresinde de icra takibini başlatmamış, Ankara İcra Dairesinde başlatmıştır. Davalı borçlu vekilince süresinde yapılan borca ve yetkiye itirazda yetkili icra dairesi olarak Karşıyaka icra dairesi gösterildiğinden ortada usulüne uygun bir yetki itirazı bulunmaktadır. Borçlu bu dilekçesiyle icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ve yetkili icra dairesini de göstermiştir. O halde, eldeki itirazın iptali davasının dayanağı Ankara Abonelik İcra Dairelerinin ... esas sayılı takip dosyasında, Ankara Abonelik İcra Dairesinin yetkisiz olduğu tespit edilmekle; davanın ortada geçerli bir icra takibi bulunmaması nedeniyle özel dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiş, iş bu dava nedeniyle yapılan yargılama giderleri HMK nın 326. Maddesi uyarınca davada haksız çıkan davacı üzerinde bırakılmış, davalı yararına, davacı aleyhine AAÜT nin 7/1 maddesi uyarınca vekalet ücreti takdir olunmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının itirazının iptali davasının, geçerli bir icra takibi olmadığından, dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Alınması gerekli 427,60 -TL karar ve ilam harcının peşin alındığı görülmekle, bakiye harç bulunmadığından alınmasına yer olmadığına, 3-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT nin 7/1 maddesi uyarınca maktu vekalet ücretinin yarısı olan 15.000-TL takdirine, bu ücretin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan delil/gider avansının karar kesinleştiğinde HMK nın 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa resen İADESİNE, ilişkin, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... veya ....Hukuk Daireleri nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/12/2024 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır