İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/124 E. 2024/204 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/124
Karar No
2024/204
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/124 KARAR NO : 2024/204 DAVA : Alacak (Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/02/2024 KARAR TARİHİ : 14/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ve davalı yan arasında 14.12.2016 tarihinde Parekende Satış Sözleşmesi imzalandığını, yine davalı müşteri tarafından verilen 24.01.2019 tarihli dilekçe ile aboneliğin sonlandırıldığını, ilgili sözleşme ile davalı yanın abonesi olduğu tesisatın tüketim dönemi sonunda ödeme bildirimi (fatura) ile tebliğ edilen bedeli belirtilen ödeme merkezlerine süresi içerisinde ödemekle yükümlü olduğunu kabul ettiğini, ancak davalı yanın muaccel olan borcunu ödemediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, 5 adet ödenmemiş fatura bulunduğunu, davalı tarafa fatura hakkında bilgi verildiğini ve ödenmemesi nedeni ile sonraki süreçte de bilgilendirmeler yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, davalı tarafından kötü niyetle ve zaman kazanmak için faturaların ödenmediğini, bu süreçte davalı tarafın alacaklılarından mal kaçırmaya giriştiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirketin alacağının rehinle temin edilmiş olmayıp, bu nedenle ihtiyati haciz talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, açıklanan nedenler ve toplanacak deliller doğrultusunda, fazlaya dair alacak, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalı tarafın 20.388,88 -TL tutarındaki malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini; ... numaralı fatura bedeli olan 4.497,43-TL'nin 09.12.2019 olan son ödeme tarihinden itibaren, ... numaralı fatura bedeli olan 4.376,69-TL'nin 06.12.2019 olan son ödeme tarihinden itibaren, ... numaralı fatura bedeli olan 7.477,48-TL'nin 06.12.2019 olan son ödeme tarihinden itibaren, ... numaralı fatura bedeli olan 4.037,18-TL'nin 06.12.2019 olan son ödeme tarihinden itibaren, ... numaralı fatura bedeli olan 0,10-TL'nin 17.12.2018 olan son ödeme tarihinden itibaren, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca işleyecek gecikme zammı ve bu gecikme zammı nedeni ile KDV Kanunu md. 24-c uyarınca tahakkuk edecek %18 KDV‘si ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; elektrik abonelik sözleşmesi kapsamında düzenlenen elektrik tüketim faturalarının ödenmemesi nedeniyle açılan alacak davasıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından, davalı gerçek kişinin elektrik abonelik sözleşmesi kapsamında kullandığı elektriğe ilişkin düzenlenen elektrik tüketim faturalarının ödenmemesi üzerine davacı tarafından eldeki alacak davasının açıldığı, davalının işletme esasına göre defter tuttuğu, dava konusu alacağın 2018 ve 2019 yıllarında düzenlenen faturalara dayandığı, 2022 yılı gayrisafi iş hasılatı dikkate alındığında davalının bilanço usulüne göre defter tutma hadlerinin altında kaldığı, ticaret sicilde tacir kaydının bulunmadığı, davalı gerçek kişinin tacir sıfatını haiz olmadığı, davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının TTK'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay .... HD:'nin ... esas, ... kara sayılı, 03/11/2015 tarihli, ... esas, ... karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay .... HD'nin ... esas,... karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK.nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-İhtiyati haciz talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, ilişkin, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/03/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/124, K. 2024/204, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-124-e-2024-204-k-f95e9140ccfb