İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/679 E. 2024/836 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/679
- Karar No
- 2024/836
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/679 Esas KARAR NO : 2024/836 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2024 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı taraf arasında, müvekkil şirketin üreticisi olduğu hazır betonun, hazır beton üretim ve satış kapasitesine bağlı olarak yedi gün yirmi dört saat esasıyla ve sözleşmede belirtilen tüm şartlara uymak koşuluyla, hazır beton tesisinden döküm yerine anahtar teslimi olarak nakledilmesi ve müşteriye teslim edilmesi ve yine müvekkil şirketin üreticisi olduğu hazır betonun, hazır beton üretim ve satış kapasitesine bağlı olarak yedi gün yirmi dört saat esasıyla ve sözleşmede belirtilen tüm şartlara uymak koşuluyla, bildirilen adreste müvekkil şirket müşterisinin şantiyesinde gösterdiği kalıba ya da sahaya davalı tarafından pompa marifetiyle teslim edilmesi vb. konulu sözleşmeler imzalandığını, işbu sözleşmelere göre davalının, yüklendiği işleri tamamen kendi personeli, ekipmanı ve araçlarıyla anahtar teslimi olarak icra edeceğini, taraflar arasındaki sözleşmelere göre, sözleşmelerin davalı tarafından ifası ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili, müvekkil şirkete karşı üçüncü kişilerce ya da gerek müvekkil şirketin, gerekse davalının çalışanlarınca açılacak olası iş hukuku ve tazminat hukuku davalarıyla benzeri risklerde ve davalı çalışanlarının açacağı iş kazası, işe iade, meslek hastalığı, işçilik ücretleri ve yasal alacaklarıyla ilgili davalarda, müvekkil şirketin davalı ile birlikte müteselsil ya da müşterek sorumluluğu doğuyor, doğma ihtimali müvekkil şirket tarafından öngörülüyorsa, davalının tüm sorumluluğa tek başına katlanacağı, müvekkil şirketin bu bedelleri ödemesi halinde dahi aynı bedel üzerinden davalıya rücu hakkına ve istihkak kesintisine sahip olabileceği kararlaştırılmış ve davalı, tüm bu hususları kabul ve garanti ettiğini, davalı şirket çalışanı Y...tarafından, davalı ve müvekkil şirkete karşı kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti talepli İzmir ... İş Mahkemesi'nin... K. Sayılı dava dosyası ikame edilmiş olup, Mahkemece müvekkil şirket ve davalı şirketin asıl işveren ve alt işveren olduğu gerekçesiyle müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılarak açılan davanın kabulüne, brüt 9.321,28-TL kıdem tazminatı, 4.000,00-TL ihbar tazminatı, 6.480,78 TL vekalet ücretinin, 1.619,85-TL yargılama giderinin, 30.377,00-TL fazla çalışma ücreti alacağının faizleri ile birlikte müvekkil şirket ve davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, kararın, davacı tarafça hem müvekkil şirket, hem de davalı tarafa karşı İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile takibe konulmuş, müvekkil şirket tarafından karara karşı tehiri icra talepli istinaf yoluna başvurularak o tarihteki (20.01.2022) 77.000,00-TL tutarındaki dosya borcu, nakit teminat olarak dosyaya yatırıldığını, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin ...K. Sayılı dosyasında verilen 06.02.2024 tarihli karar ile istinaf başvurumuzun reddine karar verilmiş ve Yerel Mahkeme kararın kesinleştiğini, yerel Mahkeme kararının ve icra dosyasının kesinleşmesi üzerine İzmir... İcra Müdürlüğü, güncel dosya borcu olan 90.025,87 TL'nin yarısı olan 45.012,93 TL'nin borçlu müvekkil şirket... Sanayi A.Ş.'den, kalan diğer yarısının ise diğer borçlu...'dan tahsil edilerek kalan paranın talep halinde borçlulara iadesine karar verdiğini, işbu karar akabinde tarafımızca İcra Müdürlüğüne müracaat edilmiş ve bakiye 31.987,07-TL müvekkil şirkete iade edildiğini, böylelikle müvekkil şirketin, taraflar arasındaki sözleşme ve yasal mevzuat gereği sorumlu olmamasına rağmen, davalının kendi çalışanına ödemekle yükümlü olduğu işçilik alacaklarından, yargılama gideri, vekalet ücreti ve diğer kalemlerden kaynaklı kaynaklı dosya borcunun yarısı olan 45.012,93-TL'lik tutarı ödemek zorunda kaldığını, davalının bu tutarı ödemekten imtina etmesi sebebiyle İzmir ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile davalı şirkete karşı rücu amacıyla icra takibi başlatılmış ve fakat davalı, hiçbir borcunun bulunmadığını iddia ederek takibe kötüniyetli bir şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı tarafa karşı öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulmuş, görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davalının İzmir... İcra Dairesi'ni... E. Sayılı dosyasına vaki itirazı açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğundan, davamızın kabulüne, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, izah edildiği üzere davalının, takibe haksız olarak itiraz ettiğini, yargılamaların oldukça uzun sürmesi nedeniyle işbu davanın neticelenmesine kadar, borcunu ödemekten imtina eden ve kötüniyetli hareket eden davalı şirketin müvekkilden mal kaçırma ve müvekkil şirketin işbu dava sonucunda alacağını tahsil edememe ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Yine yargılamaların uzun sürmesi ve enflasyonun devamlılık göstermesi nedeniyle nedeniyle müvekkilin alacağını geç tahsil etmesi halinde de dava değerinin oldukça düşük kalacağını, bu noktada müvekkilin hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını, hatta imkansız hale geleceğini ve bununla birlikte gecikme sebebiyle ciddi bir zararı doğacağını, ayrıca taraflar arasındaki sözleşme, Mahkeme ve icra dosyaları ve müvekkil tarafından yapılan ödeme kayıtları incelendiğinde müvekkil şirketin alacaklı olduğu ve huzurdaki davayı ikame etmekteki haklılığının sabit olduğunu, ezcümle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirin tüm şartları somut olayda mevcut olduğunu, bu nedenle öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde ise davalı şirketin tespit edilecek taşınır ve taşınmazları hakkında ihtiyati tedbir kararı (ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir, aksi kanaatte ihtiyati tedbir kararı) davamızın kabulüne, davalı tarafça İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki haksız itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın usulden reddi gerektiğini haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı iddiası ve icra dosyasına ödediği bedeli vekil edenden tahsil etmek istemesi somut gerçeklere aykırı olduğunu, dava dışı işçinin, davacının işyerinde davacının talimatı ile çalıştığını davacının asıl işveren pozisyonunda olduğunu ve dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu kesinleşmiş Mahkeme kararı ile sabit olduğunu, hal böyleyken Mahkeme kararı ile sorumluluğunda olan ve ödemek zorunda olduğu bir alacak kalemini ödeyen davacı yanın, işbu bedeli vekil edene yüklemeye çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır, olduğunu, vekil edenin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, vekil eden ve davacı yan arasındaki sözleşme ve ek sözleşme gereği, sözleşmeden kaynaklanan tazminat, ceza, kar kaybı vs tüm borçların teminatı olarak vekil eden tarafından 275.000-TL bedelli kesin ve süresiz banka teminat mektubu verildiğini ve işbu teminat mektubu davacı tarafça paraya çevrildiğini, teminat mektubu karşılığı 190.000,00-TL'nin 23.06.2022 tarihinde davacı tarafça tahsil edildiğine dair dekont 23/08/2024 tarihli ihtiyati hacze itiraz dilekçemiz ekinde dosyaya sunulmuş olup, dosyada mübrez olduğunu, kaldı ki yine 23/08/2024 tarihli ihtiyati hacze itiraz dilekçemiz ekinde sunulan cari kayıtları incelendiğinde vekil edenin fazlaya ilişkin tüm talep, başvuru, şikayet hakları saklı kalmak üzere davacı yandan 2021 yılından bu tarafa 34.867,90 TL alacağı bulunduğu açıkça görüldüğünü, davacı taraf sözde sözleşme hükümlerini sebep göstererek vekil edenin alacağını ödememekte ve vekil edenin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, ayrıca alacağa dayanak yapılan mahkeme dosyasında vekil eden dava dışı işçiyi çalıştırmadığı sürelerden ve tahakkuku bulunmayan sözde sosyal haklardan da sorumlu tutulmuş olup, kabul anlamına gelmemek üzere vekil edenin bir sorumluluğu varsa bile bu süre işçiyi kendi çalıştırdığı süre ve ücretle sınırlı olduğunu, öncelikle haksız ve mesnetsiz ihtiyati haciz talebini reddine, davanın ilk olarak usulden reddine, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, dava dışı işçiye ödenen bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibinde ödeme emrine karşı yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Eldeki davada ihtiyati haciz kararına karşı açılan celsede öncelikle taraf vekillerinin beyanları alınarak ve dilekçeler teatisi de tamamlanmış olduğu gözetilerek ön inceleme celsesi yapılmış, HMK' nun 320. maddesi gereği aynı celse tahkikata başlanmış akabinde toplanacak başkaca bir delil bulunmadığından ayrıca basit yargılamaya tabi davalarda ayrıca sözlü yargılama aşaması bulunmadığından karar verilmiştir. Davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip incelendiğinde; davacı tarafından davalı Batı ... -... arasında İzmir... İş Mahkemesinin... esas sayılı davada verilen kararın...tarafından ödenen dosya borcunun tahsili olan toplam 47.635,08-TL üzerinden takibin başlatıldığı, ve itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Dava, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığından işin esasına geçilmiştir. Davalı taraf zamanaşımı definde bulunmuş ise de, 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi (818 sayılı BK m. 125) uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanmakta olup dava konusu alacak da bu sözleşmelerden doğmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle ve yasada özel olarak başka bir süre öngörülmediğinden, dava konusu edilen alacak genel zamanaşımı süresinin düzenlendiği 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir (Aynı yönde bknz Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 20/02/2017 tarihli ve... K. sayılı kararı). Zamanaşımı süresi her alacak için o alacağın istenebileceği tarihte, diğer bir deyişle alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Somut olayda da zamanaşımı davacı işverenin dava dışı işçiye ödeme yaptığı tarihten (20/01/2022) başlayacak olup dava ve takip tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. Davalı taraf icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine itiraz etmiş ise de, İlamsız icra takibinde yetkili icra daireleri İİK'nın 50. maddesi yollaması ile 6100 sayılı HMK'nın yetkiye ilişkin 6 vd. maddelerine göre belirlenir. Yine 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre para alacaklarına ilişkin icra takibi alacaklının yerleşim yeri icra dairesinde de yapılabilir. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı ispat edildiğinden alacak bir para alacağı olduğundan ve taraflar arasındaki sözleşme ile İzmir Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin uyuşmazlıkta yetkili kılındığı görüldüğünden (HMK m. 17) İcra Dairesi'nin ve Mahkememiz' in yetkisine yapılan itiraz kabul edilmemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağı açıkça inkar edilmeyen 15/03/2016 tarihli sözleşmenin 9. Maddesinde düzenlenmiş olduğundan davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenici davalıdan ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Az yukarıda da değinildiği gibi, uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler" rücu davalarında hükme esas alınamaz. Kıdem tazminatı konusundaki 6552 sayılı Yasa'nın 8. maddesi ile değişik 4857 sayılı Yasa'nın 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir (Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 21/04/2016 tarihli... K. sayılı ilamı da bu yöndedir). 6552 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 4857 sayılı Kanun'un 112. maddesinde; (kamu) asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme de bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesi halen yürürlükte olduğundan, aksinin kabulü de mümkün değildir (Yargıtay... Hukuk Dairesi 10/11/2016 Tarih ... Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındaki 05/03/2016 tarihli sözleşme kapsamında davalı tarafından istihdam edilen dava dışı ...' nın iş sözleşmesinin feshedildiği, İzmir ... İş Mahkemesi'nin ... K. sayılı istinaf ilamı ile kesinleşen kararında davamızın davacıları arasında asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin bulunduğunun belirlendiği, dava dışı işçiye 9.321,28-TL kıdem, 4.000,00 TL ihar tazminatı ile 30.377,00 TL fazla çalışma alacağına hükmedildiği, hükmün İzmir... İcra Müdürülüğü' nün... Esas sayılı takip dosyasında infaza konu edildiği ve alacak miktarının dosyamızın taraflarının yarı oranda ödemesi (45.012,93 TL) sonucu 05/03/2024 tarihinde infazen kapatıldığı, davacı ve davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. Maddesinde tanımlanan asıl işverenlik - alt işverenlik ilişkisi olduğu, bu sebeple dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumlu oldukları, dava dışı işçinin alacak taleplerinin 03/05/2016-25/12/2018 tarihleri arasını kapsadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin tarihinin ise işe başlama tarihinden sonra olduğu ve sözleşmenin feshedildiğine ilişkin savunmanın da bulunmadığı görülmekle işçinin çalıştığı dönem itibari ile taraflar arsındaki sözleşmenin ayakta olduğu anlaşıldığından ve takipte talep edilen bedele cevap dilekçesi ile açıkça itirazda bulunulmadığından davanın kabulüne, kabul edilen bedel belirlenebilir olduğundan (likit) davacı yararına tazminata karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; davalı/borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğü' nün...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, 2-Davalının sorumlu olduğu 47.635,08 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 9.527,01.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 3.253,95 TL karar ve ilam harcının yatan 575,31 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 2.678,64 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 575,31 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı ve 70,00 TL posta ve diğer giderler olmak üzere toplam 1.254,91 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/09/2024 Katip... E imza Hakim... eimza