İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/180 E. 2024/714 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/180
Karar No
2024/714
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2016/180 Esas KARAR NO:2024/714 ASIL DAVADA DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/02/2016 BİRLEŞEN -------DOSYASI YÖNÜNDEN; BİRLEŞEN DOSYADA: DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:07/03/2017 KARAR TARİHİ:25/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Asıl davada Tazminat (Haksız Rekabet), Birleşen davada Alacak ( Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin -------- tek yetkili satıcısı olduğunu, müvekkilinin sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini ve haklı bir nedeni olmaksızın feshettiğini, müvekkilinin siparişlerini hiçbir haklı gerekçe olmadan geciktirdiğini ve sonra tamamen kestiğini, davalının temerrüde düştüğünü, müvekkilinin ciddi anlamda zarara uğradığını, ayrıca davalının ------ faaliyet gösteren başkaca firmalara doğrudan mal sattığını öğrendiklerini, davalının sözleşme bölgesinde doğrudan ya da dolaylı satış yapmama yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davalının sözleşmeyi feshinin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle ve sözleşmeye aykırı davranışlarından ötürü müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek öncelikle sözleşmenin feshinin geçersizliği ve haksız rekabetin tespiti ve men'i, davalının haksız rekabeti ve siparişleri karşılamaması nedeniyle; müvekkilinin uğramış olduğu zararlarının ve uğradığı kazanç kaybının tespiti ile dava tarihi itibarı ile tespiti mümkün olmamakla alacak tutarı belirlendiği zaman arttırılmak ve bu belirsiz alacağımızdan fazlaya dair her türlü talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00.-Amerikan Doları tazminatın zarar tarihinden, kabul edilmemesi halinde ise dava tarihinden itibaren işlemiş ve işlemeye devam edecek olan ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili, müvekkilinin davalının haksız eylemleri nedeniyle mali darboğaza düşmüş, tek satıcı olduğu markaya yabancılaştırılmış, piyasada önemli derecede ticari itibar kaybına uğramış ve finans kurumları bakımından kredibilitesi azalmış olmakla 10.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işlemiş ve işlemeye devam edecek olan ticari avans faizi ile kabul edilmemesi halinde yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini, Mahkemenin feshin geçerliliği yönünde karar oluşturması halinde ise fesih haksız olmakla; TTK'nın 112. Maddesi uyarınca Mahkeme tarafından hesaplanacak denkleştirme tazminatının müvekkili tarafından tespiti mümkün olmamakla alacak tutarı belirlendiği zaman arttırılmak ve bu belirsiz alacaktan fazlaya dair her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30,000,00.-AmerikanDoları denkleştirme tazminatı alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren, kabul edilmemesi halinde ise dava tarihindan itibaren işlemiş ve işlemeye devam edecek olan ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, TIK 59. Maddesi gereğince, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra tirajı 100.000 adetin üzerinde olan------ tamamında dağıtılan ve satılan en az 3 gazetede ilan edilmesi ve hükmün kesinleşmesinden sonra verilmiş olan karar metninin tamamının davalının----- açılış sayfasında ----- dillerinde en az 6 ay süre ile yayınlanmasını istediklerini bildirmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkiline tebliğinin usulüne uygun olmadığını, her ne kadar davacı tarafça dosyaya sunulmamış olsa da taraflar arasında distribütörlük ilişkisinin sözleşme ile düzenlendiğini, bu sözleşmede distribütörlük sözleşmesinden doğan tüm dava ve taleplerin ----- tarafından ------ göre çözüleceği, hakem kararının taraflar için mutlak bağlayıcı olacağı hususunun açıkça düzenlendiğini, tarafların yaptıkları sözleşmedeki bu açık tahkim şartı gereği distribütörlük ilişkisinden doğan bu davanın ------ nezdinde bağlayıcı olarak çözülmesi ve uyuşmazlığa ------- uygulanmasının gerekli olduğunu, bu nedenle davanın dava şartı eksikliği nedeni ile reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında acentelik ilişkisi olmadığı gibi tek satıcılık ilişkisi de bulunmadığını, davacının kendi nam ve hesabına hareket ettiğini, davacının -------ürünün sürümünü artırmak için yaptığını iddia ettiği çalışmaların hiçbirisinin gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın ürünün ------sürümünün artırıldığını ileri sürerek müvekkiline haksız rekabet atfetmeye çalışsa da taraflar arasındaki ticari ilişkiye ihanet edenin bizzat davacı şirket olduğunu, davacı tarafın müvekkili ile olan ticari ilişkisi nedeni ile hak sahipliğini net olarak bilmesine rağmen müvekkiline ait olan---- ibareli markaları ------- kendi adına tescil ettirdiğini, bu marka tescillerini müvekkiline karşı bir tehdit ve pazarlık unsuru olarak kullanmaya ve bu vesile ile de borçtan kurtulmaya çalıştığını, yapılan görüşmelerden sonuç alamayınca müvekkilinin markalarını taşıyan orijinal ürünleri ile müvekkiline karşı yasal süreç başlatılmasına sebep olduklarını, taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal edenin bizzat davacı taraf olduğunu ve müvekkilinin davacının haksız rekabeti nedeni ile sözleşme ilişkisine son verdiğini, haklı fesih olduğıunu, bu yüzden davacının tazminat isteminin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemece müvekkilinin haklılığı kabul edilmeyerek tazminata hükmedilecek olursa bu tazminatın müvekkilinin alacağından takas edilmesinin gerektiğini belirterek huzurdaki davanın reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Birleşen dava yönünden davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin --- yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, davalı şirketin uzunca bir süre müvekkilinin ürettiği ürünleri satın alarak --------- sunduğunu, taraflar arasında devam eden muhtelif satış sözleşmeleri kapsamında müvekkilinin ürünlerinin davalı şirkete satılarak teslim edildiğini, davalının taraflar arasında süregelen ticari ilişkinin verdiği güvenle kendisine tedarik edilen bazı ürünlerin bedellerini ödemediğini, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin ---yılından itibaren açık vermeye başladığını, davalı tarafın müvekkili ile olan ticari ilişkisi nedeni ile hak sahipliğini net olarak bilmesine rağmen müvekkiline ait olan--- ibareli markaları --------- nezdinde kendi adına tescil ettirdiğini, bu marka tescillerini müvekkiline karşı bir tehdit ve pazarlık unsuru olarak kullanmaya ve bu vesile ile de borçtan kurtulmaya çalıştığını, yapılan görüşmelerden sonuç alamayınca müvekkilinin markalarını taşıyan orijinal ürünleri ile müvekkiline karşı yasal süreç başlatılmasına sebep olduklarını bunun üzerine davalı şirket aleyhine markaların hükümsüzlüğü talebi ile başka bir dava açıldığını belirterek dava konusu bakiye 649.701,81 USD alacağın davalı taraftan fiili ödeme tarihindeki ------ üzerinden devlet bankalarının USD üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dava yönünden davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya belirtildiği tutarda borcunun olmadığını, davacı tarafın HMK 114 maddesinde düzenlenmiş dava şartlarından olan teminatı dosyaya yatırmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın dava şartından yoksun olmakla usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca dava dilekçesinin ekinde sunulmuş olan delil tercümelerinin yetkili makamlarca yapılmadığı gibi aynı zamanda hatalar içerdiğini; davacı ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin dava dilekçesinde yer verildiği gibi “muhtelif alım satım sözleşmesi” değil 2002 yılından beri süregelen tek satıcılık ilişkisi olduğunu, müvekkili ile davacı arasındaki distribütörlük sözleşmesi devam etmekte iken, --------- ihtarnamesi ile davacının ------- olduğunu ifade ederek fesih beyanını zımni olarak bildirdiğini, müvekkilin borcunun------ yılından geldiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin ticari defterleri üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi sonucu müvekkilinin borcunu cari hesap sisteminde ödediği ve -------- yılından kalan herhangi bir borcu olmadığının tespit edileceğini, davacının kötüniyetli olarak davrandığını huzurdaki davayı kabul etmemekle birlikte, müvekkili aleyhine karar verilmesi durumunda portföy tazminatı alacağının TBK Md. 139 gereği, işbu dava ile hükmedilecek miktar ile takas mahsup edilmesinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İNCELEME ve GEREKÇE:Mahkememizde açılan asıl davada davacı taraf öncelikle feshin geçersizliği ve buna bağlı olarak haksız rekabetin tespiti ve men'i, davalının haksız rekabeti ve siparişleri karşılamaması nedeniyle; müvekkilinin uğramış olduğu zararlarının ve uğradığı kazanç kaybının tespiti ile manevi tazminatın davalıdan tahsili, Mahkemenin feshin geçerliliği yönünde karar oluşturması halinde ise fesih haksız olmakla; TTK'nın 112. Maddesi uyarınca Mahkeme tarafından hesaplanacak denkleştirme tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, dava HMK 111. maddesinde düzenlenen terditli dava olarak açılmıştır. Birleşen dava da ise davacı taraf taraflar arasında devam eden muhtelif satış sözleşmeleri kapsamında davalı şirkete satılarak teslim edilen ürün bedellerinin davalı tarafça ödemediğini, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin 2008 yılından itibaren açık vermeye başladığını belirterek alacak talebinde bulunmuştur. Dava ve birleşen dava yönünden dilekçeler aşaması tamamlanarak ön inceleme duruşmaları yapılmış tarafların sulh olma imkanının bulunmadığı anlaşıldığından tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Asıl davada davalı vekili dava dilekçesi ile ön inceleme tensip tutanağının müvekkili şirket yetkilisine tebliğ edilmediğini, ayrıca talepnamede ve tensip zaptında gerekli ihtaratın bulunmadığını, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğunu, 28/03/2017 tarihinde davadan haberdar olduğunu ileri sürerek cevap ve ilk itiraz süresinin 28/03/2017 tarihinden başlatılmasını ve 1 ay ek cevap süresi verilmesini talep etmiş, davalı adına dava dilekçesinin tebliği ve ön inceleme duruşma gününün bildirilmesine ilişkin tebligat parçasında 2 haftalık kesin süre içinde davaya cevap vermemenin sonuçlarının hatırlatıldığı, talepnamede bu ifadenin tam olarak yer almamasının önemli olmadığı, ayrıca -----hitaben yazılan 10/08/2016 tarihli yazıda, ------makamlarından alınan cevabi notaya göre tebligatın davalı şirkete teslim edildiğinin bildirildiği, söz konusu tebligatın-------- kanunlarına göre usulüne uygun olup olmadığının tarafımızca denetlenemeyeceği, dolayısıyla davalı vekilinin usulsüz tebligat iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla taleplerinin reddine dair 11/04/2017 tarihli karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçeleri ve ekleri tekrar incelenerek 08/12/2017 tarihli ara karar ile de davalı vekili, dava dilekçesinin müvekkiline tebliğinin usulüne uygun olmadığını belirterek ek cevap süresi verilmesini ve tahkim ilk itirazının kabul edilmesini talep etmiş ise de, Mahkememizce hazırlanan talepnamede görüleceği üzere davalıya yurtdışı tebliğin, her iki taraf ülkenin de imzası bulunan ------ hükümlerine uygun olarak yapılmasının talep edildiği, ------- hitabn yazılan 10/08/2016 tarihli yazıda tebligatın davalı şirkete teslim edildiğinin belirtildiği, dolayısıyla Mahkememizce davalıya tebliğin ---------hükümlerine uygun olarak yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, tebliğin usulüne uygun olup olmadığının Mahkememizce ayrıca denetlenemeyeceği, dolayısıyla davalının ek cevap süresi talebinin yerinde olmadığı, buna göre cevap dilekçesinin yasal süreden sonra sunulmuş olduğu ve süresinden sonra yapılan tahkim ilk itirazının da yerinde olmadığına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememiz dosyası ile birleştirilen dava dosyasında davacı şirketin merkez adresi ----- olup şirket yabancı uyruklu olduğundan ------ yazı yazılmış gelen yazıda-------- arasında teminattan muafiyet hususunda doğrudan mütekabiliyet öngören ikili veya çok taraflı uluslararası anlaşma bulunmamaktadır. Konunun fiilî mütekabiliyet yönünden incelenmesinde ise, ---- başka bir vesile ile alınan ve bir örneği ekte iletilen----- yazıda; -------mahkemelerinde dava açan, bir davaya taraf olan veya icra takibi başlatan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin teminat yatırmaktan muaf olmadıkları ve bu konuda karşılıklılık bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte, anılan yazıda ayrıca, talebimiz üzerine ------ tarafından söz konusu uygulamanın devam edip etmediği hususunda yeniden bilgi istenildiği ifade edilmiştir. ----yine başka bir vesile ile alınan ve bir örneği ile ekleri ilişikte yer alan ------ arasında teminattan muafiyet konusunda fiilî mütekabiliyet olup olmadığı hususuna ilişkin olarak, ------yazısının ---- tercümesi ile birlikte iletildiği belirtilmiştir. Konuya ilişkin olarak, -----yazıları da ekte iletilmiştir. Son olarak, ------ teminattan muafiyet konusunda fiilî mütekabiliyet hususunda anılan ------ değişik tarihli yazılarına atıf yapılarak konu hakkında tereddüte düşüldüğü belirtilmiş ve söz konusu tereddütün giderilmesi istenmiştir. Bu konuda anılan ---- sayılı cevabî yazısında; ----- sayılı yazılarında konu hakkında bilgi verildiği ifade edilmiştir. Bahse konu yazıda ise; ---- alınan bir yazıya atfen, konuya ilişkin ------- birinci fıkrasında, davacının ------- mukim olmaması, ofisinin veya iş yerinin bulunmaması halinde, davalının talebi üzerine, mahkemenin davacıdan mahkeme masrafları için teminat yatırmasını isteyeceği hükmünün yer aldığını bildirdiği; ayrıca, davalının talebi bulunmasa dahi, mahkemenin gerekli görmesi halinde davacıdan teminat yatırmasını isteyebileceğini ifade ettiği belirtilmiştir. Yazıda devamla, konuya açıklık getirebileceği düşüncesiyle, ---- dava teminatlarına ilişkin ikinci kısmının ------- adresinden alınan İngilizce tercümesinin ekte sunulduğu ifade edilmektedir. -----söz konusu yazıları ile eklerinin birer örneği ekte iletilmiştir." şeklinde cevap verildiği anlaşılmış , ve 14/03/2013 tarihli karar ile "Davacı şirketin bulunduğu ülkenin----- ülkelerden bulunmadığı gibi,------- arasında teminattan muafiyet hususunda doğrudan mütekabiliyet ön gören ikili veya çok taraflı uluslararası anlaşmanın bulunmadığı belirlendiğinden davacı şirketin MÖHUK 48. Madde hükmü gereğince teminat göstermek durumunda bulunduğundan HMK 87. Madde hükmü gereğince Mahkememizce belirlenen 90.000,00 TL teminatın Mahkememiz veznesine depo etmesi konusunda davacı şirkete iki haftalık kesin süre verilmesine, belirlenen kesin süre içerisinde yabancılık teminatını depo edilmemesi halinde HMK 88. Madde hükmü gereğince teminat gösterilmediği taktirde davanın usulden red edileceğinin davacı vekiline tebliğine " karar verilmiştir. Birleşen davada davacı tarafça 29/03/2018 tarihinde teminatın yatırıldığı anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin talepleri üzerine, ---------Sayılı dosyası getirtilmiş , Şikayet dilekçesinde " ŞİKAYET EDEN :---------- SUÇ : Haksız rekabet SUÇ TARİHİ ------ AÇIKLAMALAR: Müvekkilimiz, ------distribütörü olarak faaliyet göstermektedir. Şüphelinin yetkilisi olduğu ----- şirketinin bundan önceki distribütörü olarak müvekkilimizin------ markalı ürünlerini -----ithal etmiştir. Bu süreçte ve sonrasında şüphelinin yetkilisi olduğu ------- ibareli marka tescil başvuruları gerçekleştirilmiştir. Bu tescillerin derhal geri çekilmesi için müvekkilimiz tarafından gönderilen ihtarnameden sonra bu tesciller yurtdışında yerleşik --------- şirkete devredilmiştir. TTK'nın 55/1 maddesi al bendine göre “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” a2 bendine göre “Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek” ayrı ayrı haksız rekabet suçunu oluşturmaktadır. Kanunun 62/1 maddesi a bendine göre “55'inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler” fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; şüphelinin eylemlerine uyan haksız rekabet suçu nedeni ile cezalandırılması talebi ile KAMUDAVASI AÇILMASINI talep ederim." şeklinde talepte bulunulduğu anlaşılmıştır. --------- sayılı dosyası ile de " Dava konusu markaların -----adına devrine ilişkin asli talebimizle; bu talebimiz kabul edilmediği takdirde dava konusu markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ilişkin fer'i talebimizi içerir terditli dava açıldığı anlaşılmıştır. Yine taraf vekillerinin talepleri ile dava dışı ---------- yazılar yazılarak cevapları dosyaya alınmış,----- belgeler getirtilmiştir.Duruşmada dinlenen davacı tanığı ---------- yılında finans ve mühasebe müdürü olarak işe başladım. Daha sonrasında satış ve pazarlama müdürlüğü yaptım. 2014 sonu 2015 başında tam tarihini hatırlamıyorum kendi isteğimle işten ayrıldım. ---- şirketinin tüm ürünleri için --------- idi. Bu iki şirket ticari ilişkide ben finans müdürü olduğum dönemde bütün ithalat işlemlerini, alacak verecek işlemlerini yürütüyordum. Satış ve pazarlama müdürü olduğum dönemde de söz konusu ürünlerin --------içinde pazarlanması işlerini takip ediyordum. Ben işe girdiğimde iki firma arasındaki ticari ilişki devam ediyordu. Her iki firma arasında yıllar içinde artan sıklıkta ve hacimde ticari ilişki gelişti. ------- dışında bir firmadan mallarını satmıyordu. Alınan ürünlerin bedeli fatura tarihinden itibaren 120 gün şeklinde vadeli olarak yapılıyordu. Vadeli çalışıldığı için açık hesap çalışılıyordu. Açık hesap doğrultusunda ödemeler yapılıyordu.------ ödemelerinde herhangi bir aksama yaşanmamıştır. ---------- istediği ürünü sipariş ediyordu. Yaklaşık bir ay kadar bir üretim süresi vardı. Davalı firma faturayı kesip malı yüklüyordu. ------malların bize ulaşması 1 ay kadar sürüyordu. Mallar gelince biz çekiyorduk. ---- satıyorduk. Fatura tarihinden itibaren 120 gün içinde de ödemeleri yapıyorduk. Taraflar arasındaki malların alım süreci az önce anlattığım gibidir. 2014 yılından itibaren benim işten ayrıldığım tarihe kadarki süreçte iki taraf arasında sıkıntı olduğunu biliyordum. Ben işten ayrıldığımda sözleşme feshedilmemişti. Bu süreçte ---------siparişleri karşı tarafça çok geciktirilerek gönderiliyordu. Bir siparişin de hiç gönderilmediğini hatırlıyorum. Ancak emin değilim. Normalde bir aya gönderilen ürünler 3-4-5 ay sonra gönderiliyordu. Bu yüzden --------- kendi müşterilerinden gelen siparişleri karşılayamaz oldu ve satışlar düştü. Yine taraflar arasında bir marka problemi de yaşanmıştı diye hatırlıyorum." şeklinde beyanda bulunmuş , diğer tanık ------yılına kadar ortağı idim ve aynı zamanda üretim müdürü idim. ------------- tek satıcısı idi. İki şirket arasındaki ticari ilişkide benim sorumluluğumu gerektiren doğrudan bir fonksiyonum yoktu. Ancak aynı zamanda şirket ortağı olduğum için iki firma arasındaki ticari ilişki konusunda bilgi sahibi idim. İki şirket arasındaki ilişki 2002 yılında başlamıştır. 2014 yılına kadar da düzenli bir şekilde bir devam etmiştir. 2014 yılında verdiğimiz siparişlerde aksama yaşanmaya başlanmıştır. Sebebi firmanın mal tedariklerini geciktirmeye başlamasıdır. 2014 yılına kadar iki şirket arasındaki cari hesap 120 gün vadeli olarak yürütülüyordu ve o 2014 yılına kadar da rutin ödemelerimiz devam etti. 2014 yılında mal gönderiminde gecikmeler başlayınca mal satılamadığı için dar boğaz içine girdik ve dolayısıyla geri ödemeleri de yapamaz olduk. Bu arada ------ dışında başka firmalara mal verdiğini de öğrendik. Bu firmalar----- firmasıdır diye hatırlıyorum. Bunu öğrenince öncelikle ---- yazışma yaptık. Bunu tespit ettiğimizi anlayınca mal gönderimi iyice kısıldı. ----- ürünleri dışında başkaca ürün satmadığından ------- bağlı olduğundan biz yine görüşmeye devam ettik. Ben şirket ekonomisinin bozulması nedeniyle ortaklıktan ayrıldım. Ortaklıktan ayrıldığım tarih itibariyle sözleşmenin feshedilip feshedilmediğini hatırlamıyorum..dedi.Davacı vekilinin istemi üzerine tanıktan soruldu; hatırladığım kadarıyla en kötü ihtimalle 2 ayda bir mal siparişi veriyorduk. Malın siparişinden sonra ürünler en erken bir buçuk ay içinde elimize ulaşıyordu. Söylemiştim. 120 gün vadeli çalışıyorduk. Fatura kesilmesinden itibaren bu süre başlıyordu. İlişkilerimiz son derece iyi olduğu için faturalar banka kanalı ile değil doğrudan bize geliyordu. " demiştir.Mahkememizde açılan asıl davada davacı tarafından taraflar arasında mevcut sözleşmenin haksız ve tek taraflı olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak öncelikle feshin geçersizliği ve sözleşmenin devam ettiğinin tespiti, davalının haksız rekabetinin tespit ve meni, maddi ve manevi zarar ile kazanç kaybı, terditli olarak da feshin geçerli olduğunun kabulü halinde feshin haksız olduğu iddiasına dayalı olarak denkleştirme tazminatı talebinde bulunulduğu, mahkememiz dosyası ile birleştirilen ------ dosyasında ise davacının taraflar arasında devam eden ticari ilişkide davalıya satılıp teslim edilen mallar karşılığı 649.702,81 USD borç kaldığını belirterek borcun davalı yandan tahsilini talep ettiği, davalının ise iki taraf arasındaki ilişkinin alım satım ilişkisi değil tek satıcılık ilişkisi olduğunu, bu ilişkinin --------- yılına kadar sürdüğünü, davacının 03/11/2015 tarihli ihtarname ile zımni fesih beyanında bulunduğunu, feshin geçersiz olduğunu, taraflar arası ticari ilişkide ödemelerin 4 ay vadeli olarak gerçekleştiğini, kalan borç bulunmadığını, aksi durumda takas mahsup talepleri bulunduğunu ileri sürdüğü anlaşılmakla; taraflar arasındaki ticari ilişkinin tek satıcılık ilişkisi mi ticari alım satım ilişkisi mi olduğunun belirlenmesi, tek satıcılık ilişkisinin varlığının kabulü halinde sözleşmenin feshedilip edilmediği, feshin geçerli olup olmadığı, geçerli fesih var ise feshin haksız olup olmadığı, davacının maddi ve manevi zarar ile kazanç kaybı talebinin değerlendirilmesi, aynı zamanda asıl davada terditli talep olan denkleştirme tazminatı talebinin de TTK 122/5 maddesi uyarınca yerinde olup olmadığı, talep mümkün ise miktarının tespiti ile denkleştirme tazminatı konusunda inceleme yapılırken TTK 122 maddesi koşullarının taraflar yönünden tek tek irdelenmesi, davacı----- ileri sürdüğü haksız rekabet iddialarının incelenmesi, birleşen davada davacı ---- ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı --------- talep edebileceği bir alacağının olup olmadığı, varsa miktarı, böyle bir alacağının varlığının tespiti halinde davalının takas mahsup savunması göz önünde bulundurularak hesaplama yapılıp düzenlenecek raporun sunulması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir.Düzenlenen 05/09/2022 tarihli kök raporda davacı --------yılları ticari defterlerinin incelendiği, ticari defterlerin yasal ve usulünce tutulduğu, açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı yine kapanış tasdiklerin de yapılmış olduğu, davacı ----nezdindeki davalı ----- cari hesap hareketleri incelendiğinde davalı şirkete 217.949,18 USD karşılığı 617.537,21 TL borçlu olduğunun tespit edildiği , mahkememizin 17.03.2021 tarihli duruşma tutanağında davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin inceleme için mahkemede hazır bulundurup bulundurmayacağı hususunda bilgi talep edildiği, davalının 23.03.2021 tarihli beyanında davacı --------- ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasını ve tedarik edilen ürünler bakımından iddialarını bu defterlere dayandırdığını beyan ettiği, dava dışı -----yılları ticari defterleri incelendiğinde dava dışı ----- nezdindeki davacı ---- cari hesap hareketlerini ---Alıcılar hesabının----- cari kartında takip ettiği ve davacıdan 0,13 TL alacaklı olduğu, dava dışı -----nezdindeki davalı ---- cari hesap hareketlerini ------ cari kartında takip ettiği, bu cari kartında ilk işlem hareketinin ---- tarihinde başladığı, davalı şirketten ----- yıllarında toplamda 33.340.640,22 TL tutarında ürün alımı gerçekleştirdiği, dava dışı ---- nezdindeki dava dışı ---- hesap hareketlerini ------cari kartında takip ettiği, bu şirketle ticari ilişkisinin ---yılı öncesinden geldiği ve ----- yıl sonu itibari ile bu şirkete 892,46 TL borç bakiyesinin mevcut olduğu, dava dışı -----nezdindeki dava dışı ---- cari hesap hareketlerini --------- cari kartında takip ettiği, bu şirket ile---- yılı içerisinde ticari ilişkiye başladığı ve ---yıl sonu itibari ile bu şirkete 1.951,65 TL alacaklı olduğu, dava dışı ----- nezdindeki dava dışı ------- cari hesap hareketlerini ----Alıcılar hesabının--- cari kartında takip ettiği ve bu şirket ile 2017 yılı içerisinde ticari ilişkiye başladığı ve 2.402,28 TL borçlu olduğu, dava dışı ----- nezdindeki dava dışı------ Alıcılar hesabının ---- cari kartında takip ettiği, ----yılı öncesinden geldiği ve ---- sonu itibari ile bu şirkete borç/alacak bakiyesinin mevcut olmadığı ,dava dışı -------- nezdindeki dava dışı ---- cari hesap hareketlerini ----Satıcılar Hesabında ----- cari kartında takip ettiği, bu şirkete 2020 yılında fatura düzenlediği ve bu faturayı iade faturası ile kapattığı, borç alacak ilişkisinin kalmadığı, dava dışı ----- nezdindeki dava dışı----- cari hesap hareketlerini -----Alıcılar hesabının ----cari kartında takip ettiği, -----yılı öncesinden geldiği ve -----yıl sonu itibari ile bu şirketten 447.236,64 TL alacaklı olduğu ,dava dışı ----- nezdindeki dava dışı ------ cari hesap hareketlerini ---- Alıcılar hesabının------- cari kartında takip ettiği, bu şirket ile ticari ilişkisinin ---- tarihinde başladığı ve ------- yıl sonu itibari ile bu şirketten 23.814,21 TL alacaklı olduğu, dava dışı ---- nezdindeki dava dışı ---- cari hesap hareketlerini ----Alıcılar hesabının ----- cari kartında takip ettiği ve bu şirket ile ticari ilişkisinin --- tarihinde başladığı, ----- şirketi ile çalışmaların devam ettiği ----yıl sonu itibari ile bu şirketten borç alacak ilişkisinin kalmadığı, dava dışı -------- satış yapmış olduğu şirketlerin faturalarının dava dışı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve ibraz edilmiş olan faturaların ürün açıklamalarında ----- ibaresinin açıkça yazılı olduğu, davalı şirketin ----satış yapmış olduğu firmalar ve bu firmalara konu gümrük beyan bilgileri incelendiğinde ---- sunulan beyannamelerde davalı şirketin ---- yılları arasında toplamda ---- tutarında ---- dava dışı şirketlere satış yaptığı, ------ tarihli cevap yazısı ekinde sunulu beyannameler (davacı ------- uyarınca davalı şirketin 03.11.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi fesih ettiğinin kabulü halinde bu ihtarname öncesinde 18.08.2014 tarihinde --------- ürün satışı yaptığı belirlenmiş, ayrıca taraflar arasında 2003 yılında başlayan ticari ilişkinin sona erdiği 2015 yılına kadar olan sürede taraflar arasında tek satıcılık ilişkisinin bulunduğunun kabul edilebileceği, tek satıcı konumundaki davacının satışını yaptığı ürünlere ait markaları kendi adına tescil ettirmesinin uygulamada, marka haklarının korunmasını sağlamak bakımından karşılaşılan bir durum olduğu, bu sebeple söz konusu tescillerin yapılmasının tek başına haklı fesih sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, dosya kapsamında yapılan incelemeler sonucunda TTK m.122 uyarınca denkleştirme talebinin ileri sürülebilmesi için gerekli olan belli bölgede tek satıcılık durumunun somut olayda gerçekleştiği ve sözleşmenin davacının kusuru olmaksızın feshedildiği davacının denkleştirme tazminatı talebinde bulunabileceği belirtilerek hesaplama yapıldığı , bunun yanın sıra davalı şirketin davacı ile sözleşmesini feshi öncesinde --- sözleşme feshi sonrasında ise -----şirketlerine doğrudan satış gerçekleştirdiği, sayın dava dışı -----defterlerinde sözleşme feshi sonrasında davalı ------- tutarında alım gerçekleştirdiği, bu ürünlerin satışında 8.278.740,87 USD gelir elde ettiği, davalı -----sözleşme feshi sonrasında dava dışı ------ yapmış olduğu satışlar nedeniyle davacının 3.169.888,75 USD faaliyet karından mahrum kaldığının da belirtildiği anlaşılmıştır.Taraf vekillerinin itirazları nedeniyle aynı bilirkişi heyetinden 2 ayrı ek rapor alınmış, bilirkişi heyetinin 2 nolu ek raporunda alternatifli hesaplama yaptığı ve denkleştirme tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi halinde; davacı şirketin davalı şirketten 253.309,47 TL'lik Denkleştirme tazminatı talebinde bulunabileceği, bu tazminat tutarının dava tarihi itibari ile------- dövize çevrilmesi ile 85,537,07 USD olarak talep edilebileceği, davacının 25.09.2023 tarihinde verdiği beyan dilekçesi ve dava dilekçesindeki harçlandırmasından dava tarihindeki -----olduğu görülmüş olup bu talebe göre yapılan hesaplamada 85.664,34 USD talep edebileceği, davacı şirketin yıl sonları itibari ile faaliyet karlarının yıl sonu kuru üzerinden dövize çevrilmesi ile yapılan hesaplamada ise 129.777,22 USD denkleştirme tazminatı talebinde bulunabileceği belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinin netice ve talep kısmının -----nolu maddelerinin ıslah edildiği bildirilmiş, ve Sonuç talep; 1-) Kar kaybı mahrumiyeti zararımızın tazmini talebimiz yönünden Dava dilekçemizde " Davalının haksız rekabeti ve siparişlerin karşılanmaması nedeniyle; müvekkilin uğramış olduğu zararlarının ve uğradığı kazanç kaybının tespiti ile dava tarihi itibariyle tespiti mümkün olmamakla alacak tutarı belirlendiği zaman arttırılmak ve bu belirsiz alacağımızdan fazlaya dair her türlü talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00TL Amerikan Doları tazminatın zarar tarihinden, kabul edilmemesi halinde ise dava tarihinden itibaren işlemiş ve işlemeye devam edecek olan ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili," talep edilmiştir. Bu kez bu talebimizi ;" Fazlaya dair alacak haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Davalının taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesini haklı bir nedeni olmadan feshetmiş olduğunun tespitiyle, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız fesih nedeniyle müvekkilin uğramış olduğu zarar, kar kaybının dava tarihi itibariyle tam olarak tespiti mümkün olmamakla alacak tutarı belirlendiği zaman arttırılmak ve bu belirsiz alacağımızdan şimdilik 20.000,00TL Amerikan Doları'nın dava tarihinden geçerli olmak üzere, Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederiz" ŞEKLİNDE ISLAH ETMEKTEYİZ. Bu talebimiz belirsiz alacak olmakla ve bilirkişi raporuyla müvekkil Davacı ---------kar kaybı mahrumiyeti olduğu tespit edilmiş olmakla talebimize ilişkin 4.279.708,48 USD bedel artışı yaparak talebimizi 4.299.708,48 USD'ye arttırmaktayız. Dava tarihinde 20.000 Amerikan Doları olan talebimiz harçlandırılmış olup arttırdığımız bedel tutarı, işbu dilekçemiz tarihindeki ------- harca esas değer üzerinden harçlandırılmıştır. Müvekkilin Kar mahrumiyeti zararı olan 4.299.708,48 USD'nin dava tarihinden geçerli olmak üzere,-----ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederiz. 2-)Dava dilekçemizde portföy tazminatı talebimiz ilk talebimizin kabul edilmemesi halinde terditli talep olarak istenmişse de bu kez portföy tazminatı talebimizi ıslahla kar kaybı mahrumiyeti zararımız yanında ayrıca portföy tazminatının da tahsilini talep etmekteyiz. Bu doğrultuda portföy tazminatı talebimizi aşağıdaki şekilde ıslah ederiz. "Fazlaya dair alacak haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Davalının taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesini haklı bir nedeni olmadan feshetmiş olması nedeniyle, kar mahrumiyeti zararımız yanında ayrıca TTK 112. Maddesi uyarınca denkleştirme tazminatına hükmedilmesini, denkleştirme tazminatının müvekkil tarafından tam olarak tespiti mümkün olmamakla alacak tutarı belirlendiği zaman arttırılmak kaydıyla bu belirsiz alacağımızdan şimdilik 30.000,00 Amerikan Doları denkleştirme tazminatı alacağımızın dava tarihinden itibaren ------ Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederiz." Dava dilekçemizde belirsiz alacak olduğu belirtilerek 30.000 Amerikan Doları denkleştirme tazminatı talep edilmiş ve bu tutar dava tarihinde harçlandırılmıştır. Bu kez denkleştirme tazminatı talebimizi 55.664,34 Amerikan Doları arttırmaktayız. İşbu dilekçemiz tarihindeki ----- harca esas değer üzerinden bedel artırımımız harçlandırılmıştır.Müvekkilin Denkleştirme tazminatı alacağı olan 85.664,34 USD'nin dava tarihinden itibaren-----açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi " şeklinde açıklanmıştır. Davalı vekili ıslah dilekçesine karşı sunduğu 22/04/2024 tarihli dikçesinde ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunmuş davanın kısmi dava olarak açılmış olduğunu ıslah tarihi itibarı ile davacı tarafın kâr mahrumiyeti talepleri, müşteri portföyünden yararlanıldığı iddiasına yönelik denkleştirme tazminatı talepleri, manevi tazminat talebi ve sair her türlü alacak iddiası bakımından zaman aşımı süresinin dolduğunu, ıslah dilekçesiyle faiz cinsinin değiştirilip talep edilebilmesinin mümkün olamayacağını, terditli olarak ileri sürülen denkleştirme tazminatı alacağının ıslah yolu ile değiştirilerek asli talep olarak ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir.Dava dosyasında çözülmesi gereken ilk sorun taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık ilişkisi olup olmadığı hususundadır. Davalı yan taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık olmadığını ileri sürmektedir. Dosyada toplanan deliller incelendiğinde bilirkişi heyetince devam eden ticari ilişki boyunca tarafların birbirleri dışında kimseye ürün alım satımı yapmadığından yola çıkarak ilişkinin tek satıcılık olduğu belirttikleri görülmüştür. Dosyaya sunulan davalı tarafça davacıya gönderilen -----yevmiye numaralı ihtarnamesindeki "... İhtar eden,--------markasını bazı ülkelerde distribütörleri aracılığı ile kullanmaktadır. Muhatap ise ihtar edenin eski ----- distribütörüdür. İhtar eden ile muhatap arasındaki distrübitörlük ve tek satıcılık ilişkisi --- yılında başlamıştır-----markasının hak sahibinin ihtar eden -----şeklindeki ifadeden ve yine davalı tarafça ---- sayılı dosyasına sunulan şikayet dilekçesindeki ifadelerden taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık sözleşmesi olduğu, bunun davalı yanın da kabulünde olduğu sonucuna varılmış davalının aksi iddiaları yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça davacıya gönderilen ihtarnamede fesih iradesi açıkça ortaya konulmamış olmakla birlikte davalı yanın cevap dilekçesindeki beyanlarından fesih iradesinin mevcut olduğu ve taraflar arasındaki tek satıcılık ilişkisinin davalı tarafça sonlandırıldığı anlaşılmıştır. Bu noktada davacı taraf davalının sözleşmeyi haklı bir sebep olmadan feshettiğini belirterek asıl talep olarak feshin geçersizliğine karar verilmesini, buna bağlı olarak da haksız rekabetin tespiti ve men'i, davalının haksız rekabeti ve siparişleri karşılamaması nedeniyle uğramış olduğu zararlarının ve uğradığı kazanç kaybının tespiti ile davalıdan tahsili, ve yine manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme iki tarafa borç yükleyen özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşmedir. Özel hukuk sözleşmelerinde sözleşme özgürlüğü ilkesi geçerli olup, bu ilke sözleşme yapma, sözleşmenin diğer tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme, sözleşmenin şeklini seçme gibi özgürlüklerin yanında sözleşmeyi ortadan kalma özgürlüğünü de kapsar. Taraflar, Kanunlardaki istisnalar dışında sözleşmeyi diledikleri gibi ortadan kaldırabilirler. Taraflardan birinin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshi ile fesih hüküm ve sonuçlarını doğurur ve bu noktada ancak feshin haklı ya da haksız olduğu ileri sürülebilir. Dava konusu olayda da, davalı tarafından sözleşme feshedilmiş olup, söz konusu fesih işlemi bozucu yenilik doğuran bir hak olarak hüküm ve sonuçlarını doğurmuştur. Bu durumda davacı ancak feshin haksız olduğunu ileri sürebilecek olup feshin geçersizliğinin tespiti yönünde talepte bulunması mahkememizce mümkün görülmemiş ve dolayısıyla feshin geçersizliğine bağlı olarak talep edilen tazminatlarında yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Feshin haklı olup olmadığı noktasında ise bilirkişi heyetince belirtilen görüş mahkememizce yerinde bulunmuş ve davalı tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kabul edilmiştir. Davacı yan davasını HMK 111. maddesinde düzenlenen terditli dava olarak açmış olup sonradan sunduğu ıslah dilekçesi ile asıl talebinde yer alan dava dilekçesi sonuç bölümü 3. maddesindeki maddi tazminat istemlerinin dayanağı maddi vakıayı ( siparişlerin karşılanmamasından doğan zarar iken sözleşmenin haksız feshi nedeniyle doğan zarar olarak) değiştirmiş ve terdit talep olarak ileri sürdüğü denkleştirme tazminatı talebini de asli talebine eklemiş olduğundan HMK 31 maddesi uyarınca davacının ıslah talebinin HMK 180-181 maddelerinden hangisi kapsamında olduğu hususunu açıklaması, ıslah talebi HMK 180 maddesinde düzenlenen tam ıslaha ilişkin ise izleyen 1 haftalık kesin süre içerisinde yeni dava dilekçesini düzenleyerek mahkememize sunması, aksi takdirde ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği hususu davacı vekiline bildirilmiş davacı vekili 14/06/2024 tarihli dilekçesinde ıslahın kısmi ıslah olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekilinin de dilekçesinde açıkladığı üzere HMK 180.maddesinde düzenlenen "tamamen ıslah" davacı tarafın iddiasını yani "dava sebepleri" ve "talep sonucunu" değiştirmek istemesi halinde başvurabileceği bir ıslah türüdür. Davacı yan terditli olarak açtığı davasında esas ve terdit talebini bir araya getirmek suretiyle talep sonucunu değiştirmiştir. Terditli açılan davada asıl talep yerinde görülmediği taktirde reddedilip terdit talep için hüküm kurulabilecektir. Bu yüzden davacı yanın ıslah talebi ile asıl ve terdit talebini birleştirmesi mahkememizce talep sonucunun değiştirilmesi olarak kabul edilmiş kısmi ıslah ile bunun yapılmasının mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Davacının dava dilekçesindeki asıl talebi olan sözleşmenin feshinin geçersizliğinin tespiti talebi yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden buna bağlı diğer taleplerin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davacı yanın terdit talebi ise feshin haksız olduğunun tespiti ve denkleştirme tazminatına hükmedilmesidir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin tek satıcılık niteliğinde olduğu, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davacının denkleştirme tazminatına hak kazanması için gerekli diğer koşullarında mevcut olduğu dolayısıyla davacının denkleştirme tazminatı talebinin yerinde olduğu sonucuna varılmış, bilirkişi heyeti 2. Ek raporunda " davacının 25.09.2023 tarihinde verdiği beyan dilekçesi ve dava dilekçesindeki arçlandırmasında dava tarihindeki ----- kuru olduğu görülmüş olup bu talebe göre yapılan hesaplamada 85.664,34 USD talep edebileceği" şeklindeki hesaplamaya itibar edilerek davacının bu tutar kadar denkleştirme tazminatına hak kazandığı kabul edilmiştir. Davalı tarafça zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de davacı dava dilekçesinde denkleştirme tazminatı talebini belirsiz alacak davası olarak ileri sürdüğünden belirsiz alacak davasında alacaklının alacağının tamamı için hak düşürücü süre ve zamanaşımı kesileceğinden davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Birleşen davada ise davacı vekili, davalının sözleşme ilişkisinden kaynaklı olarak bakiye 649.701,81 USD borcunun bulunduğunu belirterek davalı taraftan fiili ödeme tarihindeki -------- satış kuru üzerinden devlet bankalarının USD üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dosyada toplanan deliller ve incelenen davalıya ait ticari defter ve kayıtları ile alınan bilirkişi raporu uyarınca birleşen dosya davalısı ---- firmasının kendi defter kayıtları itibariyle 217.949,18 USD tutarında davacıya borcunun olduğu belirlenmiştir. Birleşen dava yönünden davacı vekilince sunulan 04/06/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle "Görülmekte olan birleşen dava bakımından delillerimizin arasına yemin delilini ilave etmek suretiyle delillerimizi ıslah ediyoruz.Başkanlığınız nezdinde görülmekte olan asıl ve birleşen davalarda davacı (birleşen davada davalı) tarafça uyuşmazlığın temelini oluşturan vaka ile ilgili gerçeğe aykırı iddia ve savunmalarda bulunduğu için şirket yetkilisi olan --------- yemin teklif ediyoruz. Her ne kadar karşı tarafça inkâr edilse de iki dava bakımından da müvekkilimizin haklılığını ortaya koyan e-posta yazışmaları, fatura ve gümrük beyannameleri bu husustaki iddia ve savunmalarımızı yeterince tevsik etmektedir. Yine de davacı (birleşen davada davalı) tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde zamanaşımı ileri sürülerek 2007-2011 yılları arasındaki ticari defter ve belgeler bilirkişi heyetine ibraz edilmediğinden yapılan incelemede müvekkilimizin birleşen dava konusu alacağının yalnızca 217.949,18 USD olan kısmı tespit edilebilmiştir.Gerek fatura ve gümrük beyannameleri gerekse davacı (birleşen davada davalı) şirket yetkilisi ------- müvekkilimiz şirkete göndermiş olduğu e-posta yazısı; hem dava konusu alacak miktarını hem de müvekkilimizin diğer hususlardaki haklılığını açıkça ortaya koymaktadır. Ancak yapılan bilirkişi incelemesinde ilgili ticari defter ve belgelerin VUK kapsamında saklanma süresinin dolduğu iddia edilerek incelemeye sunulmamış olması ve diğer delillerimizin inkâr edilmesi gerçeklerin bilinçli olarak gizlendiğini göstermektedir.Bu nedenle davacı (birleşen davada davalı) şirket yetkilisi -----; Davacı (birleşen davada davalı) şirketin --- tarihleri arasında müvekkilimizin göndermiş olduğu birleşen davaya konu olan ürünleri teslim alıp almadığı,07.03.2017 tarihli dilekçemiz ekinde dosyaya sunduğumuz,---------- adına müvekkilimiz şirkete gönderilen e-posta hesabının davacı (birleşen davada davalı) şirketle ilişkili olup olmadığı,hususlarında yemin teklif ediyoruz." denilmek suretiyle ıslah talebinde bulunulmuştur. Birleşen dosyada davalı vekili delil listesinin tek başına ıslah edilemeyeceğini, ıslahın gelinen aşamada kötü niyetli olduğunu ileri sürmüştür. Taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüne ilişkin bir işlem olup ıslah ile değiştirilmesi ve bu çerçevede yeni delil sunulması mümkündür. Delil listesinin ıslahı ile yemin deliline dayanılması mümkün olmakla birlikte somut olayda davacı tarafın yemin teklifini davanın tarafı olan davalı şirkete yöneltmediği, yeminin davalı şirket yetkilisine hitaben hazırlandığı görülmüştür.HMK 232 maddesinde yemini yerine getirecek kimseler belirlenmiş olup maddede yemin tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur denmiştir. Bu hali ile HMK 232/1 maddesine uygun şekilde yemin teklif edilmediği mahkememizce kabul edilmiştir. Maddenin 2 fıkrasında taraflardan biri tüzelkişi ise tüzel kişi adına temsile yetkili kişinin yemini eda edeceği belirtilmiştir. Bir an için HMK 232/2 maddesi ile birlikte talep değerlendirilip şirket adına yetkiliye yemin teklif edildiği varsayılarak yemin metni incelendiğinde ise yemin metni içeriğinin birleşen davayı sonuca götürmeyeceği, bu metin uyarınca yapılacak yemin ile davacının davasındaki iddiaların haklılığının tespit edilemeyeceği de anlaşılmış davacı vekilinin talebi reddedilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı taraflarca aynı zamanda takas savunmasında bulunulmuştur. TBK 139 maddesinde "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenleme ve dosyadaki talepler uyarınca dava ve birleşen davada tarafların birbirlerinden olan alacakları takas işlemine tabi tutulmuştur. ----------Sayılı kararında da belirtildiği üzere, terditli davalarda aynı davalıya karşı birden fazla talep, aralarında bir aslilik ferilik ilişkisi kurulmak suretiyle aynı dava dilekçesinde ileri sürülebilir. Ancak bu talepler arasında hukuki bağlantının bulunması şarttır. Bu dava türünde iddia edilen taleplerin biri veya birkaçının reddedilmiş olması tüm kademeli talepler reddedilmedikçe karşı taraf lehine avukatlık ücreti takdirini gerektirmez. Bu nedenle davacıların ikinci kademedeki alacak isteminin kabulüne karar verildiğine göre, reddedilmiş sayılan birinci kademedeki talep nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti ve harca hükmedilmesi ve ayrıca davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacıdan alınmasının mümkün olmadığı gözetilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1- Asıl davada asıl talebin REDDİNE, 2-Asıl davada terdit talep olarak ileri sürülen denkleştirme tazminatı yönünden davacının 85.664,34 USD alacaklı olduğunun tespitine, Birleşen davanın KISMEN KABULÜ İLE, Davacının davalıdan 217.949,18 USD alacaklı olduğunun tespitine, birleşen dosyada davalı tarafça TBK 139 maddesi uyarınca takas talep edildiğinden asıl davada kabul edilen 85.664,34 USD'nin 217.949,18 USD'den mahsubu ile bakiye 132.284,84 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından tahsili ile birleşen dosyada davacı tarafa ödenmesine, Asıl davada belirlenen tutar takas edildiğinden asıl dava yönünden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 3-Aşan tüm taleplerin reddine, 4-Asıl davada alınması gerekli 17.303,56 -TL harcın davacı tarafından peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 2.389.378,17-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.372.074,61 -TL'nin karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 5- Asıl davada davacı tarafça peşin yatırılan 17.303,56 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Asıl davada davacı tarafından yapılan 34,25 -TL ilk masraf, 1.045,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.079,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine, 7- Asıl davada davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT uyarınca belirlenen 39.996,42TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 8- Birleşen davada alınması gerekli 55.438,84 -TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 41.315,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.123,27-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 9-Birleşen davada davacı tarafından dava açılırken yatırılan 41.315,57-TL peşin harcın birleşen davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Birleşen davada davacı tarafından yapılan 36,00 TL ilk masraf, 151,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.187,00 TL yargılama giderinden davadaki haklılık oranına göre (%33) 1.051,71 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 11- Birleşen davada davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT uyarınca belirlenen 119.273,50 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 12- Birleşen davada davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT uyarınca belirlenen 200.617,67 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 13- Asıl ve birleşen davada taraflarca yatırılan sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/180, K. 2024/714, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-180-e-2024-714-k-bb5edf781990