İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/511 E. 2024/573 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/511
- Karar No
- 2024/573
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/511 KARAR NO : 2024/573 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/07/2023 KARAR TARİHİ : 12/09/2024 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı yan arasında makine alımı hususunda sözleşme akdedilmiş olup, mezkur sözleşme ile davalı yan makineyi teslim etmeyi davacı şirket ise anılan makine karşılığı olarak 36.760,00 TL tutarında çek vermeyi taahhüt ettiğini sözleşmenin Malın Teslimi başlıklı 4. maddesi "Sözleşme imzalandığında ve ödeme yapıldığı tarihten itibaren ürün teslimi 45 iş günü içerisinde tamamlanacaktır." şeklinde olduğunu, takibe konu edilen cari hesap ekstrelerinden de getirdiğini, ancak davalı yan kararlaştırılan sözleşmeye konu malı teslim edemeyeceğini davacı şirkete iletmiş ve davacı şirketçe ödenen paranın iade edileceği belirtildiğini, takibe konu edilen cari hesap ekstrelerinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı borçlu tarafından 25.000,00 TL'lik çekin davacı şirkete teslim edilmiş ancak kalan bakiye olan 11.760,00 TL davacıya ödeme yapılmadığını, davacı şirketin tüm bu iyi niyetli çabalarının sonuçsuz kalması nedeniyle söz konusu cari hesap ekstreleri dayanak gösterilmek suretiyle ----İcra Dairesi'nin ----Esas numaralı dosyası üzerinden takibe geçilmiş ve davalı yana ödeme emri tebliğ edildiğini, mezkur ödeme emrinin tebliğ edilmesinin akabinde davalı yanca icra takibine itiraz edildiğini beyan ederek; akabinde davalı yanın ----- İcra Dairesi'nin---- Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile mezkür icra takibinin davalı yanca ödenmeyen asıl alacak tutarı ve takip çıkışı üzerinden hesaplanacak olan ferileri yönünden devamına, davalı yan tarafından haksız ve kötü niyetli olarak mezkür icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle dava değerinin % 20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP /TALEP :Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi öncesinde duruşmalara katılmamış; şirket daha sonra kendisini vekille temsil ettirmiştir. Ancak dosyaya vekilin herhangi bir beyanı yansımamıştır. DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicili Kayıtları, ---- İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyası, 15/07/2021 tarihli satış sözleşmesi ,Vergi Dairesi Kayıtları ve 2020,2021,2022 yılı BA-BS Formları, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç, hak düşürücü süre ve sair hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya konulmuştur. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin BA/BS formları celbedilmiştir.Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE -----:---- NO: --- KANUN NO: ----) (KOD ---) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında açık hesap alacağına dayalı icra takibi başlatıldığı, ödeme emri tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde davalı/borçlu tarafından icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğu ve davacı-alacaklı tarafından bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, temelde sözleşme ilişkisi kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 21/05/2024 tarihli raporda özetle; dosyaya kapsamında davalının davacıya sözleşme kapsamından makinenin teslim edildiğine dair sevk irsaliyesi ve benzeri belge bulunmadığının, ---- Bankası ----- Şubesi'ne ait ---- seri no.lu 22.12.2021 keşide tarihli 36.760,00 TL tutarlı çekin davalı tarafından tahsil edildiğinin, -----Ticari Şubesi'ne ait ---- seri no.lu 31.03.2022 keşide tarihli 25.000 TL tutarlı çekin davacı tarafından tahsil edildiğinin kabulü halinde, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 11.760,00 TL alacaklı olduğu yönünde hesap ve görüş beyan edilmiştir. Davalı şirket/vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmediği gibi; şirket tarafından ticari defter ve belgeleri de incelemeye sunulmamıştır. Buna göre davacı dosyadaki diğer deliller ve sözleşme ilişkisi nezdinde bilirkişi raporu da değerlendirildiğinde alacağının varlığını ve miktarını ispat ettiği gibi işbu hususların icra takibiyle de uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Zira çek bir ödeme aracı olup çekin tahsil edilip edilmediğinin sonuca bir etkisi yoktur. Davacı taraf sözleşme gereği ödeme edimini ifa ettiği halde davalı tarafın satışa konu makinenin teslimi borcunu ilişkin edimini ifa etmediği bedihidir. Buna göre somut olayda takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve takipte gösterilen borca ilişkin olarak ödemeye ilişkin somut belge de sunulmayan takip ve dava konusu alacağın varlığının ve miktarının aynen sabit kabul edilmesi gerekmiştir. Böylece uyuşmazlık kesin olarak aydınlandığından başkaca delil toplanmasına gerek görülmemiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince icra takip dosyası, sözleşme ilişkisi, vergi dairesi kayıt ve formları, mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında açıkça ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyada mukim bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve takipte yalnızca faiz talebinin yasal faiz olarak anlaşılmasının gerekmesine göre yasal faiz tür ve oranı ile 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince talep gibi temerrütün icra takibiyle oluştuğunun da gözetilip denetlenmesi sonucunda davacının davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (11.760,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalı şirket ibrazdan kaçınmakla birlikte kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan takibe konu asıl alacağın (11.760,00 TL ) % 20'si olan TL 2.352,00 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1, 117/1,TTK, 16/1, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd. 282, ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (11.760,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın (11.760.00 TL) %20'i olan 2.352,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 803,33 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 269,85 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 533,48 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 269,85 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 267,00 TL posta masrafı ve 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.844,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 11.760,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak alınarak davacıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (11.760,00 TL<28.250,00) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.