İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/330 E. 2025/24 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/330
- Karar No
- 2025/24
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/330 Esas KARAR NO:2025/24 DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 12/05/2023 KARAR TARİHİ: 16/01/2025 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, davalı yan ----- tarafından satışı ve entegrasyonu gerçekleştirilen ----- isimli yazılımı davalı şirketten ---- tarihli teklif mektubunda belirtilen şartlarda --- tarihli fatura ile ----- olarak toplam 65.762,40.-TL’ ye satın aldığını, davalılardan ------ tarafından söz konusu yazılım davacı şirket bilgisayar sistemlerine kurulduğunu ve çalıştırılabilmesi için gerekli özel geliştirilme hizmetleri çalışması 2022 yılı Eylül ayı içerisinde başladığını, ancak davalılar tarafından yazılımın çalışabilmesi için gereken özel geliştirme işlemi teklifte belirtilen şekliyle tamamlanmadığı için söz konusu yazılım çalışmadığını, davalılardan ------- söz konusu yazılım geliştirme işlemini yapamayacağını belirterek çalışmaya da son verdiğini, davalı tarafından satışı yapılan yazılımın davacı şirketçe kullanılamaması, yapılması gereken kurulum ve özel geliştirme işlemlerinin gerçekleştirilmemesi sebebiyle, ------ tarihinde davacı şirket tarafından------yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, ilgili ihtarnamede, yazılımın çalıştırılamaması ve ayıplı olması nedeniyle yazılım ve özel geliştirme bedeli olarak muhataba ödenen toplam 65.762,40-TL'nin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde iadesi talep edilmiştir. İhtarnameler davalı taraflara tebliğ edildiğini, ancak işbu davanın açıldığı tarihe kadar müvekkil şirkete yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, arabuluculuk sürecinde de anlaşılamaması sebebiyle işbu davanın açılma zarureti hasıl olduğunu, tüm bu hususlara ek olarak belirtmek isteriz ki, davalılara yana karşı sözleşmeden kaynaklanan diğer haklarımızı ve fazlaya dair hakları saklı tuttuklarını, açıklanan nedenlerle, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, yazılım ve özel geliştirme bedeli olarak muhataba ödenen toplam 65.762,40-TL'nin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan iadesine, ---- yevmiye numaralı ihtarname bedeli ile yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP /TALEP:Davalı --------- cevap dilekçesinde özetle; Davacı -------------- yazılımın geliştirme ve entegrasyonunun yapılmasına ilişkin şifahi bir satış sözleşmesi kurulduğunu, davalı şirket ilgili satış sözleşmesinde bahsi geçen süreçlerden yalnızca entegrasyon kısmı ile yükümlü olduğundan, davalı tarafından yazılımın tamamlanmaması sebebiyle çalıştırılamadığı ve hizmetin ayıplı olduğuna ilişkin hususların kabulü tarafımızca mümkün olmayıp süresi içinde cevap dilekçesi sunma zarureti hasıl olduğunu, davalı şirket ilk arabuluculuk toplantı tarihinin geçmesinden sonra tebliğ edilen davet mektubu sebebiyle davalı şirketin arabuluculuk toplantısında kendi kasıt ve ihmali olmaksızın katılamadığını, bu hususun davalının sulh olma ve adil yargılanma hakkını etkiler nitelikte olduğundan usulüne uygun gerçekleştirilmeyen arabuluculuk sürecinin kabulü taraflarınca mümkün olmadığını, bu sebepler tahtında huzurdaki davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacı, davalı şirketin satışı ve entegrasyonunu gerçekleştirdiğini fakat yazılımının tamamlanamaması sebebiyleçalıştırılamadığını ve hizmetin ayıplı olmasından kaynaklı olarak bedel iadesi talebini içeren ----tarihli ihtarnamesini keşide etiğini, ihtarnamenin taraflarına tebliğ edilmesinin akabinde taraflarınca -------- Tarihli cevabi ihtarnamesi keşide edildiğini, taraflarınca keşide edilen ihtarnamede de açıkça belirtildiği üzere davalının,----yazılımın yalnızca entegrasyon sürecinde hizmet vermekte olup, yazılımın geliştirilmesi süreci ile bir ilişiği bulunmamadığını,----- entegrasyonunun yapılması; özel geliştirme işleminin düzgün bir biçimde tamamlanmasına bağlıdır. Yazılımın özel geliştirme işleminin yürütülmesi ise diğer davalı --------sorumluluğunda olduğunu, yazılımın geliştirilmesi sürecinin, teklifte belirtilen şekline uygun haliyle tamamlanmadan, çalıştırılması ve entegrasyonu mümkün olmadığından, davacı tarafça iddia edildiği üzere davalı şirketin işi yapmayacağını belirttiği hususu gerçeklikten uzak olduğunu, davalı şirketin entegrasyonu yapmayacağına ilişkin bir beyanda bulunmadığı gibi, davalı ------ tarafından özel geliştirme işleminin teklifte belirtilen şekline uygun yürütülmemesi sebebiyle entegrasyonun sağlanamayacağını davacıya bildirdiğini, davalının bu hususta bir kasıt yahut ihmalinin bulunmadığı, aksine davacının herhangi bir hak kaybına ve zarara uğramaması amacıyla süreç hakkında bilgilendirme sağladığı izahtan vareste olduğunu, davalı, taraflar arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklanan bilgi verme yükümlülüğünü dahi iyi niyetli olarak yerine getirdiğinden, Davacı tarafa ödemekle yükümlü olduğu bir iade bedeli, ceza bedeli, tazminat yahut her ne isim altında olursa olsun alacak bedeli bulunmadığını, her ne kadar davalı şirket satış sözleşmesinin entegrasyon hizmetlerini gerçekleştirmekle yükümlü tarafı olsa da davacı tarafından iddia olunan ve yazılım hizmetin ayıplı olduğuna ilişkin özel geliştirme sürecinin bir parçası olmadığını, bu husus, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamede de "Özel geliştirme işlemi teklifte belirtilen şekliyle tamamlanmadığı için söz konusu yazılım çalışmamaktadır." şeklinde beyan edildiğini, dolayısıyla, hizmetin ayıplı olduğunun kabulü halinde, hizmetin ayıplı olan kısmıyla bir ilişiği bulunmayan davalıya husumet yöneltilmesi hukuka aykırı olduğunu, arz ve izah olunan ve resen takdir edilecek sebeplerle; huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise huzurdaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle müvekkil yönünden reddine, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde haksız ve mesnetsiz talepler içeren işbu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. CEVAP /TALEP:Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle;---------kişisel bilgisayarlar için uygulama yazılımları geliştirmek üzere, ------- yılında ticari faaliyetlerine başlamış ve işbu tarihten bu yana sektörün öncü şirketlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürmekte olan bir ticari işlettiğini, bu çerçevede; davalı şirket, orta ve büyük ölçekli işletmelere kurumsal kaynak planlama yazılımı kullanım lisansı sunarak müşterilerine hizmet vererek ----- en büyük yazılım kuruluşlarından biri olma başarısına haiz olduğunu, davacı yan, ----yapmış oldukları ----- tarihli teklif mektubu ile diğer davalı tarafından davacıya “yazılım + özel geliştirme hizmeti taahhüdünde bulunulduğunu ancak işbu teklif mektubu ile taahhüt edilen hizmetlerin, diğer davalı yanca yerine getirilmediğini iddia ettiğini, davacı tarafından,------ yevmiye numaralı ihtarnamesi diğer davalıya keşide edilmiş ve yine ilgili ihtarnamenin gönderimi, bilgi amaçlı olduğu belirtilerek davalıya tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından ise; işbu ihtarnameye ------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verilerek, ihtarnameye konu lisansların satışının bizzat kendisince yapılabildiği gibi yeniden satış yetkisi verilen şirket/çözüm ortakları tarafından da yapılabildiği belirtildiğini ve yeniden satış yapan bu şirketlerin davalı şirketten tamamen bağımsız ve kendi nam ve hesaplarına hareket ettikleri, diğer davalının da bu şirketlerden biri olduğu belirtilerek davacı yan taleplerinin muhatabının müvekkil şirket değil, diğer davalı olduğu izah edildiğini, izaha rağmen; davacı yan tarafından diğer davalı ile birlikte davalı şirket aleyhine de 6.12.2018 tarihli 7155 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nun 5/A maddesine eklenen dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve işbu başvuru neticesinde tanzim edilen 07.04.2023 tarihli son tutanak ile davacı yan ve davalı şirket anlaşma sağlayamadığını, davalı şirketçe keşide edilen ihtarnamede de belirtildiği üzere; davalı şirketçe yazılım kullanım lisansı sağlanmakta olup bu lisansın satışı bizzat davalı şirket tarafından doğrudan müşterilerine yapılmakta veya müvekkil şirketin satış yaptığı üçüncü ve bağımsız kişiler tarafından yeniden satışı yapılmak sureti ile müşterilere arz edildiğini, davalı şirketçe ------- yazılımının standart fonksiyonlarına ilişkin olup standart lisans sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından özel geliştirme hizmeti taahhüt edilmediğini, yazılımın standart fonksiyonunu edinen her kullanıcı, danışmanlık hizmetinin ayrı bir taahhüt gerektirdiğinin, bu taahhüdün standart lisans sözleşmesi kapsamına dahil olmadığının ve uygulama danışmanlığı hizmeti veren davalı şirket dışındaki diğer kişi ve şirketlerin bağımsız nitelikleri gereği lisans veren davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığının bilincinde olduğunu, davacının süreç analizi ve özel geliştirmenin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini iddia ettiği ve yazılımın ayıplı olduğunu ileri sürmediği hususları Mahkemece de tespit edileceğinden, davacıya süreç analizi ve özel geliştirme taahhüdünde bulunmayan ve yazılımı ayıplı olmayan davalı şirketin, standart lisans sözleşmesinde yer alan ilgili madde de göz önüne alındığında hiçbir hukuki gerekçe ile sorumluluğunun bulunmadığının tespiti zorunlu olduğunu, davacıya nispi alacak hakkı tesis eden sözleşme ilişkisi davacı ile diğer davalı arasında kurulduğunu; hizmet bedeli, diğer davalı tarafından tahsil edildiğini; diğer davalı yanca “süreç analiz ve geliştirme” taahhüdünde bulunulduğunu ve yine ayıbın yazılıma yönelik olmadığı ve süreç analiz ve geliştirme taahhüdünün diğer davalı tarafça tam ve gereği gibi yerine getirilmemesi sebebi yazılımdan faydalanılamadığı kabul ve ikrar olunduğunu, işbu dava konusu uyuşmazlığa konu taleplerin muhatabı davalı şirket olmayıp diğer davalı olduğunu, bu kapsamda, dava konusu hakkın yerine getirilmesi davalı şirketin yükümlülüğünde olmadığından, işbu davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gereği açık olduğunu, arz ve izah edilen ve Mahkemece re’sen gözetilecek sebeplerden ötürü; davanın tümüyle davalı şirket bakımından reddini, yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında ----- tarih --- yevmiye numaralı ihtarnamesi ----Yevmiye Numaralı ve ---- Tarihli cevabi ihtarnamesi, E-Mailler, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR:6098 Sayılı TBK' nin 470 vd maddeleri gereğince eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi istemine ilişkindir. (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel şartları, taraf sıfatı, harç gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı ---- vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu taraflar arasında düzenlenen sözleşme ağırlıklı olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümler temelinde çözümlenmesi gerektiği düşünülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nın 470. maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.' şeklinde düzenlenmiştir. Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 474- 478. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, ------ yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. Sebepsiz zenginleşme ise; haklı bir neden olmaksızın bir kimsenin malvarlığının başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşme davası, haksız olarak başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen kimsenin, bu zenginleşmeyi geri vermesi amacını taşır. Bu şekilde, hukuki değerler arasında bozulmuş olan denge yeniden tesis edilmiş olur. Sebepsiz zenginleşme 6098 sayılı TBK'nin 77-82. maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'nin 77/I maddesinde “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olacağı” ifade edilmiştir. Zenginleşen kimsenin malvarlığının, herhangi bir mal edinmeden de artış göstermesi ve malvarlığının azalması gerekirken haklı bir sebebe dayanmadan azalmayıp mevcut durumunu muhafaza ettirmesi de madde hükmünde ifade edildiği üzere sebepsiz zenginleşme sayılmaktadır. Davanın sebebi sebepsiz zenginleşme olmakla kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. ------ Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlememektedir. Sebepsiz zenginleşmede ise sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır. ------Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı şirket ile davalı ----- arsasında bu şirket tarafından satış ve entegrasyon gerçekleştirilen ---isimli yazılımı---- teklif mektubuna göre aldığı ve ------ tarihli fatura ile yazılım+özel geliştirme bedeli olarak işbu davalıya 65.762,40 TL ödeme yapıldığı sabittir. Mahkememizce taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış ve işin niteliği gereği getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Öncelikle olayda her iki davalının cevap dilekçelerinde davalı sıfatına yönelik itirazları bulunduğu görülmektedir. Davalı--------- yönünden sözleşmenin tarafı olarak bu konuda tartışmaya değer bir husus bulunmamaktadır. Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki bilgi ve belgeler yanında özellikle yazılımın adında anlaşıldığına göre davaya konu yazılımın üreticisinin ve geliştiricinin diğer davalı ---------- olduğu da açıktır. Bu durumda olayda davalılar arasında işin niteliği gereği doğrudan organik bağ bulunmakta olup , yazılımın çalıştırılması ve güncellenmesi gibi işlemler yönünden üretici firmanın bilgi ve desteği şart olduğu gibi sunucu ve yazılımın geliştirilmesi de bu davalının uhdesindedir. Bir başka anlatımla ilk davalının yazılıma ilişkin yükümlülüğüne yerine getirebilmesi ikinci davalının iradesine, bilgisine ve malzemesine bağlıdır. Bu durumda --------- hesabına hareket ettiği ve sadece çözüm ortağı olduğu gibi hukuki hiçbir anlam ve sonucu olmayan savunmalarına itibar edilmemiş; sorumluluktan kurtulması için yeterli görülmemiştir. Zira yazılım davacının isteklerine göre üretilen, kurulan ve geliştirilen bir eser niteliğinde olduğundan olayda eser sözleşmesi bulunmakta olup her iki davalı eser sözleşmesi yönünden yüklenici konumunda olduğu değerlendirilmiştir. Mahkememizce HMK'nin 266. maddesine göre özel ve teknik bilgi gerektiğinden Bilgisayar Mühendisi bilirkişi -------alınan rapora göre yazılımın çalışmadığı, sunucaya ulaşılamadığı, aktif olarak kullanılamadığı açık bir şekilde tespit edilmiştir. Böylece olayımızda dava konusu yazılımın kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği iş sahibinin eseri kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olduğu kabul ve takdir edilmiş olup davacının sözleşmeden dönmesi haklıdır.(TBK,475/1) Davacı tarafından esere/yazılıma ilişkin ayıp ve eksiklik ortaya çıktığında gecikmeden ihbar edilmiş durumdadır. (TBK,477/3) Bu durumda davacının sözleşmeden dönerek ödediği bedelde somut olay yönünden indirim yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığından bedelin tamamını, TBK'nin 77 vd maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği davalılardan isteyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere işini niteliği gereği her iki davalı yüklenici konumunda olup iş sahibi davacıya karşı müteselsil olarak sorumlu tutulmaları gerekmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını TMK'nin 6 , HMK'nin 190. ve TBK'nin 470 vd. maddeleri nazarında ispat ettiği sonuç ve kanaatiyle, taleple bağlılık ilkesi nazarında; tarafların tacir sıfatı, uyuşmazlığın niteliği, istenen faiz tür ve oranı, ihtarnamenin içeriği ve istenen miktarı, davada istenen toplam miktar ile davalıların ortaklaşa sorumluluğu gereği temerrüt olgu ve tarihi gibi tüm hususlar düşünülmek, denetlenmek ve gözetilmek suretiyle gerekçeli , dosyaya mübrez denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görülen bilirkişi raporu da benimsenmek suretiyle davanın kabulü ile, 65.762,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1,3 maddeleri gereğince aleyhine hüküm verilen davalı şirketler müteselsil olarak sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın kabulü ile; 65.762,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.492,23 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 1.123,06 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 3.369,17 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı 1.123,06 TL peşin harç ve 25,60 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti , 187,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.515,81 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin ve davalı ----vekilinin yüzlerine karşı, davalı ------- vekilinin yoklğunda ;6100 sayılı HMK'nın 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğincegerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle --- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/01/2025