İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/733 E. 2025/4 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/733
- Karar No
- 2025/4
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/733 KARAR NO : 2025/4 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 03/10/2022 KARAR TARİHİ : 09/01/2025 Türkiye Cumhuriyeti Aayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.07.2022 günü sürücü ---- yönetimindeki ----- plakalı, aracın davacı ----idaresindeki ----Plakalı motosiklete çarpması neticesinde müvekkil çok ağır bir şekilde yaralandığını ve neticede sakat / malul kaldığını, meydana gelen trafik kazasında trafik kaza ---- edildiğini, davacı ise kazazede konumunda olduğundan dolayı kusursuz olduğu izahtan vareste olduğunu,----- Plakalı aracın maliki --- olup bu araç davalı ---. tarafından ----- Poliçe no’ su ile Zorunlu Trafik Sigortası Poliçesi ile sigortalı olduğunu, konuya ilişkin yapılan arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, maddi tazminat açısından şimdilik; HMK. 107 maddesi kapsamında tahsil talepli belirsiz alacak davası olarak; 100.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 10.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 110.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ---- tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davanın hiçbir şekilde kabulü anlamına gelmemekle birlikte; davacı taraf maluliyet sebebiyle uğradığı zararını ispat etmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğu poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, davalı şirket ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, bu nedenle kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp -----İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğini, başvuru sahibinin çalışma gücünü kısmen veya tamamen yitirmesi sonucunda kalıcı işgöremezlik tazminatı içerisinde değerlendirilmeyen giderler, yani geçici iş göremezliğe ilişkin talepler gideri kapsamında bulunmaktadır ve işbu giderlerden davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, tedavi gideri teminatı ise, mağdurun iyileşmesi veya vücut bütünlüğünün zarar veren olay öncesi duruma dönmesi için tıbben yapılması zorunlu giderleri içerdiği şeklinde tanımlama ile tedavi sürecinin bir uzantısı olan geçici iş göremezlik teminatının da tedavi gideri teminatı içerisinde yer aldığını vurguladığını, bu gerekçelerle de haksız olarak talep edilmiş bulunan “geçici iş göremezlik” tazminatının reddini talep ettiğini, başvuru sahibinin talebine konu geçici iş göremezlik ve sair tedavi masraflarından da SGK sorumlu olduğunu, işbu nedenle davanın reddi gerektiğini, öncelikle Anayasa Mahkemesi kararı ile veya bu tarihten sonra yapılan başka bir düzenleme ile Trafik Sigortası Genel Şartlarının tazminat hesaplamasına hükümleri yürürlükten kaldırılmamış olup işbu hükümler hala yürürlükte olduğunu, Yerleşik İçtihatlar ile işbu Genel Şartlar ’da yer alan hükümlerin yürürlüğe girdiği 01.06.2015 tarihinden itibaren düzenlenen tüm poliçeler bakımından uygulanması gerektiği Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. Maddesinde yer alan ve iptal konusu atıf hükmünden bağımsız olarak kabul edilmiş ve uygulandığını, bu sebeple işbu hükmün iptali Genel Şartlar ‘da yer alan usul ve esasların uygulanması bakımından bir engel teşkil etmediğini, motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle meydana gelen zararın tazmini hususunda, zarar veren işletenin sorumluluğu haksız fiilden doğan sorumluluk olup 6098 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükümlerine tabi olmakla birlikte aynı zarardan dolayı sigorta şirketinin tazminat sorumluluğu, sözleşmeden doğan sorumluluk olduğunu ve bu sebeple de işletenin tazminat sorumluluğu ile sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun kapsamının farklı esaslara tabi kılınması, sorumluluklarının dayandıkları esasların farklı olması nedeniyle kaçınılmaz olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararının işbu uyuşmazlık bakımından geçerli olduğu kabul edilse dahi bu durum eski tarihli Yargıtay Kararlarında uygulanan usul ve esasların uygulama alanı bulacağı anlamına gelmediğini, trafik kazaları da dahil haksız fiillere ilişkin tazminat hesaplamalarında esas alınması gereken hesaplama usul ve esasları bakımından Karayolları Trafik Kanunu’nda ve Borçlar Kanunu’nda herhangi bir hüküm bulunmadığını, bu kanunlarda belirlenmeyen hususlar yalnızca geçmiş tarihli Yargıtay içtihatlarında kabul edilen şekilde esas alınamayacağını, Trafik sigortası sözleşmesinin yasa ile zorunlu kılınmış olması ve bu sözleşmenin içeriğinin de Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanunu’nun ilgili maddeleriyle düzenlenerek halen yürürlükte olan genel şartlar ile poliçenin bir bütün olduğunun vurgulanmış olması karşısında, dosyada tazminat hesaplanması bakımından Genel Şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınmasını talep ettiklerini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere yeni kanun hükümlerinin uygulanmaması halinde dahi progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılması ve teknik faizin hesaba katılmaması açık bir şekilde gerçek zarar ilkesine aykırı olup ülkemizin ekonomik yapısı ve koşulları da gözetilerek irat halinde yapılması gereken ödemenin peşin yapılması halindeki reel getirisi hesaplamada gözetilmeli ve aktüeryal hesaplama yöntemi kullanılması gerektiğini, başvuruyu kabul manasında olmamak üzere, zorunlu mali sorumluluk genel şartları kapsamında aktüeryal tazminat hesaplama esasları açıkca belirlenmiş olup tazminat hesaplaması artık standart hale getirtildiğini, hesaplama yapılırken müteveffanın bireysel özellikleri dikkate alınması gerektiğini, davacının yaşı, destek süresi, mesleği, somut olayda destekten yoksun kalanların destek süreleri, eşin tekrar evlenme olasılığı gibi hususlara dikkat edilerek ve genel şartlara uygun olarak, aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere davanın kabulü halinde işbu dava öncesinde davalı şirkete gerekli belgelerle başvuru yapılmadığı gözetilerek temerrüt tarihinin dava tarihi olarak alınması gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul manasında olmamak üzere, aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren, aşağıdaki Yargıtay Kararı’nda da belirtildiği üzere ıslah edilmiş tutara ilişkin tazminat ve faiz sorumluluğu ise ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, somut olayda hatır taşıması durumu dikkate alınarak kabul manasında olmamak üzere yapılacak hesaplama sonucunda belirlenecek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, açıklanan ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerden dolayı; davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıt Örneği,-----Asliye Ceza Mahkemesi'ne Ait ---- Esas Sayılı dosyası UYAP Kayıtları, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, ---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Başvuru ve Hasar Dosyası, Hastane Kayıtları ve Raporları, Bilirkişi Kusur Raporu, Adli Tıp Malüliyet Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, Dosya kapsamındaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) Yaralanmalı/Ölümlü Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle doğan zararların, 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı asılın (vekil o sırada azledildiğinden) son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (----.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 21/07/2022 tarihinde saat 22.50 sularında ---- ili, ---- ilçesi, ---- Mahallesi, -- Bulvarı üzerinde ---- istikemetinde trafik ışıklarında davacının malik i olduğu kendi sevk ve idaresindeki ----plakalı motosiklet ile dava dışı ---- sevk ve idaresindeki -----plakalı hususi otomobilin karıştığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği ve davacının geçici ve kalıcı şekilde yaralandığının ileri sürüldüğü tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen ---- plakalı motorlu aracın kaza tarihinde malik- işleteninin ----- olduğu ve aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 30/09/2021-30/09/2022 başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 430.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 430.000,00 TL teminat limitiyle davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesin gereğince kazaya ilişkin olarak C - Bölge Trafik Ekipler Amirliği tarafından düzenlenen Yaralanmalı/Ölümlü Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre kazada kusur dağılımı yapılamadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığın çözümü için esaslı üç unsur olan kusur, maluliyet ve zarar hesabı üzerinde durulacaktır. Buna göre mahkememizce taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Bu kapsamda öncelikle davalının sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı olduğundan kusur araştırması yapılması elzemdir. Bu kapsamda olaya ilişkin CBS tarafından yapılan soruşturma sonucunda açılan davaya göre----Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasında kusura ilişkin Adli Trafik Bilirkişişi -----tarafından düzenlenen bilirkişi raporu bulunduğu ve olay yeri kamera görüntüleri ve aldırılan bilirkişi raporuna göre, sanığın katılanın bulunduğu istikamete yeşil ışık yanması hasebiyle kendi bulunduğu istikamette yanan kırmızı ışığa rağmen seyrine devam ederek aracı ile katılanın sevk ve idaresindeki motosiklete çarptığının ve bu şekilde meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğunun bildirildiği gerekçesiyle hüküm verilmiş olduğu ve sürücü sanığın cezalandırıldığı görülmüştür. Mahkememizce ceza mahkemesi tarafından hükme esas alınan kusur raporunun dosya kapsamındaki beyan, bilgi ve belgelere göre olayın oluş şekline uygun olduğu, kazaya karışan sürücülerin kamera kaydı üzerinden kural ihlallerinin gösterildiği ve oranların doğru şekilde tespit edildiği ve özellikle davalıya sigortalı araç sürücüsünün kırmızı ışık ihlalinin kazaya neden olduğu, davacıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla işbu raporun ve ceza mahkemesinin maddi olay ve kusur kabulünün hükme esas alınması gerektiği kabul ve takdir edilmiştir. (HMK,266 vd.TBK,74/1) Davalının sigortalısı araç sürücüsünün kusuruna dayalı sorumluluğu bulunduğunun net olarak tespit edilmesine müteakip ise davacının geçici ve kalıcı maluliyet durumunun tespiti bakımından kazadan itibaren kronolojik olarak tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez --- ATK ----.İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet durum, oran ve süresine ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Anılan kurum/daire düzenlenen 17/07/2024 tarihli raporda özetle; --- ve ---- oğlu, 16.10.1994 doğumlu, --- ’in 21.07.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve --- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş , oran ve süre verilmiştir. Bu rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmiş ise de, itirazlar somut hukuki ve tıbbı sebeplere dayanmadığından yerinde görülmemiş; işbu ATK raporuna itibar edilmesi gerektiği düşünülmüştür. Böylece maluliyet raporunun da usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edildiğinden tazminat hesabı aşamasına geçilmiş ve dosya özel ve teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş, kusur, maluliyet oranı ve süresine göre tazminat hesabına dair rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi Aktüerya/Nitelikli Hesaplamalar uzmanı --- - tarafından hazırlanan 08/10/2024 tarihli raporda ise özetle ; 21.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ----- a)Geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararının = 22.001,40 TL. olduğu, b)ATK tarafından kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranı %0 olarak belirlendiğinden, davacının sürekli iş göremezlik dönemi için maddi zararının söz konusu olmayacağı, c)Belirlenen zarar tutarının zorunlu trafik sigorta poliçesi limitleri içinde kaldığı, d)Başvuru tarihine göre davalı bakımından temerrüt tarihinin 13.09.2022 olarak belirlendiği, e)Sigortalı aracın kullanım şekli hususi nitelikte otomobil olarak gözüktüğünden, avans faizi talebine ilişkin takdirin Mahkemeye ait olduğu yönünde tespit ,görüş ve hesap içren rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından bunun üzerine dava HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep arttırım dilekçesi sunulmuş; davalı sigorta şirketi yönünden ise dosyaya beyan ve itiraz yansımamıştır. Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan değerlendirmede, öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun % 100 oranınında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı tespit edildiğinden varsa doğan zarardan davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu anlaşılmıştır. Yine ATK raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranlarının Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiği ve belirlendiğinden hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun davacının kaza tarihinde elde ettiği asgari ücret geliri esas alınarak dört aylık geçici iş göremezlik süresine göre düzenlendiği, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, raporda yukarıda açıklanan yasal sebeplerin bulunduğu ve usul ve yasaya uygun olarak hesaplanan geçici maluliyetten kaynaklanan tazminattan davalı sigorta şirketinin, sigortalısı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu oluşuna göre poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulabileceği tespit edilmiştir. Binaenaleyh; mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, sigorta poliçesinin türü, tarih, kapsamı ve limitleri, başvuruya bağlı olarak oluşan sekiz iş günü sonrası temerrüt tarihi, sigortalı aracın hususi nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, özellikle kusur, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ceza dosyasında mukim bilirkişi kusur raporu, ATK raporu ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından geçici maluliyet için ibraz edilen rapor da gözetildiğinde; davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince geçici maluliyete ilişkin maddi tazminat istemi yönünden usulüne uygun olarak ispat ettiği, davacının ATK raporuna göre kalıcı maluliyetinin olmadığı anlaşıldığından kalıcı maluliyete iliştin talebinin ise doğrudan sakıt olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine, davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının ise kabulü ile; 22.001,40 TL tazminatın 13/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 1.000.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalı sigorta şirketinden alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 146, 187,190, 198, 266 vd,282 )6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu görülen taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine, 2-)Davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile; 22.001,40 TL tazminatın 13/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 1.000.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalı sigorta şirketinden alınarak, davacıya verilmesine, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.502,92 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 375,71 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 204,94 TL harcın mahsubuyla bakiye 922,27 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%82) üzerinden hesaplanan 1.279,20 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%18) üzerinden hesaplanan 280,80 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 375,71 TL peşin harç, 204,94 TL tamamlama harcı, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 672,85 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı tarafından yapılan 407,00 TL posta ücreti ve 4.250,00 TL bilirkişi ücreti, 4.875,00 TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam 9.532,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%18) ve red (%82) oranına göre 1.715,76 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, 8-)Davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,4 maddeleri uyarınca reddedilen miktar (100.000,TL) üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına ) Dair, davacı asılın yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.