İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/65 E. 2024/954 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/65
Karar No
2024/954
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/65 KARAR NO : 2024/954 DAVA : İtirazın İptali (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/01/2022 KARAR TARİHİ : 26/12/2024 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firma ile davalı firma 505 adet telsizin toplam 527.073,55 TL. bedelle alımı için anlaştıklarını, yapılan anlaşma gereği davacı şirket davalıya telsiz bedellerini ödeyip fatura düzenledikten sonra davalı firmaca teslimat yapılacağından, davacı firma 26.02.2020 tarihli çek ile öde yaptığını, ancak davalı yan davacı firmaya telsizleri teslim etmediğini, davacı firma tarafından yapılmış olan ödemeye istinaden davalı firma 29.02.2020 tarihli, 309.205,75 TL bedelli 325 adet telsiz satışına ilişkin fatura ve 31.03.2020 tarihli, 187.867,80 TL. bedelli 180 adet telsiz satışına ilişkin faturayı düzenlediğini, dava konusu telsizlerin teslim edilmemesi üzerine davacı firma ---- Genel İcra Müdürlüğü'nün ----sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine ilamsız takibe başlattığını, takibe 30.12.2020 tarihinde borçlu tarafından itiraz dilekçesi sunulmuş olup takibin durdurulmasına karar verildiğini, itiraz dilekçesinde ise davacı şirkete borçlu olmadığını, hatta alacaklı olduğu gerekçesi belirtildiğini, ancak yukarıda da belirtildiği yapılan ticari işlem gereği telsizlerin teslim edilmemesi nedeniyle davalı/borçludan karşılıksız ödenen bedelin iadesi talep edildiğini, davalı/borçlu davacı firmaya göndermiş olduğu maillerde de malları teslim etmeyeceğini açıkça belirttiğini, buna rağmen başlattıkları icra takibine yapılan itirazda borçlu olunmadığının belirtilmesi hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki malların teslimine dair herhangi bir teslim tutanağı da bulunmadığını, icra takibine yapılan itiraz neticesinde ---- Arabuluculuk Bürosunun ---- nolu dosyası üzerinden arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ise de bu görüşmeler de anlaşamama şeklinde sonuçlanmış olduğundan, yapılan itirazın iptali için ---. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açılmış, mahkemenin ----sayılı kararı ile İcra Dairesinin yetkisizliği nedeniyle açılan itirazın iptali davasının usulden reddine karar verildiğini, bunun üzerine ---- Genel İcra Müdürlüğü'nün----. sayılı dosyası yetkisizlikle --- İcra Dairesi'nin ----. sayılı dosyası ile yetkili icra dairesine gönderilmiş, ----. İcra Dairesi'nin ---- sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edildiğini ve itiraz nedeniyle takip durdurulduğunu, açıklanan nedenlerle, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun borcu takip dosyasında belirtilen reeskont avans faiziyle ödemesine, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında süre gelen alım satım ilişkisi ve hizmete dair ticaret sebebiyle faturalar kesildiği ve gerek nakit gerekse çeklerle ödemelerin olduğu bir ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirket tarafından ---- elektronik firmasına yapılacak olan telsiz satışı için taraflarından bir kısım telsiz alımı hususunda talepte bulunulduğunu, önden çekler alınarak alım satım hususlarında mutabık kalındığını ve 29.02.2020 tarihli 309.205,75.TL, 31.03.2020 Tarihli 187.867,80 TL bedelli toplamda 505 adet telsizin alım satımı hususunda taraflar anlaştıklarını, davaya konu ihtilaflar iş bu faturalardan kaynaklı olduğunu, fatura içeriklerinde bulunan telsizler davacıya ve davacı tarafından satış işlemi yapılan ekli fatura içeriğinden de anlaşılacağı üzere 3.şahıs olan davacı müşterisi ---- elektronik şirketine teslim edildiğini, bu hususa dayalı olarak teslim belgeleri Mahkemeye sunulacağını, davacının malların teslim edilmediğine ilişkin beyanı gerçek dışı olduğunu, zira davalı tarafından satışı yapılan mallar davacı tarafından da 3.şahıs firmaya (--) fatura karşılığı aynı tarihlerde satışı yapılmış ve davacı tarafından satışa konu olan bu mallar direkt olarak davacının müşterisine teslim edildiğini, tarafların ticari defter ve belgeleri incelendiğinde bu husus açıklığa kavuşacağını, ayrıca davacı ile 3.şahıs şirket arasında----Asliye Ticaret Mahkemesinin -----sayılı ile derdest olan bir dava görüldüğünü, 3.şahıs şirket ile arasındaki ticari ilişkinin sorunlu olması nedeniyle davalıdan teslim edilen malların teslim alınmadığını beyan ederek aleyhlerine takip başlatıldığını, takibe itiraz etmeleri nedeniyle de huzurdaki dava ikame edildiğini, davacı taraf 2.ve 3.aydaki bu satış faturaları sonrasında yeniden siparişler vermiş ve sonrasında da verilen siparişlerle fatura karşılığı başkaca mallar kendilerine teslim edildiğini, buna ilişkin davacı tarafa 5 adet fatura kesildiğini, davacı tarafından satılan malların teslim alınmadığından sebeple açılan takip ve buna ilişkin açılan huzurdaki dava yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira davaya konu olan alacak karşılığı verilen çeklere ilişkin herhangi bir dava açılmadığını, malların teslim edilmediğine ilişkin bir tespit davası ikame edilmediğini ve en önemlisi davacı tarafından faturalara karşı bir itirazda bulunulmadığını, davacı tarafa kesilen 29.02.2020 tarihli 309.205,75.TL ve 31.03.2020 Tarihli 187.867,80 TL bedelli faturalara karşı davacı tarafından 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmediği aşikar olduğunu, faturayı alan kimsenin 8 günlük süre içinde münderecatına itiraz edebilmesi hakkı da aslında, faturada belirtilen karşılığın yerine getirilmemiş olması halinde bir teminat olabildiğini, bu süreyi susmakla geçiren faturayı alan kimsenin artık malı almadığı veya imal ve teslim edilmediği, işin görülmediği menfaatin sağlanmadığı iddiasında bulunması beklenemeyeceğini, davacı tarafından ----Noterliğinden 06.10.2020 tarihinde ihtarname çekilerek malların teslim edilmediği beyan olunduğunu, söz konusu mallara ilişkin faturalar 2.ve 3.ayda kesilmiş, ödemeleri çekle 4.5.6.7.8.9. aylara yayıldığını, bu arada da başkaca mal alımı olduğunu, huzurdaki davaya konu olan sözde teslim edilmeyen malların teslimi için müvekkili şirkete ----Noterliğinin 06.10.2020 tarih ---- yevmiye nolu ihtarı çekilmiş, müvekkil şirket yetkilisi tarafından bu ihtara 16.10.2020 tarihinde ----.Noterliğinin ---- yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davalı şirket, davacının sonraki alınan faturalara ilişkin cari hesap alacağı nedeniyle----.İcra Müdürlüğünün --- sayılı dosyası ile yasal takibe başlanıldığını, davacı tarafından iş bu takibe karşı itiraz edildiğini, buna ilişkin ayrı bir dava söz konusu olduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile; davalı aleyhine açılan davanın yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle reddine, her türlü yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER : Ticaret Sicil KayıtlarıHukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, -----Asliye Ticaret Mah.---- esas dosyası, Faturalar, e-Mail, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve Tazminat (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre dava tarihi itibarıyla 6100 Sayılı HMK'nin 118 ilâ 186. maddeleri gereğince yazılı yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, hak düşürücü süre ve harç gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak ve/veya uyuşmazlığı ihtiyari arabuluculuk yoluyla da çözmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilmiştir. Yargılama sırasında dosyanın yargılamasının, takvim yılı başında değişen değere bağlı olarak mahkememiz heyetince üye hakim tarafından yürütülmesine karar verilmesi üzerine 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne göre tahkikata kaldığı yerden devam edilmiş, eksik deliller toplanmış, kalan tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilmek suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ---.İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden işbu dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış; bağlı bulundukları Vergi dairelerinden de vergi mükellef kayıtları ile özellikle uyuşmazlığa konu yıllara ait BA-BS formları getirtilmiş ve dosyaya konulmuştur. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise - Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (-----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (-----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ---. İcra Dairesinin --- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturaya konu telsizlerin teslim edilmemesi nedeniyle ödenen paranın iadesi için icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz. (Bkz.----sayılı ilamı). Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen fatura kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Ancak somut olayda davacı alıcı yani fatura düzenlenen taraf olup faturaya konu malların teslim edilip edilmediği ve teslim olgusunun da değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2020 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda fatura düzenlendiği ,takibin temelinin de işbu faturaya konu malların teslim edilmemesi iddiası gereği ödenen bedelin iadesinden kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya davacının yerleşim yerinin bulunduğu ---- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir-----.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan istinabe işlemleri sonucunda Bilirkişi SMMM ------ tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 22/01/2024 tarihli raporda özetle;1- Davacının inceleme konusu olan 2018, 2020, 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin incelenmesinde, davacının 2018, 2020, 2021 ve 2022 yılı ticari defterleri TTK.nun 64/3. maddesi gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin sürelerinde yapıldığı, bu nedenle davacının inceleme konusu olan 2018, 2020, 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3. maddesi gereğince usulüne uygun olarak tutulduğu değerlendirilmiştir. Davacı şirketin ticari defterlerine göre, davacı şirketin davalı şirketten mal satın alınması şeklinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu, bu ticari ilişki gereğince takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten bir alacağının olmadığı, aksine davacı şirketin bakiye 40.370,46.-TL. tutarında davalı şirkete borcunun olduğu, İddia konusu olan 505 adet telsizin alım satımı ile ilgili olduğu iddia edilen davalı şirketin davacı adına düzenlediği 29.02.2020 tarihli 309.205,75.TL. ve 31.03.2020 Tarihli 187.867,80.TL. bedelli olan toplam 497.073,55.-TL. tutarındaki faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketten teslim alınan mal faturası olarak kayıtlı olduğu ve bu faturalar bedelleri karşılığında davalı şirkete teslim edildiği kayıtlı olan toplam 686.026,53.-TL. tutarında 6 adet çekin, davacı şirketin dava dışı -----Şirketinden teslim aldığı, davacı şirketin teslim aldığı ve çekler karşılığında davacı şirketin dava dışı -----Şirketi adına 700.483,40.-TL. tutarında fatura düzenlediği, Davacı şirketin ticari defterlerinde iddia konusu olan 29.02.2020 tarihli 309.205,75.TL. ve 31.03.2020 Tarihli 187.867,80.TL. bedelli faturalar tarihlerinden sonra davacı şirketin toplam 86.656,47-TL. tutarında davalı şirketten 5 adet fatura daha teslim aldığı, tespit edildiği yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmesine rağmen dosyaya yazılı ve sözlü olarak rapora ilişkin bir beyan ve itiraz yansımamıştır. Buna müteakip davacı vekilinin talebi ve uyuşmazlığın tam olarak aydınlatılması yönünden mahkememizce davalının ticari defter ve belgeleri incelenerek rapor alınması yönünde ara karar verilmiş ve bu kapsamda dosya ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ---- tarafından davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 01.12.2024 tarihli raporda ise özetle; Davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı tarafın incelenen defterler kayıtlarında, davalı tarafından davacı adına yürütülen ----- Kodlu Muavin defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalının 31.12.2019 tarihli ----- no.lu satış faturası ile başladığı, davalının 31.12.2019 tarihinden 02.10.2020 tarihine kadar davacı tarafa 18 fatura ile 736.396,99 TL bedelli satış yaptığı, bu süreçte davacı taraftan 696.026,53 TL tutarlı çekler aldığı ve buna göre 31.12.2020 tarihi itibariyle davacıdan olan alacağının 40.370,46 TL olduğu görülmüştür. Davaya konu olan davalının 505 adet telsizin satışı ile ilgili 29.02.2020 tarihli 309.205,75 TL ve 31.03.2020 tarihli 187.867,80 TL bedelli olan toplam 527.073,25 TL tutarındaki faturaların, davalının defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüştür. Davalı tarafından işbu faturalardan sonra davacı tarafa davaya konu olmayan 5 fatura ile 86.656,47 TL tutarlı mal ve hizmet satışı yapılmış olduğu görülmüştür. Dava konu olan 29.02.2020 tarihli 339.205,75 TL ve 31.03.2020 tarihli 187.867,80 TL bedelli olan toplam 527.073,55 TL tutarlı davalı faturalarının, davacının defterlerinde aynen kayıtlı olduğundan, davalı tarafından faturara konu olan mal ve hizmette ilişkin teslim / tesellüm edimini gerçekleştiğinin kabulü halinde, davacının davalından herhangi bir alacağının bulunmadığı yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Davacı vekilinin beyanına göre dava dışı ----Şirketinin ticari defter ve belgelerinin incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle ve özellikle uyuşmazlığın faturalara konu malların teslim edilip edilmediği üzerinde olduğundan teslim ve faturanın hukuki niteliği üzerinde durulması gerektiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nin 21/2. maddesine göre faturaya alındıktan sonra sekiz gün içinde itiraz edilmediğinde içeriği kesinleşir ise de taraflar arasındaki akdi ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nin 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, hiçbir tacir kendi defterlerine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturalar içeriğindeki malların teslim edildiğine karine oluşturacağından bu karinenin aksini, bir başka deyişle faturalar içeriğindeki malın teslim edilmediğini, faturanın usulsüz olduğunu, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bu bilgiler ışığında somut olaya tekrar bakıldığında öncelikle taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi sabit olup itilaf konusu değildir. Her iki tarafın ticari defter ve belgeleri usulüne uygun olarak tutulmuş olup kayıtlar bir birini doğrulamaktadır. Buna göre davacının ticari defterlerinde davalıya borçlu olduğu, davalının ticari defterlerinde ise davacıdan alacaklı olduğu görülmektedir. Davacı davaya esas faturaları ticari defterlerine kaydettiğine ve davalıya borçlu göründüğüne göre faturalara konu telsizlerin kendisine teslim edildiği karinesi ile karşılaşmıştır. Öyleyse telsizlerin teslim edilmediği ve ödenen bedelin karşılıksız kaldığını davacının kesin ve yazılı delilerle ispat etmesi gerekmektedir. Ne var ki davacı taraf ispat yükü üzerine düşmesene rağmen teslim edilmediği iddiasını ispat edememiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde kesin delil olan yemin deliline de dayanmadığı açıktır. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222. maddelerine göre bizzat kendi ticari defterlerindeki kayıtlar, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilen mevcut bilirkişi raporları ve dosyaya mübrez tüm deliller gözetildiğinde ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1 ,207 vd, TTK, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25,26,27,30,31, 33, 222/1,2,3 , 146, 187/1, 190, 198, 266 vd, 282)2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında, hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallarına göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyanı ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin reddine, 3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 6.072,50 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 5.457,1‬0 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 83.061,03 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; --- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/65, K. 2024/954, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-65-e-2024-954-k-c865c78577d5