İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/531 E. 2024/10 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/531
Karar No
2024/10
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/531 Esas KARAR NO:2024/10 DAVA Menfi Tespit DAVA TARİHİ:16/08/2023 KARAR TARİHİ:10/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takip dosyasında davada davalı olan ... icra dosya borçluları ...'a karşı takip başlatıldığını takibin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip olduğunu daha sonra müvekkiline dosya borçlularının mevcut olabilecek alacakları için 89/1, 89/2, ... müzekkereleri gönderildiğini ... haciz müzekkeresinin müvekkili tarafından 11/08/2023 tarihinde tebliğ alındığını bu nedenle müvekkili açısından İİK ... ve İİK 72. Maddeleri uyarınca 15 günlük süre içinde menfi tespit davası açmak gereğinin hasıl olduğunu, gönderilen ... müzekkeresi nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığı bir parayı ödeme tehdidi altında olduğunu bu nedenle davayı açmasında hukuki yarar olduğunu müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığını müvekkilinin ne davaya konu icra dosyasındaki alacaklı ne de borçluları tanımamakta olduğunu, aralarında hiçbir alacak ilişkisi bulunmadığını müvekkilinin yaşlı bir kadın olduğunu ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerini de almadığından söz konusu icra takipleri ile ilgili de herhangi bir hususu bilmemekte olduğunu son gönderilen ... haciz ihbarnamesini eşi görünce bu konuda bilgi sahibi olduğunu halbuki müvekkilinin icra dosyası, alacaklı ve borçlular hakkında hiçbir bilgisi bulunmadığını sehven ya da kötü niyetli olarak müvekkiline 89 haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini düşündüğünü öte yandan açılan davada borcun varlığını ispat yükünün de davalıya düşmekte olduğunu davalıya zaten borcu olmayan müvekkilinin aleyhine herhangi bir delil sunulabilmesinin mümkün olmadığını ayrıca borçluların da hiçbir şekilde müvekkilinden alacağı olmadığını müvekkilinin ne davalı ne de takip dosyasındaki borçlularla hiçbir hukuki ilişkisi bulunmadığını bu nedenle davanın kabulü gerekmekte olduğunu müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile icra takibi konusu alacağın % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini müvekkili adına talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava 15 günlük yasal sürede ikame edilmediğini süreden red karar verilmesi gerekmekte olduğunu ayrıca icra müdürlüğü nezdinde herhangi bir itirazda da bulunulmamış olduğunu icra dosyası bu süreye kadar tahsil edilemediğini ayrıca tebligatlarda görüleceği üzere tebligata imzaları görülmekte olduğunu buna rağmen itiraz edilmediğini müvekkilinin icra dosyası borçluları ve yakınları tarafından dolandırıldığını müvekkilinin alüminyum işiyle uğraşan bir esnaf olduğunu, alimünyum satışı yaptığını ödeme tarihleri geldiğinde borçluların ve yakınlarının adreslerinin boşaltıldığını farkettiğini esas mağdurun müvekkili olduğunu yine davacılar 1 ve 2 haciz ihbarnamelerine cevap vermeyerek dava açılmasına kendileri sebebiyet vermiş olduklarını mağdur olan müvekkili üzerine tazminat talep etmekte oldukları kötü niyet barındıran işlemlerin borçlular ve borçlu yakınları tarafından yapılmakta olduğunu davada ispat yükünün davacıda olduğunu yine müvekkilinin aleyhine yargılama giderine; borçlu kendisi dava açılmaya sebebiyet verdiğinden hükmedilemeyeceğini davanın reddi ile yargılama masrafları, vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, Müvekkili kurum lehine %20 den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini vekaleten talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından davalı alacaklının, dava dışı borçluların borcundan kaynaklı, davacı üçüncü kişiye gönderdiği haciz ihbarnamesinden kaynaklı İcra ve İflas Kanunun .... maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış menfi tespit isteminden ibaret olduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından davalı alacaklının, dava dışı borçluların borcundan kaynaklı, davacı üçüncü kişiye gönderdiği haciz ihbarnamesinden kaynaklı İcra ve İflas Kanunun .... maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış menfi tespit isteminden ibaret olan menfi tespit davasıdır. Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dava; İcra ve İflas Kanunun .... maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; menfi tespit istemine ilişkindir. İş bu eldeki dava ticari dava değildir. Davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yukarıda izah olunan ticari davalardan hiç bir kategoriye de girmediği, davanın ticari dava olmadığı da değerlendirilmiştir. Benzer mahiyette, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2022/... esas, 2022/... karar sayılı kararında davacı ve davalılarının şirket olduğu, asıl takip konusunun çek olduğu, ilk derece mahkemesince esastan karar verilmesi sonrası uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasına karar verildiği, yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2022/... esas, 2022/... karar sayılı dosyasında da dosya taraflarının şirket olduğu halde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevsiz olduğundan bahisle kararın kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK'nın 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 1. maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c. bendi gereğince dava şartı olan bu husus, HMK'nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Dava konusu talebin temelinin İİK m....'e dayanan menfi tespit istemine dayandırıldığı anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/01/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/531, K. 2024/10, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-531-e-2024-10-k-9d337ad1c7b8