İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/776 E. 2025/15 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/776
- Karar No
- 2025/15
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/776 Esas KARAR NO:2025/15 DAVA:Alacak DAVA TARİHİ:06/12/2023 KARAR TARİHİ:09/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır dünyanın farklı ülkelerinde yapay kaya işi (eser) yaparak geçimini sağladığını, 1993 yılından beri içinde bulunduğu yapay kaya işinde uzmanlaşan müvekkilinin çalışma ekibinde dünyanın farklı ülkelerinden, tecrübeli elemanları bulunduğunu, müvekkili ve ekibinin bugüne kadar Umman'da, Dubai'de, Katar'da, İsrail'de vs. onlarca proje bitirmiş ve sorunsuz teslim ettiğini, bunu bilen davalı firmanın, müvekkili ile anlaşabilmek için aylar öncesinden kendisine ulaştığını, ısrarla projeyi müvekkile vermek istediğini, davalı ile sözleşme kurulmadan önce müvekkilinin, şirket müdürü ve patronu olan Sabahattin Bey'e işlerinin çok yoğun olduğunu İsrail'de başka bir proje ile uğraştığını belirttiğini, müdürün ise müvekkiline "sizden rica ediyorum tanıdığınız bildiğiniz başka bir ekiple de olabilir ama sizin kontrolünüzde olsun lütfen" şeklindeki ricası üzerine müvekkilinin işe başladığını, davalı şirketin, müvekkili yoğun bir tempoda olduğundan ve hali hazırda başka projeleri de yürüttüğünden haberdar olup buna rağmen müvekkille anlaşabilmek için ısrar ettiğini, davalı firmanın müdürünün, davacı müvekkili ikna etmesi üzerine; davacı ve yüklenici olan müvekkili ile işveren davalı şirket arasında 10.03.2023 tarihli, konusu ... Havalimanı’nda bulunan ... isimli yerde yapay kaya sistemi kurulumu olan, eser sözleşmesi kurulduğunu, sözleşmenin 4. maddesine göre müvekkile toplamda 32.500,00 USD (otuzikibinbeşyüzdolar) ücret ödenmesi konusunda anlaşıldığını, sözleşmenin 6. maddesine göre bu bedelin; %15’inin sözleşmenin imzalandığı anda, %35’inin işe başlandığı anda, kalan %50’sinin ise iş bitiminde müvekkiline ödenmesi hususunda anlaşıldığını, projenin uzaktan denetimini sağlayarak ilerletilmesi konusunda davalı ile anlaşan müvekkilinin, 07.04.2023 tarihinde, ekibindeki çalışanı ... ...'e göndermiş ve proje başladığını, müvekkilinin projeye fiilen 07.04.2023 tarihinde başladığının taşeron müdürü Mimar ... Bey ile arasında geçen mesaj içerikleri ile sabit olduğunu, müvekkiline sözleşme imzalandığı tarihte anlaşılan bedelin %15’inin ödendiğini, ancak 07.04.2023 tarihinde projeye fiilen başlanmış olmasına rağmen müvekkiline %35 hak edişi ödenmediğini, Bu esnada müvekkilinin işçisinin müvekkilinin kontrolünde çalışmaya devam ettiğini, daha sonra 19.05.2023 tarihinde müvekkilinin projeyi kontrol etmeye ...'e gittiğini, bir gece iki gün çalışarak gerekli direktifleri verdiğini, ...'e girdiğine ilişkin pasaport mühürleri ve projeyi kontrol ettiğine dair fotoğrafların sunulduğunu, müvekkil en baştan söylediği ve davalı firma müdürünün de kabul ettiği şekilde işi ekibine yaptırırken kendisi takipçisi olarak bizzat da projeyi yerinde ziyaret edip gerekli talimatları verdiğini, 07.04.2023 tarihinde projeye başlamıştır ancak kendisine projeye başladığında ödenmesi gereken %35’lik kısım olan 11.375,00 USD ödenmediğini, müvekkilinin 19.05.2023'te bizzat kendisi gelip gerekli kontrolleri yapıp direktifleri vermiş ve işin takibini bizzat orada bulunarak da sağladığını, ancak kendisine halen ödeme yapılmaması üzerine müvekkil 22.05.2023'te davalı firma bünyesindeki ... Hanım'a mesaj gönderdiğini, ancak sonrasında da müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkiline başladıktan sonra %35'lik alacağı kısım için defalarca ödeme talep ettiğini, yapılan görüşmelerde, müvekkilin ödemeye ilişkin talepleri kabul ve ikrar edilmiş ancak sonradan şirket müdürü tarafından işin bitiminde kalan ücretin ödeneceği belirtilerek sözleşmeye aykırı davranıldığını, ancak müvekkilinin yine de işi bırakmadığını, 13.06.2023 tarihine kadar ... projede tuttuğunu ve işin denetimini sağlayarak projeyi yürütmeye devam ettiğini, müvekkilinin projeye başladığında alması gereken bedeli almamasına rağmen işi eksiksiz olarak bitirmek için elinden geleni yapmış ve kendisinden beklenecek tüm iyi niyeti gösterdiğini, müvekkil proje imzalandıktan sonra aldığı %15 (4.875,00 USD) bedel dışında davalıdan hiçbir ödeme alamadığını, davalının sözleşmeye aykırı davranması neticesinde; müvekkilin yaptığı onca iş ve emeğin heba olduğunu, davalıya tüm bu bahsedilen hususları içeren bir ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin bunun üzerine karşı ihtarname ile cevap verdiğini, davalının gönderdiği, ihtara cevap/karşı ihtarı üzerine iş fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu dava ile projeye başlandıktan sonra ödenmesi gereken, %35'e tekabül eden, 11.375,00 USD'nin davalıdan alınıp müvekkile verilmesini, şimdilik 7.000,00 USD'lik kısmını dava ettiklerini, işbu bedele, müvekkilin projeye başladığı ve alacağın muaccel hale geldiği tarih olan 07.04.2023'den itibaren USD'ye işleyecek en yüksek mevduat faizinin işletilerek davalıdan alınıp müvekkile verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yüklenicinin kişisel özelliklerinin önem taşıdığı bir eser sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme kapsamında işi bizzat yapmak veya birlikte çalıştığı ekibin bizzat başında durmak zorunda olduğunu, ancak davacının sözleşmeye aykırı davrandığını iş sahasına yalnızca bir kez teşrif ettiğini, işi yapacak bir ekip dahi kuramadığını, sözleşmeye konu işin bir kısmının davacı tarafın yönlendirdiği dava dışı üçüncü şahıs ... tarafından yapılmış ancak ödemesinin müvekkili tarafından yapıldığını, davacının adı geçen şahsı müvekkiline yönlendirmekten ve 20.05.2023 tarihinde bir kez iş sahasına gelmekten başkaca bir ciddi edimi olmadığını, davacının taahhüt ettiği edimleri yerine getirmediğinden müvekkilinin sözleşmeler imzalayarak işin bir kısmını ...'a, bir kısmını ...'lü yerel işçilere, bir kısmını da ... firmasına yaptırdığını, bunlardan ötürü müvekkilinin fazladan 11.516,51 USD harcamak zorunda kalarak zarara uğramış olup bu zarar ve uğranan ticari itibar kaybı için ayrıca karşı dava açılacağını, davacının sözleşmeye aykırı davrandığı, sadece bir gün iş sahasına gelmesine rağmen müvekkilinden hem avans ödemesi hem de ...'e getirmesi gereken işçiler için yapılan masraf ödemesi aldığını, ancak aldığı paranın karşılığını verecek bir iş yapmadığını, somut olayda asıl mağdur olanın müvekkil şirket olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi uyarınca davacı tarafça hak edildiği iddia edilen ödemelerin davalı tarafça gerçekleştirilmediği vakıasına dayalı 7.000,00 USD'nin 07/04/2023 tarihinden itibaren USD'ye işleyecek en yüksek mevduat faizinin işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda; HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi uyarınca davacı tarafça hak edildiği iddia edilen ödemelerin davalı tarafça gerçekleştirilmediği vakıasına dayalı 7.000,00 USD'nin 07/04/2023 tarihinden itibaren USD'ye işleyecek en yüksek mevduat faizinin işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkin olduğu, 6102 Sayılı TTK'nun 5/1. maddesinde “aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevli” dir hükmünü havi olduğu, 6102. Sayılı TTK nun 4. Maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4.maddenin a,b,c,d, e,f bentlerinde sayılı davaların ticari dava olduğu belirtilmekle; uyuşmazlığa konu eser sözleşmesinin TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, Türk Ticaret Kanununda düzenlenmediği, Antalya/Üçkapılar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazısından da davacının tacir olmadığı ve eser sözleşmelerinden kaynaklı alacak davaları mutlak ticari dava mahiyetinde olmadığından uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığı, HMK 2. Maddesinin (2). Bendine göre " Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." hükmü uyarınca huzurdaki dava dosyasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu anlaşıldığından iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen görev dava şartının sübut bulmadığı kanaatiyle davanın, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nın 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nın 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 6-Davacının ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.09/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır