İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/248 E. 2024/392 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/248
- Karar No
- 2024/392
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/248 Esas KARAR NO : 2024/392 DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/04/2019 KARAR TARİHİ : 02/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; dava konusu hakkında ... Bürosuna 8.4.2019 Tarihinde ... numarası ile başvuru yapıldığını, davacının, faaliyet merkezi ...'de bulunan ... Ticaret Sicil Numaralı ...HİZMETLERİ A.Ş. 'nin kayıtlı pay sahibi olduğunu, davacının ... Okullarının tüm inşaat, kuruluş çalışmalarında ve sonrasında, babası kurucu ... ile birlikte şirket yönetiminde onun yardımcısı olarak görev aldığını,davacının şirket kurucusu babası merhum ...’ın sağlığında yönetimi devrettiği evladı olduğunu, her ne kadar şirketin 05/09/2016 tarihinde gerçekleşen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında, yönetim kurulunun rüçhana davet işlemleri ve tadil taslağındaki usulsüz ve rüçhan hakkını kullanmayı sınırlayıcı işlemleri neticesinde, haksız ve hukuka aykırı sermaye artırımı ile davacının %11.99 nispetinde bulunan payı, %3.42'ye düşürülmüş ise de, açılan genel kurul iptal davası sonucunda ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K sayılı sermaye artırımı iptal kararı ile, hukuka aykırılık ve usulsüzlüklerin tespit edilerek davacının payının tekrar %11.99 olarak belirlendiğini, kararın istinaf aşamasında olduğunu, dava dilekçesinde davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin farklı faaliyet dönemlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri dava edildiğinden, herbir faaliyet dönemi için ilgili dönemde yönetim kurulunda bulunan ve kusurlu işlem ve eylemleri neticesinde zarara neden olan davalıların, inceleme kolaylığı amaçlanarak "I. Gurup Davalılar", "II. Gurup Davalılar", "III. Gurup Davalılar" başlığı altında sunulduğunu, I. Grup Davalılar": (1) ..., (2) ... tarafından, 2.10.2015 Tarihinde gerçekleştirilen ve şirketin 1.7.2014-30.7.2015 dönemlerine ilişkin finansal tablolarla ilgili kusurlu ve zararlandırıcı eylem ve işlemlerinin belirlendiğini, "II. Gurup Davalılar": (1) ..., (2) ... ve (3) ... ve ...' dan oluşmaktadır. ...A.Ş. 'nin 02.10.2015 Tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında 3 yıl süre için, Davacının muhalefetine rağmen oyçokluğu ile Yönetim Kurulu Üyeliğine (1) ..., (2) ... ve (3) ... seçilmişlerdir. Bilahare Davalılardan oluşan Şirket Yönetim Kurulunun ... Tarih ve 3 Karar sayılı kararı ile, şirket ortaklarından Davalı ...' ın, yönetim kurulunda olmadığı halde Yönetim Kurulu Başkanı Davalı ... ile birlikte atacakları müşterek imzalar ile şirketi temsil edecekleri şeklinde temsil yetkisi kararlaştırılmıştır. "II. Gurup Davalılar" aşağıda ilgili bölümde gösterilen şirkete zarar veren kusurlu eylem, işlem ve kararları nedeniyle tarih sıralamasına göre "II. Gurup Davalı" olarak gösterildiğini, "III. Gurup Davalılar", ... A.Ş. 'nin 09.05.2017 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında 2 yıl süre için, Davacının muahalefetine rağmen oyçokluğu ile (1) ... (2) ... (3) ... seçildiklerini, ... TC Kimlik Numaralı ... Yönetim Kurulu Başkanı, ... TC Kimlik Numaralı ... Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, ... TC Kimlik Numaralı ... ise Yönetim Kurulu Üyesi olarak belirlendiğini, Genel Kurul Tutanağı Ticaret Sicil Gazetesinin ... tarih ve ... Sayısında, 317. Sayfada ilan edildiğini, "III. Gurup Davalılar" aşağıda ilgili bölümde gösterilen şirkete zarar veren kusurlu eylem, işlem ve kararları nedeniyle tarih sıralamasına göre "III. Gurup Davalı" olarak gösterildiğini, davalıların zarara uğrattıkları ... A.Ş., merhum ... tarafından kurulan, ... markası altında büyüyen bir aile şirketi olduğunu, çok sayıda gurup şirketi mevcut olduğunu, tüm şirketlerde davacı ... ile davalılardan ... ve ... pay sahibi olduğunu, şirket kurucusu ...'ın, 14 Haziran 2014 Tarihinde ani kalp durması neticesinde yirmi iki ay boyunca yoğun bakım altında kısıtlı durumda davalı ...' ın vesayetinde kaldığını, 2 Şubat 2016 tarihinde vefat ettiğini, davalı ...' ın 18.11.2014 tarihi itibariyle Vasi olarak atanmasından sonra, Şirketin, 17.8.2015 Tarihli Olağanüstü genel kurulu kayyım marifetiyle toplanmasından hemen sonra diğer Davalı ... ile birlikte istisnasız tüm gurup şirketlerini oy çoğunluğunun getirdiği hakimiyet gücü ile kontrolleri altına alıp, şirket varlıklarının tamamını kendi şahsi malvarlıklarıymış gibi kullanıp, yararlandıkları gibi, dışladıkları kardeşleri olan davacıya karşı açık bir husumet takındıklarını, ... ile ..., tüm gurup şirketlerinde hakim ortak durumunda olduklarını, davalılardan ... ile ...' ın hakimiyeti altındaki Gurup şirketlerdeki, kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğundan dolayı mahkemelerce karara bağlanarak iptal edilen genel kurul kararları bulunduğunu, davalı ...'ın mahkemeye başvurması üzerine, kayyım vasıtasıyla toplanan 17.8.2015 Tarihli olağanüstü genel kurulda, ...' ndan boşalan yönetim kurulu üyeliğine ... ve ...'ın kontrol ettiği oylarla davalı ...'ın seçilmesi üzerine, davacının olumsuz oy kullanıp, alınan karara muhalif kaldığını, davalı ... 'ın, ...'dan boşalan Yönetim Kurulu Üyeliği için 17.8.2015 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında şirket yönetim kuruluna seçilmesinden çok kısa bir süre sonra, davacının bilgisi ve rızası dışında ve davacıyı tüm işlemlerde dışarıda tutarak Davalı ... ile birlikte hazırlayıp, imzaladıkları finansal tablolarda, önceki dönmlerde şirket bilançolarında kayıtlı olduğu halde, sanki hiç yokmuş gibi, şirketin alacaklarını kanunun amacına uygun düşmeyecek şekilde usulsüz işlemlerle sildikleri, bir kısım bilanço makyajları ile şirketi varlıklarını erittikleri hususları gelinen noktada zararlandırıcı kusurlu işlemler olarak ortaya çıktığını, her ne kadar 2.10.2015 Tarihli Genel Kurul Toplantısında 30.6.2014 dönemi ile 30.6.2015 dönemine ilişkin olarak, 4 ve 5 no' lu gündem maddelerinde, Davalılardan ... ile ...' ın kontrolündeki çoğunluk oylarla finansal tabloların tasdiki ve ibra kararı alınmış ise de, genel kurul huzurunda etraflıca ve açıkça irdelenip, dayanakları sunularak üzerinde tartışılmayan hususlar bakımından ibranın, olumsuz oy kullanıp, muhalefet eden pay sahipleri ve alacaklılar yönünden, yönetim kurulunun hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı bilinen bir kural olduğunu, bu hususun, hem 6102 sayılı TTK.m424 hükmündeki açık hüküm uyarınca, hem de Yargıtay ve Bilimsel içtihatlar kapsamıyla ittifakla kabul edildiğini, davalıların Yönetim Kurulu üyesi olduğu ve bizzat ... ile ...' ın kontrol ve imzası ile genel kurula sunulan, bu iki davalının kontrolündeki oylarla ve oy çokluğu ile tasdik edilen, Şirketin 2014 ve 2015 yılı bilançoları karşılaştırıldığında ... ... A.Ş.'nin 2014 yılında net 3.410.398,21-TL kar elde ettiğini, geçmiş yıllar karlar toplamının 12.299.644,97 TL olduğunu, 2014 yılı dönem karı ile birlikte geçmiş yıllar karının 15.710.043,18 TL şeklinde 2015 yılına devredildiğinin anlaşıldığını, ortaklardan alacaklar tutarının ise 2014 yılı bilançosunda 27.083.252,06 TL tutarında bulunduğunu, 2014 yılı bilançosunda şirket öz kaynaklarının 25.766.678,34 TL olduğunun görüldüğünü, 2014 yılından devreden mali veriler son derece iyi durumda iken, şirketin bu iki davalı tarafından varlıklarının bilanço müdahaleleri ile eritildiği ve varlıkların şirket dışına çıkarıldığının anlaşıldığını, finansal tablolardaki anlaşılamayan durumun izahı istendiğinde, geçerli ve kabul edilebilir hiçbir açıklama getirilmediği gibi, konunun etraflıca tartışılmadığı, belge ve bilgilerin genel kurulda irdelenmediğini, faaliyet raporu ile finansal tabloların, o tarihte resmi olarak yönetim kurulunda olduğu halde Davacı ...' ın bilgisi, rızası dışında ve davacının imzası alınmaksızın tek taraflı şekilde davalılardan ... ve ... tarafından hazırlandığını, davacının bu duruma genel kurul sırasında da açıkça itiraz ettiği ve bilgisi dışında hazırlanan faaliyet raporu ile finansal tabloları kabul etmediğini beyan ettiğini, bu durumun tutanaklardan anlaşılacağını, 2.10.2015 tarihli Genel Kurul sırasında Davalı ... 'ın kendi yerine konuşması için söz verdiği şirket personeli ... tarafından, ortaklar hesabında ...'da görünen birikmiş alacaklarla beraber 6552 sayılı yasadan yararlanıldığı ve bunun sonucu olarak 554.000 TL civarında vergi ödemesi yapıldığını, bu tutarların gerçek bir zarar olmadığı yolunda açıklama dile getirildiğini, bununla ilgili hiçbir belge ve kayıt gösterilmediğini, hangi nedenle 6552 sayılı yasa kapsamında ortaklardan alacakların silindiğine dair açıklama getirilmediğini, birer gerçek alacak olan iş bu şirket alacaklarının neden silindiğini, genel kurul sırasında 6552 sayılı yasaya göre işlem yaptıklarını söyledikleri tutarların aslında gerçek bir zarar olmadığı da belirtildiği halde neden bilançoya zarar kaydedilip, öz kaynakların (eksi- 1.774.715,06 TL)'ye düşürüldüğü hususunda hiçbir açıklama yapılmadığını,Anonim Şirketlerde sermayenin korunması ilkesi temel prensiplerden olup, yönetim kurulu üyelerinin her şeyden önce sermayenin korunmasını sağlamakla yükümlü bulundukları, bu durumun gerek kanundaki özen yükümlülüğü (TTK.m369) hükmü temelinde yönetim kurulunun görevleri çerçevesinde bulunduğunu, davalı Yönetim Kurulu üyelerinin, Ticaret Kanununun verdiği görevleri ihlal etmek suretiyle şirket sermaye yapısını bozmak ve Davacıya ait sermaye paylarını, kontrolleri altındaki ... A.Ş'ne aktarmak maksadı ile fiktif işlemler yaptıklarının anlaşıldığını, yasal takip ve tahsil sürecine girişilmeden, tamamen keyfi olarak şirket kayıtlarında yer alan ve banka hesabından ortak hesabına gönderildiği de sabit bulunan geçerli şirket alacaklarını keyfi olarak silemeyeceğini, takipten sarfınazar edilemeyeceğini, aksi durumda, kanunun yönetim kuruluna yüklediği, şirketi yasalara ve ana sözleşmeye uygun olarak temsil etmek ve bu temsili, özenli ve görev tanımına uygun şekilde, hukuk çerçevesinde ifa etmek görevini ihlal etmiş sayılır ve verdiği zararlardan dolayı sorumlu olacağını, II. Gurup Davalıların sorumluluğu ile ilgili kusurlu işlemlerde izah edileceği üzere, 2014 yılı dönem sonunda şirket öz kaynakları tutarının 25.766.678,34 TL iken bir anda 2015 yılı dönem sonu bilançosunda davalı ... ile ... tarafından alacak silinmesi suretiyle (eksi- 1.774.715,06 TL)'ye düşürülmesinin arkasındaki kötü niyetin, şirketin sermaye yapısını bozmak, davacının azlık haklarını kullanmasına mani olacak şekilde rüçhan hakkını engelleyerek, küçük bir hisse sahibi durumuna indirmek, diğer yandan artırılan tüm sermaye paylarını, muvazaalı işlemlerle kontrolleri altındaki ... A.Ş.'ne aktarmak suretiyle gerçekleştiği ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. ... K Sayılı Sermaye Artırımı İptal Kararı ile ortaya çıktığını, davalı Yönetim Kurulu üyeleri, kanunun kendilerine yüklediği görevleri de yapmayarak, işlem ve kararlarını genel kurulun bilgisinden de gizlediklerini, şirketin, ortaklık yapısı itibariyle hakim ortaklık- bağlı ortaklık ilişkisi gözetildiğinde TTK.m199 uyarınca bağlı şirketin yönetim kurulu sıfatıyla, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hakim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında doğru ve dürüst hesap verme ilkelerine uygun şekilde bir rapor düzenlemek ve genel kurulun bilgisine sunmak görevi bilinçli şekilde ihlal edilmiş, şirketi zarara uğrana işlemler genel kuruldan gizlendiğini, davalıların görev üstlendiği ... A.Ş, unvanlı şirketin eğitim sektöründe olması nedeniyle, İç Denetim Raporlarıyla , Teftiş Kurulu Raporlarının da genel kurulla paylaşılması gerektiği halde bu görevleri de ihlal edildiğini, bahse konu işbu raporlar genel kurulun bilgisine sunulmayarak, bilgiler genel kuruldan gizlendiğini, diğer yandan insan kaynakları doğru yönetilmediğini gerekli araştırmalar yapılmadan alınan personellerle şirketin geleceği tehlikeye sokulduğunu belirterek;fazlaya dair tüm talep haklarımız saklı kalmak üzere; davacı ... 'ın pay sahibi olduğu ... A.Ş. ' nin Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri olan Davalılardan; işbu dilekçede belirtilen Faaliyet dönemlerine ilişkin ve belirtilenlerle sınırlı olmaksızın yargılama sırasında tespit edilebilecek sair temsil ve Yönetim Kurulu işlem ve eylemlerindeki kusur ve ihmalleri neticesinde ... A.Ş.'ne doğrudan, Davacı ...'a dolaylı olarak verdikleri tüm zararların, zarara neden olunan tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte TTK.m553, m555/1 hükümleri dairesinde, HMK.m107/1 uyarınca belirsiz alacak davası kapsamında tespiti ve dava ikamesi sırasında asgari 100.000 TL üzerinden harçlandırılarak, ileride zarar tutarı belirlendiğinde artırılmak kaydıyla Davalılardan müteselsilen tahsili ile ... A.Ş. 'ne ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve bu kapsamda bulunan vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve özetle; ... A.Ş. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü' nde ... sicil no ile kayıtlı davalı ... A.Ş., ... Dershaneleri'nin kurulduğu 1972 yılında temeli atılan ... A.Ş., 1996 yılında "strateji tespiti, kontrol, koordinasyon, geliştirme ve yönlendirme" çalışmalarını yapmak amacıyla, iştiraklerini aynı çatı altında toplayarak Türkiye'de yarattığı ilklerle tanınan, eğitim, taşımacılık, turizm, sağlık, enerji, sanayi ve inşaat, organik tarım, sigortacılık alanlarında gerçekleştirdikleriyle önemli başarılara imza atan, Türkiye'nin en köklü ve başarılı kuruluşları araşma adını yazdırmayı başaran "..." markası altında kırk yılı aşkın süredir iki yüz binden fazla mezun veren ... Eğitim Kurumlan, ve eğitim sektöründeki deneyimleriyle 2014-2015 Akademik Yılı'nda eğitim öğretime başlayan ... Üniversitesi ile, ve 1982'de Türkiye'de ilk kargo şirketi olan ... gibi dünya markası olan çok sayıda şirketi kapsayan yatırımlar zincirinin odağında yer alan ve çatısı altındaki tüm şirketlerle farklı alanlarda ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam eden, diğer yandan topluma yararlı sosyal sorumluluk projelerini de desteklemeye devam eden bir ...A.Ş. Kuruluşu olduğunu, 02 Şubat 2016 tarihinde vefat eden merhum ...'ın ..., ... ile ...'ın babası olduğunu,... A.Ş.; "... Okulları 01 Eylül 1996'da eğitim-öğretime başladığını, ...'da, Anaokulu, İlkokul, Ortaokul, Lise ve Uluslararası Okul ile hizmet veren kurum, 2004 yılında, ...ir'de yaşayan yabancı uyruklu ailelerin çocuklarına hizmet vermek üzere, ... 'i açmış, ...... Anaokulu, İlkokulu ve Ortaokulu ile eğ iti m-öğ retim faaliyetlerini sürdürmekte, Anaokulu (4-5-6 yaş), İlkokul (1-4. sınıflar) Ortaokul (5-8. sınıflar), Lise (9-12. sınıflar) ve Uluslararası Okulu İstanbul - ... ile halen hizmet verdiğini, ... A.Ş.' nin Yönetim Kurulu (merhum) ..., ... ve ...' dan müteşekkil iken 2015 yılında Yönetim Kurulu Başkanı (merhum) ...' ın bizzat davacının talebi üzerine vesayet altına alınması ile Yönetim Kurulu üyeliği ve kurucu temsilciliğinin son bulduğunu, boşalan Yönetim Kurulu üyeliği için kalan görev süresi sonuna kadar yerine atama yapmak ve/veya genel kurulu toplantıya çağırmak amacıyla Yönetim Kurulu üyesi ... tarafından Yönetim Kurulu üyesi davacı ...'ın toplantıya davet edildiğini, bu davete icabet etmediğini, ortaklarından ... A.Ş.' nln Mahkemeye müracaatı neticesinde Kayyum marifetiyle 17.08.2015 tarihinde genel kurul toplantısı yapılmak suretiyle (merhum) ...' dan boşalan Yönetim Kurulu üyeliğine ...'ın seçildiğini, ... A.Ş.' nin 02.10.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacının ısrarla Yönetim Kuruluna seçilmek istediğini, ancak genel kurulda çoğunluk iradesinin sonucunda davacının seçilemediğini, bunun üzerine duyduğu husumetle daha önce Yönetim Kurulu üyeliği yaptığı şirketin (şirketlerin) konularından bihabermiş gibi davalar açtığını, pay sahiplerine tanınan dava haklarının suistimali yoluyla şirkete zarar verilmesini veya şirket yönetiminin engellenmesini önlemek amacıyla, TTK md. 451'de kötü niyetle açılan iptal ve butlan davalarında davacının sorumluluğuna hükmedilebileceğini, ayrıca TTK md. 208 kapsamında şirkette huzursuzluğa neden olan pay sahibinin hakim pay sahibi tarafından çıkarılabileceğinin düzenlendiğini, davacının, davalılar ve özellikle de kardeşleri için ortaya getirdiği iddia, itham ve isnatların hiç bir şekil ve surette doğru ve haklı olmadığını, bu iddia ve isnatların haksız, yersiz ve dayanaksız olduğunu, davacı tarafından aynı itiyat ve saikie açılmış olan diğer davaların kronolojisi, yoğunluğu ve aralarındaki bağlantı dikkate alındığında, işbu davanın amacının da herhangi bir zararın tazminini değil, davalıların üzerinde baskı yaratmak üzere hakkın kötüye kullanılması amacını teşkil ettiğini, davanın her ne kadar belirsiz alacak davası diye nitelendirilmiş ise de iddia edilen zararın belirlenebilir durumda olduğunu, T.T.K. Md. 557 uyarınca zarar gördüğünü iddia eden davacının tazmin edilmesini talep ettiği zararını tam olarak rakam itibarıyla belirtmesi gerektiği ve belirsiz alacak davası acılamayacağını, bu itibarla öncelikle usule aykırı olan davayı bu yönden reddedilmesi gerektiğini, davacının üzere şirketin mali ve idari iş ve işlemleri bakımından her zaman bilgi sahibi olduğunu, bu durumun ihtarnameler ile anlaşılabileceğini, 02.10.2015 tarihli genel kuruldan kısa süre önce davacının gönderdiği ihtarnameye ise genel kurul tarihinin yakın olması sebebiyle yanıt verilmediğini, Bahsi konu ihtarnamesinde ve Genel Kurul sırasında ortaya getirdiği hususlar 02.10.2015 günü yapılan genel kurul tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere teferruatlı bir şekilde kendisine / ortaklara açıklandığını, bilgi verildiğini, izah edildiğini, bu itibarla davacının bilgilendirilmediği, suallerinin cevaplandırılmadığı ya da genel kurullarda bunların tartışılmadığı iddiaları doğru ve samimi olmadığı gibi haksız ve insafsız olduğunu, davacı tarafından, bu genel kurul toplantılarında alınan kararlar aleyhine dava açılmadığını, 09.10.2018 tarihinde yapılan olağan Genel Kurul toplantısı için davacı, yeni adresi bilindiği halde eski adresine toplantı davetiyesinin gönderildiğini iddia ettiğini, toplantıya çağrı merasiminin usulüne uygun surette yapıldığını, davacının adres değişikliğini ise, anılan genel kuruldan çok sonra, ... 24. Noterliğinden gönderdiği ...tarihli ve ... sayılı ihbarname ile şirkete bildirdiğini,, davacının yeni adresinin bilindiği halde eski adresine davetiyenin gönderildiği yolundaki iddiası da diğer iddiaları gibi doğru, haklı ve samimi olmadığını belirterek; savunmalarımızın kabulü ile usul ve esasa aykırı olan, haksız yersiz ve dayanaksız iddialarla açılmış davanın reddine, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava; davacının pay sahibi olduğu ... AŞ‘nin yönetim kurulu başkan ve üyelerinin 2014-2015-2016-2017 ve 2018 yıllarınıda ki faaliyet ve eylemleriyle dava dışı şirkete doğrudan ve davacıya dolaylı olarak verdikleri zararın varlığı, tespiti ile avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... AŞ‘ye ödenmesi istemli Türk Ticaret Kanununun 553 ve 555/1.maddelerine dayanan tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, dava dışı ... AŞ yönetim kurulu başkan ve üyelerinin 2014-2018 yılları arasında ki faaliyet ve işlemleri sebebiyle dava dışı şirkete doğrudan, davalıya dolaylı olarak zarar verip vermedikleri, tahsili gereken bir zarar bulunup bulunmadığı, miktarı ve davalıların sorumluluğu hususları olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi Muhasebe-Finans Uzmanı SMMM ..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi ..., bilirkişi Vergi Uzmanı ...tarafından düzenlenen 11/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı ... A.Ş.'nin 2014-2015-2016-2017-2018/6 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, dava dışı ... A.Ş.'nin 2016 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, dava ... A.Ş.'nin.'nin 2016 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ... 'ın Dava Dışı ... Okulları Eğitim A.Ş. 'ne 2016 yılında %12 2017-2018 yıllarına ise %3,42 sermaye ile ortak olduğu, dava dışı ... okullarının 01.08.2016 tarihinde almış olduğu 1 nolu yönetim kurulu kararıyla Türkiye Ticari sicil gazetesi 26.08.2016 tarih 9142 sayılı ilanı ile sermaye tutarını 10.000.000TL den 35.000.000 TL ye artırma kararı aldığı, 13.01.2016 tarihi başlangıcı ile şirket hesabına sermaye artış kaydı ile şirket Yurt içi Inşaatten alınan tutarla sermaye artışının yapıldığı ve Dava Dışı şirketin ... okullarına 0,004 ortağı iken yapılan sermaye artışı ile 71,430 sermaye ile ortak olduğu, dava dışı şirketin 2018 yılı mali tablolarının görüşüldüğü Genel Kurul toplantısına konu mali tabloların incelenmesinde Dava Dışı şirketin 2014-2016 yıllarında 122.729.884,39 TL tutarında matrah artırımında bulunduğu ve bu matrah artırımı ile 4.701.777,85 TL tutarında vergi oluştuğu, yapılan incelemeler ve Davalı Dışı ... Okulları Eğitim A.Ş.'nin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde Öz Kaynaklardaki olumsuz değişimin 6552 sayılı torba yasa ile yapılan 18.483.691,37 TL Ortaklardan alacaklar hesabının düzeltilmesi işleminden kaynaklandığı, bu durumun, şirket ortağına şirket kaynaklarından yapılan fiili ödemelerin, şirket ortağınca geri iade edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı, diğer bir ifade ile parasal varlığın ortadan kalmayacağı, şirketten borç alma yolu ile gerçekleştirilen borçlanmalarda çekilen meblağın şirkete iade edilmesi, edilemiyorsa iade edildiği tarihe kadar şirketin adatlandırma yaparak faiz geliri tahakkuk ettirmesi, ortaktan olan alacağını faizi ile birlikte tahsil etmesi gerektiği, davalı şirketin iddiaları doğrultusunda işlemlerin fiktif olduğu, fiili bir para çıkışı olmadığı iddia edilmiş olmasına karşılık bu hususun tespiti, ancak geçmiş dönem kayıtlarının banka hareketleri de dahil olmak üzere incelenmesi ile mümkün olabileceği, ancak yukarıda da belirtildiği üzere, söz konusu incelemenin bilirkişi heyetinin görevi kapsamında bulunmadığı, açıklanan nedenlerle ilgili tutarın kaç senelik birikimi ifade ettiği, bu anlamda incelemenin kaç dönemi kapsaması gerektiği de belirli olmadığından heyetimize kısıtlı olmayan yetki verilmesi halinde zararın varlığı ve miktarı açısından sağlıklı bir tespit yapılanabilineceği belirtilmiştir. Bilirkişi Muhasebe-Finans Uzmanı SMMM ...-..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi ..., bilirkişi Vergi Uzmanı ..., Bilirkişi ..., bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23/03/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalılara sorumluluk atfedilen zarar kalemlerinden 6552 s. Yasaya istinaden dava dışı ...'ın şirkete olan borcunun silinmesi dolayısıyla sorumluluktan bahsedilebilmesi için geçmiş yıllardan gelen bu borcun gerçek olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, bu tespite bağlı olarak davalıların sorumluluğunun farklılaştırılmış teselsül hükümlerine istinaden değerlendirilebileceği, ancak heyetimizin bu yılları inceleme hususunda yetkisi bulunmadığı gibi böyle bir çalışmanın özel denetimle ortaya çıkarılabileceği, TTK md. 553 vd. hükümlerine istinaden açılan sorumluluk davalarında ibra kararının açık veya örtülü olmasına bakılmaksızın ibrada olumlu oy kullanan pay sahipleri ile şirketi bağlayacağı, olumsuz oy veren pay sahibi ile doğrudan zarara uğrayan pay sahibini bağlamayacağı, TTK md. 558'e istinaden pay sahiplerinin uğradığı dolayısıyla zarar bakımından sorumluluk davası açabilmesi için altı aylık bir hak düşürücü süre öngörüldüğü, huzurdaki davada zarar verildiği öne sürülen yıllar itibarıyla bu sürenin geçtiği, bu durumda davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği belirtilmiştir. Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir... , Yeminli Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesaplamalar ..., Öğretim Üyesi Ticari işletme Şirketler Muhasebesi Denetim ..., Öğretim Üyesi Ticaret Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar ... tarafından düzenlenen 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı ... A. Ş.'nin defterlerinin ve sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 s. TTK m. 64, 65, 66 ve 82., VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, dava dışı ... A. Ş.'nin defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 s. TTK m. 64, 65, 66 ve 82., VUK m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK m. 222 uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, dava dışı ... İnş. A. Ş.'nin defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 s. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82., VUK m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK m. 222 uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalıların dava dışı şirketlerden fahiş huzur hakkı aldığı iddiası detaylı olarak irdelenmiş olup davalıların ... Okulları'ndan huzur hakkı ya da herhangi bir ücret almadıkları, ... ve ... firmalarından ise genel kurul kararı ile sabit olan huzur haklarını aldıkları ancak daha sonra ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasının ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasının ...sayılı kararı gereğince Davalılar' dan ... ve ...'ın almış oldukları huzur haklarını 10.11.2021 tarihinde iade ettikleri tarafımıza sunulmuş olan yevmiye kayıtları ve banka dekontlarından tespit edilmiş olup bu hususla sınırlı olmak üzere dava dışı ... Okulları, ... ve ...'ın zarara uğratılmadığı, somut davada davacı vekili; davalılar ... ve ...' ın dava dışı şirketlerde makyajlı bilanço yaptırdıkları ve gelir tablosu kalemlerini yükselttiklerini iddia etmiştir. Dava dışı şirketlerin bilançoları incelendiğinde Dava dışı ... A.Ş. tarafından ... A.Ş.' ye transfer edilen 29.640.000,00 TL' nin Şirket'in malvarlığını azaltıcı nitelikte işlem yapılmak suretiyle bilançosunun makyajlandığı tespit edilmiştir. Ancak bu iddianın yapılan bilirkişi incelemesinin sınırlı olması sebebiyle tespitinin zorlaştığı, bu iddiaların tespit edilebilmesi için ilgili yıllar için bağımsız denetim yapılarak tüm gelir kalemlerinin ve bilanço kalemlerinin detaylı olarak incelenmesi neticesinde kesin kanaate varılabileceği kanaatine varılmış olup takdir ve değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu, dava dışı ... 'in yasal defter kayıtları incelendiğinde, 13.01.2016 tarihinde ... tarafından ... Holding'e gönderilen 11.900.000,00 TL öncesinde ... 'in ... Holding'e 14.238.133,00 TL borcu olduğu; ...' in yasal defter kayıtları incelendiğinde ise ... Holding'in ...'ten 13.394.794,11 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Anlaşılacağı üzere tarafların yasal defter kayıtları birbiriyle tamamen uyumlu olmasa da ... 'in ...'e 13.394.794,11 TL tutarında borcu olduğu konusunda mutabıktırlar. Ancak dava dışı ... ile dava dışı ... Okulları arasındaki bu cari hesap ilişkisinde 'Danışmanlık Faturaları' olarak tanzim edilmiş olan faturalar dışında başkaca fatura girişi yapılmış olsa da somut olarak tarafımıza bir belge sunulamamış olup bu sebeple ...' e yapılan 11.752.205,00 TL ödemenin şirketi zarara uğratmış olabileceği kanaatine varılmıştır. Dava dışı ... ve ...' nin yasal defter kayıtları incelendiğinde 2016 yılında ... tarafından Yurtiçi' ne 29.640.000,00 TL para transferi yapıldığının tespit edildiği, yapılan incelemede bu ödemelerin 25 milyon TL tutarındaki kısmının ... tarafından yapılacak sermaye artırımına iştirak etmek için gönderildiği yönünde muhasebe kaydının yapıldığı tespit edilmiş olsa da, gerek şirketlerin kurumlar vergisi beyannameleri ekinde yer alan mali tablolarında gerekse ...' de yapılan sorgulamada şirketler arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığı, sadece ... tarafından 2016 yılına ilişkin verilen Kurumlar Vergisi Beyannamesi dipnotlarında iştirak ilişkisinin gösterildiği, fiili durumda ... 'in ... tarafından yapılan sermaye artırımına katılmadığı, şirkette ortaklık payının bulunmadığı, söz konusu para transferlerinin herhangi bir mal veya hizmet bedeline ilişkin de olmadığı, söz konusu tutara ilişkin faiz ve benzeri gelir hesaplanmadığı; dolayısıyla 29.640.000,00 TL para transferi yapılmak suretiyle ...' in kaynaklarının ... 'ne yersiz yere maliyetsiz kullandırıldığının anlaşıldığı, sonuç olarak 29.640.000,00 TL + faiz tutarı kadar ... okullarının zarara uğratıldığı, dava dışı ... Okullarının söz konusu kanundan faydalanarak, daha önce ortaklar tarafından işletmeden alınan borç paranın ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde alacağını yok etmesinin, işletmeye zarar verildiği anlamına geldiği, bu zararın ekonomik karşılığının, vazgeçilen alacak tutarı ile ödenen vergi toplamı olan (18.483.691,37 TL+554.510,74 TL =) 19.038.202,00 TL kadar olduğu, bu tutarın şirkete borcu olan ortaklara borç oranları nispetinde dağıtılması gerektiği, 31.12.2013 tarihli mali tablolar incelendiğinde, yok edilen 18.483.691,37 TL'nin tamamının merhum ...'ın şirkete olan borcundan kaynaklandığının tespit edildiği, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımlarına ilişkin tutarlar kadar (122.729.884,39 TL + 4.701.777,85 TL) şirketin zarar ettirildiği belirtilerek ne vergi hukuku açısından ne de TTK ve diğer mevzuat hükümleri bakımından dayanağı olmayan bir hesaplama yapıldığı, zira arttırılan matrahın şirketin bu uygulamadan faydalanması için ödeyeceği verginin hesaplanması ile ilgili olduğu, arttırılan matrah kadar şirketin zarara uğratıldığını söylemenin tamamen yanlış olduğu, olsa olsa şirketin gereksiz yere matrah arttırdığı iddia edilerek ödediği verginin eleştiri konusu yapılabileceği, söz konusu matrah arttırımı hükümlerinden faydalanmanın, ilgili kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere şirketlerin geçmişe dönük öngöremedikleri vergi ile ilgili riskleri ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar olup şirketlerin menfaatlerine olduğu, kaldı ki söz konusu kanunlar kapsamında yapılan matrah arttırımları 2012-2015 yıllarına ilişkin olup davalıların 17.08.2015 tarihli genel kurul ile yönetime geldikleri göz önüne alındığında, matrah artımı yapılan yılların davalı yanların yönetimde olmadıkları dönemler olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda olmak üzere şirketin bu konuyla sınırlı uğratılmış bir zararının olmadığı, ... Okulları'nın ...den danışmanlık hizmeti alması sebebiyle ... tarafından ... Okullarına 2014-2019 yılları arasında her ay düzenli olarak fatura tanzim edilmiş olup faturaların içerikleri incelendiğinde; Hukuk Hizmet Payı, S. Alma Hizmet Payı, Strateji Planlama Hizmet Payı, İnsan Kayn. Hizmet Payı, Güvenlik Hizmet Payı, Denetim Kurulu Hizmet Payı, Mali ve İdari İşler Hizmet Payı başlıkları altında faturaların düzenlendiğinin tespit edildiği, dosya münderecatında yapılan inceleme neticesinde Danışmanlık Hizmeti ile ilgili taraflar arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığının tespit edildiği, söz konusu hizmetlerin verilip verilmediğine dair ispat yükünün davalılarda olduğu, şirket tarafından ...'e Yapılan 11.752.205,00 TL, 6552 Sayılı Yasa Kapsamında İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesi (18.483.691,37 TL+554.510,74 TL =) 19.038.202,00 TL, 29.640.000,00 TL para transferi yapılmak suretiyle ...' in kaynaklarının ..' ne yersiz yere maliyetsiz kullandırıldığı anlaşılmaktadır. 29.640.000,00 TL + faiz tutarı olmak üzere; 11.752.205,00 + 19.038.202,00 + 29.640.000,00 = 60.430.407,00 TL tutarında şirketlerin zarara uğratıldığı ve bu tutarların yönetici olan davalılardan talep edilebileceği kanaatine varılmış olup Takdir ve Değerlendirmesi Sayın Mahkemeye aittir. Şirketin zarara uğratıldığı dönemlerdeki ortaklık yapısı ve uğratılan zararın her bir ortağın sahip olduğu hisseye düşen zarar miktarı hesaplanmıştır. Davalılar ..., ..., ...' nun dava dışı ... Okullarında zarara uğratılan dönemlerde yöneticilik vasıflarının bulunmadığı ve bu sebeple şirketin zararında sorumluluklarının bulunmadığı, Davalı ...' ın 2014 yılında %0,004 hisseye sahip olduğu 19.038.202,00 TL tutarındaki zarardan hissesi oranında sorumlu olabileceği ve zarar tutarının 761,53 TL olduğu, 2016 yılında ise %9,001 oranında hisseye sahip olduğu 11.752.205 TL' lik zarardan 1.057.815,97 TL ve 29.640.000,00 TL' lik zarardan ise 2.667.896,40 TL sorumlu olabileceği, diğer davalı ...' ın 2014 yılında ... Okullarında hissesi bulunmadığı bu sebeple 19.038.202,00 TL tutarındaki zarardan sorumlu tutulamayacağı, 2016 yılında ise %8,997 oranında hisse sahibi olduğu, 11.752.205 TL' lik zarardan 1.057.345,88 TL ve 29.640.000,00 TL' lik zarardan ise 2.667.710,80 TL sorumlu olabileceği kanaatine varılmıştır. Dosyaya mübrez bilgi ve belgeler kapsamında yapılan mali değerlendirme çerçevesinde gerçekleştirilen hukuki inceleme ve değerlendirme kapsamında; 02.10.2015 tarihli genel kurulda, 01.07.2013-30.06.2014 dönemi ve 01.07.2014-30.06.2015 dönemine ilişkin olarak yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği; 23.11.2016 tarihli genel kurulda 01.07.2015-30.06.2016 dönemine ilişkin olarak yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği; 04.10.2017 tarihli genel kurulda, toplantı tutanağında 01.07.2015-30.06.2016 dönemine ilişkin ibra kararı alındığı ifadelerine yer verilse de toplantı tutanağı bir bütün olarak incelendiğinde söz konusu tarih aralığının sehven yazıldığının anlaşıldığı ve 01.07.2016¬30.06.2017 dönemine ilişkin olarak yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği; alınan ibra kararları ve TTK 558 hükmü uyarınca genel kurula sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili dönemlerde yapılan işlemlere ilişkin olarak yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılmasının mümkün olmadığı; ancak genel kurulun bilgisine sunulmayan ya da eksik veya hatalı sunulan bilgiler mevcut ise bu halde ibra kararının bu konularda etki yaratmasının mümkün olmadığı; 09.10.2018 tarihli genel kurulda 01.07.2017-30.06.2018 dönemine ilişkin olarak yönetim kurulu üyeleri hakkında ibra kararı verildiği; ancak Davacı pay sahibinin söz konusu genel kurula katılmadığı ve dolayısıyla karara karşı olumlu oy kullanmadığının anlaşıldığı; TTK 558 hükmü uyarınca karara olumlu oy kullanmayan pay sahiplerinin ibra kararının alındığı tarihten itibaren 6 aylık dava açma süresi içerisinde dava açmasının mümkün olduğu düzenlemesi karşısında Davacı 'nın bu sürede davayı açmış olduğu; bu nedenle 09.10.2018 tarihli genel kurulda 01.07.2017-30.06.2018 dönemine ilişkin olarak alınan ibra kararının huzurdaki davada etki yaratmasının mümkün olmadığı; şirket genel kurulunda açık şekilde sadece yönetim kurulu üyeleri hakkında ibra kararı alındığı; Davalı ...'ın 02.10.2015 ilâ 03.04.2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olmadığı; bu bakımdan Şirket yöneticisi olarak sorumlu tutulması halinde ilgili dönemlere ilişkin olarak alınan ibra kararlarının ... açısından etki yaratmayacağı; yönetim kurulu üyelerine sağlanan maddi menfaatlerin Şirket'i zarara uğrattığı iddiasına ilişkin olarak yapılan mali inceleme çerçevesinde, Şirket'in yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı niteliğinde herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilemediği; Şirket'in faaliyet raporunda yer alan ve üst düzey yöneticilere ödendiği ifade edilen 4.282.227,08 TL'nin davalı yönetim kurulu üyelerine yapılmış bir ödeme ya da sağlanan bir fayda olmadığı; söz konusu ödemenin dava dışı ... A. Ş.'nin bordrolarından tespit edildiği; bu nedenle yapılan ödemelere ilişkin olarak hukuka aykırılığa rastlanılamadığı gibi Şirket'in uğradığı zarar da tespit edilemediğinden sorumluluk şartlarının gerçekleşmediği; hukuka aykırı olarak yapıldığı iddia edilen sermaye artırımı ile Davacı 'nın Şirket nezdindeki pay oranının azaltıldığı iddiasına ilişkin olarak; huzurdaki davanın Şirket'in zararını konu edinen ve tazminatın Şirket'e ödenmesini konu edinen bir dava olduğu; bu davada Şirket'in zararının ispat edilmesi gerektiği; Davacı 'nın Şirket nezdindeki pay oranının azaltılmasının Şirket zararı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; bu nedenle bu kapsamda şirket yöneticilerinin sorumluluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı; kar payının keyfi olarak dağıtılmadığı iddiasına ilişkin olarak, dağıtılmayan kar nedeniyle Şirket'in zarara uğradığını ifade etmek mümkün olmadığından söz konusu durumun huzurdaki davada sorumluluk nedeni olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; şirket'in pay sahiplerinden olan alacağı tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterildiği iddiasına ilişkin olarak; dosya kapsamında yapılan mali incelemede Şirket'in Alacaklar Hesabında bulunan 18.483.691,37 TL hakkında herhangi bir ödeme yapılmamasına rağmen düzeltme yapıldığı ve Şirket'in buna ilişkin olarak 554.510,74 TL vergi ödediği; Şirket'in ödeme almaksızın yaptığı bu işlemin hukuka aykırı olduğu ve bu işlem neticesinde ödediği vergi miktarının zarar olarak değerlendirileceği; bu nedenle ilgili işlemi yapan Şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu oldukları; öte yandan Şirket'in finansal kayıtlarından kaldırılan 18.483.691,37 TL bedele ilişkin olarak bir ayrım yapılması gerektiği; bu bedelin Şirket tarafından tahsil edilmesi mümkün ise finansal kayıtlardan alacağın silinmesinin tek başına alacak hakkını sona erdirmeyeceğinden bahisle halen Şirket'in alacağının devam ettiği; bu bakımdan bu alacak miktarının zarar olarak değerlendirilmesinin mümkün gözükmediği; ancak yapılan işlem neticesinde Şirket'in alacağının tahsil edilmesi imkansız hale gelmiş ise bu alacak miktarının da zarar olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu; konu hakkındaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; şirket tarafından ...A.Ş. 'ne transfer edilen 29.640.000,00 TL'ye ilişkin olarak; dosya kapsamında yapılan mali inceleme ve değerlendirme neticesinde bu bedele ilişkin herhangi bir mal ya da hizmet alınmadığı ya da taraflar arasında borç doğmasına neden olabilecek herhangi bir ilişki bulunmadığı; bu şekilde karşılıksız olarak yapılan para transferinin malvarlığını azaltıcı nitelikte bir işlem olmasından bahisle hukuka aykırı olduğu ve zarara neden olduğu; meydana gelen zarardan Şirket yöneticilerinin sorumlu oldukları sonucuna varılmasının mümkün olduğu; şirket tarafından ... Holding'e yapılan 11.752.205,00 TL ödemeye ilişkin olarak; her iki tarafın ticari defterleri incelendiğinde söz konusu finansal kayıtlar uyarınca Şirket'in ... Holding'e borcunu ödediğinin anlaşıldığı; ancak söz konusu borcun gerçek bir işleme dayanıp dayanmadığının tarafımızca değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; borç gerçek işlemlere dayanıyorsa yapılan para transferi borç ödeme niteliğinde olacağından herhangi bir zarardan bahsedilmesinin mümkün olmayacağı; aksi takdirde yöneticilerin sorumluluğunun gündeme geleceği; şirket'in ... Holding'den aldığı danışmanlık hizmetine ilişkin olarak; Şirket ile ... Holding arasında yazılı sözleşme bulunmadığı; ancak yazılı sözleşme bulunmamasının herhangi bir hukuka aykırılık içermediği; söz konusu hizmetlerin ... Holding'den gerçekten alınıyor olması halinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sorumluluk nedeni olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; ancak gerçek olmayan bir alacak yaratılmış ise bu halde sorumluluk nedeni olarak değerlendirilmesinin mümkün olacağı, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımına ilişkin olarak; Şirket'in elde ettiği gelirler ve sahip olduğu finansal yapı gereği bu artırımın gerekli olup olmadığına ilişkin olarak değerlendirme yapılması gerektiği; Şirket'in ihtiyacı olmamasına rağmen bu artırım yapılmış ise, artırım nedeniyle ortaya çıkan vergi borcunun Şirket'in malvarlığını azaltıcı nitelikte olduğundan bahisle ödenen vergi miktarında Şirket yöneticilerinin sorumlu oldukları sonucuna varılmasının mümkün olduğu; ancak Şirket'in matrah artırımı yapması vergisel yükümlülükler bakımından zorunlu ise bu halde matrah artırımına konu edilen gelirlere ilişkin ödemeler zamanında yapılsaydı yapılacak masraf ile matrah artırımı yapılması yoluyla ortaya çıkan masraf arasında bir fark var ise, sadece bu fark Şirket'in zararı olacağından, bu farkın sorumluluk davasında talep edilmesinin mümkün olduğu; bu halde de sorumluluğun esasen matrah artırımı yapılan ilgili dönemlerde Şirket yöneticileri kim/kimler ise onlara ait olduğu belirtilmiştir. Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir ... , Yeminli Mali Müşavir..., Nitelikli Hesaplamalar ..., Öğretim Üyesi Ticari işletme Şirketler Muhasebesi Denetim ..., Öğretim Üyesi Ticaret Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar ... tarafından düzenlenen 04/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda; yönetim kurulu üyeleri hakkında alınan ibra kararı kural olarak şirketin ve bu karara olumlu yönde oy kullanan pay sahiplerinin sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırsa da, karara karşı olumsuz oy kullanan pay sahipleri tarafından ibra kararının varlığına rağmen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılabileceği; 09.10.2018 tarihli genel kurulda alınan ibra kararından sonra bu karara karşı iptal davası açılmamış olsa dahi 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmış olduğundan, söz konusu genel kurulda alınan ibra kararının ilgili yönetim kurulu üyelerine karşı muhalif kalan pay sahibinin açtığı sorumluluk davası bakımından sonuç doğurmayacağı; şirket’in genel kurullarında alınan ibra kararlarında yönetim kurulu üyelerinin ismen ibra edildikleri; ...’ın 02.10.2015 ilâ 03.04.2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olmadığı; 03.04.2017 tarihinde ...’ın Yönetim Kurulundan istifası sebebiyle TTK m. 363 uyarınca yönetim kuruluna seçildiği; 04.10.2017 tarihli genel kurulda alınan ibra kararında yönetim kurulu üyelerinin isim isim sayıldığı ve 01.07.2016-30.06.2017 dönemine ilişkin olarak Davalı ...’ın ibra edildiği; kök raporda bu hususun sehven dikkate alınmadığı; kök raporda yer verilen görüşümüz değişmemekle birlikte, ibra kararının ... açısından etki yaratmadığı süreler farklılaşmış olup buna göre, 02.10.2015 ilâ 01.07.2016 tarihleri arasında ...’ın faaliyetlerine ilişkin olarak, genel kurul tarafından alınan herhangi bir ibra kararı bulunmadığından, bu dönemler özelinde ibra kararlarının ... açısından herhangi bir sonuç yaratmayacağı; sorumluluk davalarında kusurluluğa ilişkin ispat yükünün hangi tarafın üzerinde olduğuna ilişkin olarak TTK m. 553’te özel bir düzenleme bulunmadığı; yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki ilişkinin sözleşmesel ilişki olduğu ve huzurdaki davada şirketin zararının talep edildiği; sözleşmeden doğan bu uyuşmazlık çerçevesinde TBK m. 112 hükmü uyarınca Davalıların kusursuz olduklarını ispat etmeleri gerektiği; şirket’in matrah artırımı yapması neticesinde ortaya çıkan vergi yüküne ilişkin olarak kök raporda da ifade edildiği üzere bunun gerçek bir gereklilik olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği; bu işlemin şirket açısından zorunluluk olması nedeniyle yapılması halinde işlem şirket menfaatine olacağından sorumluluk şartlarının oluşmayacağı; buna karşın somut bir gereklilik yokken bu işlemin yapılmasının vergi yükü oluşturularak şirketin malvarlığını azaltıcı niteliği bulunduğundan sorumluluk sebebi olarak değerlendirilebileceği; şirketin 19.038.202,00 TL’lik alacağının muhasebe kayıtlarında yapılan bir değişiklik ile kendiliğinden sona ermeyeceği; ancak Sayın Mahkemece bu işlem neticesinde alacağın tahsil edilmesinin güçleştirilmesi ya da imkansız hale gelmesi neticesinin ortaya çıkacağına kanaat getirilmesi halinde bu işlemi yapan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu oldukları sonucuna varılması gerektiği; ancak alacağın tahsil edilebilirliğine bir etki yaratmadığı ihtimalde bu işlemin sorumluluk sebebi olarak değerlendirilemeyeceği; söz konusu işlemin 17.11.2014 tarihli beyanname çerçevesinde yapıldığı ve Davacı ...’ın ilgili dönemde yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu da dikkate alındığında 02.10.2015 tarihli genel kurulda alınan ibra kararının bu işlem açısından sonuç yaratabileceği belirtilmiştir. Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporu ile Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava, davacı tarafça dava konusu ... AŞ‘ nin yöneticileri olan davalılar aleyhine açılan TTK 553/1, 555 maddeleri gereğince şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf ; şirket hissedarı ...'ın pay sahibi olduğu ... AŞ‘ nin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan karşı taraf davalılar tarafından dava dilekçesinde belirtilen faaliyet dönemlerine ilişkin olarak yasanın ve ana sözleşmenin yüklediği görevleri yapmamak yahut gereğine aykırı yapmak suretiyle TTK.369, 370, 371, 375, 376. maddelerin ihlal edilmesi, bu suretle şirkete ve davacıya zarar verilerek sermaye ve öz varlık kaybına yol açılması ve belirtilenlerle sınırlı olmaksızın dile getirilecek ve yargılama sırasında tespit edilebilecek sair temsil ve yönetim kurulu işlem ve eylemlerindeki kusur ve ihmalleri nedeniyle; davalıların şirket'e doğrudan verdikleri zararlar bakımından (TTK.369, 370, 371, 375, 376. ile TTK.m553, m555/1 hükümleri dairesinde,) HMK.m107/1 uyarınca belirsiz alacak davası kapsamında zararın tespiti ve tespit edilecek zarar tutarının karşı taraf davalı yönetim kurulu üyelerinden farklılaştırılmış teselsül hükümleri temelinde en yüksek ve değişken oranlı ticari avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline ve TTK m m553/1 ve 555/1 uyarınca dava dışı ... AŞ‘'ne ödenmesine karar verilmesini, davacı ...' a doğrudan verdikleri zararlar bakımından belirlenecek zarar tutarının (TTK.369, 370, 371, 375, 376. ile TTK.m553, m555/1 hükümleri dairesinde,) HMK.m107/1 uyarınca belirsiz alacak davası kapsamında tespiti ve tespit edilecek zarar tutarının karşı taraf davalı yönetim kurulu üyelerinden farklılaştırılmış teselsül hükümleri temelinde en yüksek ve değişken oranlı ticari avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline ve Davacı ...'a ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraflar ise genel kurul toplantılarında alınmış olan ibra kararları nedeniyle davacının sorumluluk davası açmasının mümkün olmadığını, Davacı ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin genel kurullarda ibra edildiğini, ... AŞ‘ nin yapılan genel kurul toplantılarına bakıldığında işbu davanın bizatihi ibra kararları sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin seçiminde karar oy birliğiyle alınmışsa, yeniden seçilen üyeler hakkında sorumluluk davası açılmasının TMK m. 2'de öngörülen dürüstlük kuralına ve bunun uzantısı olan çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 376 uyarınca üzerine düşen görevi vaktinde yerine getirdiklerini bu nedenle haksız ve dayanaksız iddialarla açılan olan davanın reddini talep etmişlerdir. Dava konusu ihtilaf; şirket ortağı olan davacının davalı şirket yöneticilerinin dava dışı ... AŞ‘ yi yönetirken Şirketi temsil ve Yönetim Kurulu işlem ve eylemlerindeki kusur ve ihmalleri neticesinde şirkete doğrudan, davacı ...' a da dolaylı zarar verdikleri iddiasıyla belirsiz alacak davası kapsamında zararın tespiti ile ... A.Ş.' ne tazmin ve tahsili talebiyle Yönetim Kurulunda görev yapmış davalılar aleyhine tazminat istemlerine ilişkindir. Anonim şirketlerde yönetim kurulu, irade ve temsil organı olarak şirketi dış ilişkide temsil ve iç ilişkide yönetim yetkisine sahip olup, şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla hareket etmektedir. Bu itibarla, bir anonim şirketin borçlarının ifası ile yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden sorumlu olan kural olarak yönetim kurulu üyeleridir. Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunun belirlenmesinde farklılaştırılmış teselsül prensibini benimseyen TTK m.557 hükmü ; 1- Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. 2- Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir. 3- Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir."şeklindedir. Şirketin ana sözleşmesi gereği Yönetim Kurulu 3 kişiden teşekkül etmekte olup, ... AŞ‘ nin Yönetim Kurulu ; 17.08.2015' e kadar ; Yönetim Kurulu üyeleri ..., ..., ... dır. 17.08.2015 tarihli Genel Kurulda, ...' dan boşalan Yönetim Kurulu üyeliğine ... seçilmiş, ve Yönetim Kurulu ..., ... ve ...' ndan teşekkül etmiş, 02.10.2015 tarihli Genel Kurulda Yönetim Kurulu seçimi yapılmış, Yönetim Kuruluna ... (davacının muhalefeti sebebiyle oy çokluğuyla), ... ve Prof. Dr. ... (oybirliğiyle) seçilmiş, 03.04.2017 tarihinde ...” ın istifası nedeniyle kalan görev süresini tamamlamak üzere ... Yönetim Kurulu üyeliğine atanmış, 09.05.2017 tarihli Genel Kurulda yeniden Yönetim Kurulu seçimi yapılmış ve bu kez davacının da olumlu oyu ile ..., Prof. Dr. ... ve ... oybirliğiyle Yönetim Kuruluna seçildikleri görülmüş, Bu kapsamda Yönetim Kurulununun ; 27.12.2013 17.08.2015 2.09.2015 9.10.2015 3.04.2017 9.05.2017 ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... Tarafından teşekkül ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça ; a. Davalılar ... ve ... in tüm grup Şirkettlerin varlıklarını kendi yararlarına istismar ederek haksız ve fahiş huzur hakları aldıkları , b. Davacı ...'ın rüçhan hakları engellenerek sermaye payının azaltıldığı, c. Keyfi olarak kâr dağıtım kararı alınmadığı, d- Davalılar ... ve ...'ın şirketin alacaklarını kanunun amacına uygun düşmeyecek şekilde usulsüz işlemle sildikleri, bir kısım bilanço makyajları ile şirketin varlıklarını erittikleri, zarara uğratıcı kusurlu işlemler yaptıkları , e-2014 yılında ortaklardan olan 27.083.252,06 TL tutarındaki alacak toplamının 22.919.380,32 TL'lik bölümünün 2015 yılında tahsil edilmiş gibi gösterildiği, buna rağmen şirketin 2015 sonunda 25.541.393,40 TL zarar açıkladığı, şirket öz kaynaklarının 25.766.678,34 TL olduğu halde, 2015 kayıtlarında -1.774.715,06TL'ye düşürüldüğü, şirket sermayesinin davalıların kusurlu işlem eylemleriyle tamamen yitirildiği ve kasıtlı bir şekilde şirketin teknik iflas pozisyonuna sokulduğu, 2014 yılında mali veriler son derece iyi durumda iken şirket varlıklarının davalılar tarafından eritildiği ve varlıkların şirket dışına çıkarıldığı, f- 6552 sayılı yasa sadece gerçek durumu yansıtmayan fiktif kayıtları düzeltmeye imkan vermekte olup, şirket hesaplarından havale yoluyla ortak hesaplarına aktarılan gerçek alacakların bu yasa kapsamında silinmesine izin vermemekte olduğu, davalı ... ve ... tarafından şirket alacaklarını takip ve tahsil etmek yükümlülüğü yerine getirilmediği, söz konusu alacakları 6552 sayılı yasa hükmü istismar edilmek suretiyle kayıtlardan silinerek şirketin zarara uğratıldığı, g- ... tarafından açıklamasız 29.640.000 TL para transfer edildiği h-Üst düzey yöneticilere ödenen 4.282.277 TL ödendiği, i. ...'e ödenen 11.752.205 TL'nin şirketi doğrudan zarara uğrattığı j- ... Okulları'nın ...'ten danışmanlık hizmeti alması için bir sebep bulunmadığı iddiası ; k- 6736 sayılı yasa kapsamında yapılan matrah artırımı nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı iddia olunmaktadır. Anonim şirketlerde kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen TTK'nun 553 üncü maddesi, uyarınca, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini, kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem ortaklara, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu tutulmuşlardır. Görüldüğü üzere yönetim kurulu üyeleri şirket müdürleri, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu tutulmuştur. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açabilmek için, kanundan veya şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin ihlalinin yanı sıra, zarar, kusur ve uygun illiyet bağı olarak özetleyebileceğimiz diğer sorumluluk koşullarının da mevcut olması gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarında yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olması bu dava dolayısıyla sorumluluğa gidilmesinin önündeki engellerden birisi olup, İbra kararın verilmesinin ardından anonim şirket, artık yönetim kurulu üyelerine karşı söz konusu döneme ait ve ibranın kapsamına giren işlemlerden dolayı, sorumluluk davası açamaz. TTK md. 558 f. 2 maddesi verilen ibra kararının ortakların dava açma hakkına etkisine ilişkin bir düzenleme getirmiş olup, ibra kararı sadece, karar lehine oy vermiş veya yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini bilerek hisseleri devralmış ortağın sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırmaktadır .Madde, ayrıca ortakların sorumluluk davası açabilmesi için altı aylık bir hak düşürücü süre öngörmüştür. Kanunda öngörülen 6 aylık hak düşürücü süre pay sahiplerinin uğradığı dolayısıyla zarar bakımından söz konusu olup doğrudan zararlarda 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri geçerlidir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararlarına istinaden açtıkları davanın şirketin dava hakkından bağımsız bir dava olduğu hususu da göz önüne alındığında, ibranın sadece bu kararı alan şirketi ve kararda oy kullanan genel kurul üyelerini bağlaması yerinde olup, böyle bir durumda, yani ortağın uğradığı dolaylı zarara istinaden, yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açması halinde hükmedilecek tazminat şirkete verilir. Yönetim kurulu üyeleri hakkında alınan ibra kararı kural olarak şirketin ve bu karara olumlu yönde oy kullanan pay sahiplerinin sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırsa da, karara karşı olumsuz oy kullanan pay sahipleri tarafından ibra kararının varlığına rağmen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılabilmektedir. İş bu dava kapsamında davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin zarar isnat edilen yıllar bakımından genel kurullarda alınan açık ibra kararı ile ibra edildikleri ve söz konusu ibra kararlarının iptal edilmediği nazara alındığında 09.10.2018 tarihli genel kurulda alınan ibra kararı hariç davacının kendisinin de görevde olduğu 30.06.2015 tarihine kadar olan dönem dahil olmak üzere ibrada olumsuz oy kullandığı, alınan ibra kararları ile bağlı olmadığı, davacının 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinden yararlanabilmesi için ibranın geçersiz sayılması gerektiği, bunun için de bilançonun dava konusu edilen zarar bakımından gerçeği yansıtmıyor olması gerektiği ancak dosya kapsamına ibraz edilen bilirkişi raporları ile yapılan mali incelemelerde bilançoların gerçeği yansıtmadığına ya da davacı tarafından ileri sürülen zarar kalemlerinin gizlendiğine dair bir tespit bulunmadığı bu durumda pay sahibinin durumdan haberi olmadığını ileri sürmeyeceği ayrıca ibra kararının hak düşürücü nitelikte olan 6 aylık sürenin geçmesiyle TTK md. 558 f. 2 maddesi uyarınca 02.10.2015, 23.11.2016 ve 04.10.2017 tarihlerinde yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını sona erdireceği nazara alındığında davalı YK üyelerinin ibra nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Ancak 09.10.2018 tarihli Genel Kurulda alınan ibra kararından sonra bu karara karşı iptal davası açılmamış olsa dahi iş bu dosya kapsamında arabulucuya başvuru tarihi nazara alındığından 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmış olduğundan, söz konusu genel kurulda alınan ibra kararının ilgili yönetim kurulu üyelerine karşı muhalif kalan davacı pay sahibinin açtığı sorumluluk davası bakımından sonuç doğurmayacağı, 09.10.2018 tarihli genel kurulun 6 no’lu gündem maddesine ilişkin genel kurulun (6) nolu kararı ile yönetim kurulu üyesi ...’ın, ...’in ve ...’nun genel kurulda ibra edildikleri anlaşılmıştır. Şirket’in Genel Kurullarında alınan ibra kararlarındaY.K. üyelerinin ismen ibra edildikleri; ...’ın 02.10.2015 ilâ 03.04.2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olmadığı, 03.04.2017 tarihinde ...’ın Yönetim Kurulundan istifası sebebiyle TTK m. 363 uyarınca yönetim kuruluna seçildiği, 04.10.2017 tarihli genel kurulda alınan ibra kararında Y.K. üyelerinin isim isim sayıldığı ve 01.07.2016-30.06.2017 dönemine ilişkin olarak davalı ...’ın ibra edildiği, 02.10.2015 ilâ 01.07.2016 tarihleri arasında ...’ın faaliyetlerine ilişkin olarak, genel kurul tarafından alınan herhangi bir ibra kararı bulunmadığından, bu dönemler özelinde ibra kararlarının ... açısından herhangi bir sonuç yaratmayacağı anlaşılmıştır. Anonim Şirket Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu davalarında TTK.m.553/1 gereğince davalıların sorumlu tutulabilmesi için şirket yöneticilerinin kanundan veya esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmiş olması, yöneticelerin kusurlu olmaları, zararın doğmuş olması ve kusur ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Madde metninde ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde olup, kusurluluk bir karine olmaktan çıkmış ve yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanların kusurlu oldukları ispat edilmedikçe sorumlu olmadıkları düzenlenmiştir.” ( Yarg. 23. HD, E. 2016/2905, K. 2019/301, T. 6.2.2019) Şirketin uğradığı zarar yönünden, davalı yönetim kurulu üyeleriyle şirket arasında bir sözleşme (vekalet) ilişkisi olduğunun ve sözleşme temeline dayalı sorumluluk yönünden TBK.m. 112 gereğince kusur karinesinin bulunduğu ve davalı yönetim kurulu üyelerinin kusursuzluklarını ispat etmeleri gerektiği kabul edilse dahi, iddia konusu zararlar şirketin faaliyet zararları olup, bu zararların davalıY.K. üyelerinin kusurundan kaynaklandığında dair dosya kapsamında bir delil mevcut değildir. Zira bu ihtimalde dahi, oluşan zarardan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için, bu zararın yönetim kurulu üyelerinin TTK.m.369'da düzenlenen özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından dolayı meydana gelmiş olması gerekir. Dosya kapsamına ibraz edilen 2. Bilirkişi heyeti kök raporunda Her ne kadar Şirket tarafından ...’e yapılan 11.752.205,00 TL, 6552 sayılı Yasa kapsamında işletme kayıtlarının düzeltilmesi nedeniyle 19.038.202,00 TL, ... A.Ş.’ye yapılan 29.640.000,00 TL ödeme nedeniyle ...’ in kaynaklarının maliyetsiz kullandırıldığı yönünde kanaate varıldığı belirtilmişse de, ibraz edilen ve hükme esas alınan ek rapor ile Şirket kaynaklarının sadece 6552 sayılı Yasa kapsamında işletme kayıtlarının düzeltilmesi nedeniyle 19.038.202,00 TL zarara uğratıldığı tespit edildiği, 6552 sayılı Yasa kapsamında işletme kayıtlarının düzeltilmesi nedeniyle 19.038.202,00 TL zarara uğratıldığı tespit edilen şirket için 6552 sayılı Kanun kapsamında verilen beyannamenin tarihi 17.11.2014 tarihi olup, 03.06.2014 tarihli yönetim kurulu kararına göre şirketin üç yıllığına seçilen yöneticileri nin ;... (Yönetim Kurulu Başkanı), ... (Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı) , ... (Yönetim Kurulu Üyesi) şeklinde olduğu, Şirketin, 6552 sayılı Kanun kapsamında verilen beyannamesinin tarihi olan 17.11.2014 tarihi itibariyle ortaklık yapısının. ... 2.699.200,00 %26,992 ... A.Ş 7.000.000,00 %70,000 ... 300.000,00 %3,000 ... Ltd. Şt 400,00 %0,004 ... 400,00 %0,004 TOPLAM 10.000.000,00 % 100,000 şeklinde olduğu görülmekle ve bu bilgiler çerçevesinde şirketin zarara uğratılan 19.038.202,00 TL’lik alacağının muhasebe kayıtlarında yapılan bir değişiklik ile kendiliğinden sona ermeyeceği ve alacağın tahsil edilebilirliğine bir etki yaratmadığı ayrıca bu nedenle bu işlemin sorumluluk sebebi olarak değerlendirilemeyeceği; söz konusu işlemin 17.11.2014 tarihli beyanname çerçevesinde yapıldığı ve Davacı ...’ın ilgili dönemde Y.K. Başkan Yardımcısı olduğu da dikkate alındığında 02.10.2015 tarihli genel kurulda alınan ibra kararının bu işlem açısından sonuç doğuracağı kanaatine varılmıştır. Dava konusu şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonrası düzenlenen gerek bilirkişi heyet kök raporuna gerekse mali bilirkişi tarafından düzenlenen rapora yönelik davacı taraf itirazda bulunmuş olup; bilirkişiler tarafından düzenlenen raporların birbiriyle uyumlu dosya kapsamına uygun ve denetime el verişli bulunması nedeniyle davacı tarafın rapora itirazlarının ve yeni rapor alınması talebinin reddine karar verilmiştir. Anılan durum karşısında ; davacı tarafça davalıların kusurlu ve ihmali eylemleri nedeniyle hem şirketi hem de şirket hissedarı olan kendisini zarara uğrattıkları iddia edilmiş ve bu doğrultuda uzman görüşü dosya kapsamına ibraz edilmiş ise de, dosya kapsamına ibraz edilen ve hükme esas alınan rapor ve ek raporlarındaki tespitler karşısında; TTK md. 558 f. 2 maddesi uyarınca davalıların yöneticisi olduğu şirketin ibra kararının hak düşürücü nitelikte olan 6 aylık sürenin geçmesiyle 02.10.2015, 23.11.2016 ve 04.10.2017 tarihlerinde yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkının sona erdiği ve bu kapsamda davalı YK üyelerinin ibra nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceği, 09.10.2018 tarihli genel kurulda alınan ibra kararından sonra davanın 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğundan, 04. 10.2017 tarihinden sonra davalı yönetim kurulu üyelerinin, şirketi yönetirken kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davrandıklarına ve böylece şirketi ve davacıyı zarara uğrattıklarına dair somut bir olgunun bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun birlikte bulunması gereken koşullarından kusur ve kusur ile zarar arasında uygun illiyet bağının ispat edilemediği, şirketin zararı olsa dahi, bu zararın davalıların kusurundan doğduğuna ve yönetim kurulu üyelerinin TTK.m.369 anlamında tedbirli bir yöneticinin özeniyle davranmadıklarına, dürüstlük kuralına ve şirket menfaatlerine uygun hareket etmediklerine dair dosya kapsamına yansıyan somut bir delilin bulunmadığı, davacının şahsi zararına yönelik davalıların şirketi yönetirken yönetim yetkisi ve güçlerini kötüye kullandıklarına, şirket varlıklarının tamamını kendi şahsi malvarlıklarıymış gibi kullanıp yararlandıklarına, şirketi sebepsiz harcamalar ve fiktif işlemlerle borçlandırarak aktiflerini ve sermayesini davacıya zarar vermek amacıyla erittiklerine ve davacıyı dışlayarak ona zarar verdiklerine dair iddialarında ispata elverişli somut delillerle ortaya konulmadığından davacının doğrudan zararları yönünden, kusur ve uygun illiyet bağı dışında, zararın doğduğuna ilişkin ispatın sağlanamadığı sabit olup, sonuç olarak davalı yönetim kurulu üyelerinin dava konusu şirketi yönettikleri esnada kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davrandıklarına ve böylece şirketi ve davacıyı zarara uğrattıklarına yönelik iddialar ve zararın varlığı ispata elverişli somut delillerle ispatlanamadığından açılan tazminat davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile artan 1.280,15-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından yapılan 50,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 7-Diğer davalılarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-Davalı ... tarafından yatırılan avanstan bakiye avans kalmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 9-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00.-TL arabuluculuk tarife bedelinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2024 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır