İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/599 E. 2024/695 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/599
Karar No
2024/695
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/599 Esas KARAR NO : 2024/695 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 18/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı başlatılan takibe dayanak yapılan... Bankası ... Şubesi ... Çek numaralı, 30.05.2022 keşide tarihli 34.200,00 TL bedelli çek ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkili hakkında ... 31. İcra Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan cezalandırılması için müvekkili aleyhine dava açıldığını, söz konusu çek üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespiti için işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, takibe konu çek düzenleme tarihinin altında yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi çekte cirosu olan firmalar ile de müvekkilinin herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, çekte cirosu bulunan firmalar ile müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde bu durumun sübut bulacağını, bilirkişi incelemesi için müvekkilinin...bank ... Şubesi, ...bank ...r ilçe seçim kurulunda, ... Ticaret Sicil İl Müdürlüğü ile ... 1.Noterliği ... tarih ... yevmiye sayılı imza sirküsünde imza örneklerinin bulunduğu belge asıllarının mevcut olduğunu beyan ederek, öncelikle teminatsız olarak veya müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tebir taleplerinin kabulünü, müvekkilinin davalı yana ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 05/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin bir faktoring şirketi olup ...Şirketi ("...") ile arasında Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, dava konusu çekin de, bu faktoring sözleşmesi kapsamında ve ilgili mevzuata uygun şekilde dava dışı ...'dan tevdi alındığını ve çekin bedeli de müvekkili tarafından müşteri ...'ya ödendiğini, müvekkili şirketin gerekli araştırmaları yapmadan ve teyit almadan işlem yapmadığını, faturayla tevsik edilmemiş hiçbir alacağın temlik almadıklarını, bu kapsamda faktoring işlemi yapılırken müvekkili şirket tarafından Kredi Kayıt Bürosu (KKB) Çek Durum Sorgusu yapıldığını, söz konusu çekin dolaşımda olduğu dolayısıyla çek üzerinde herhangi bir kısıt, problem, bloke kaydı bulunmadığının teslim edildiğinin tespit edildiğini, belirtilen sorgulamada, çalıntı/kayıp çek olması durumunda ve bu hususun bankaya bildirilmiş ise de bankanın söz konusu çek numarası üzerine bloke kaydı koyması gerektiğini, kayıp/ çalıntı çek olması durumunda ekranda bildirim yapıldığında “Çek Dolaşımda Değil” uyarısı ile karşılaşıldığını, somut olayda böyle bir uyarı bulunmadığını, yine müvekkili şirket tarafından davacı şirketin o dönemdeki yetkilisi ...'dan 08.02.2022 tarihinde çek unsurları hakkında teyit alındığını ve çekin doğruluğunun tespit edildiğini, bunun üzerine faktoring işlemi yapıldığını, müşteri ... ile kendisinden önceki ciranta... San.Tic.Ltd.Şti. arasındaki 04.02.2022 tarihli fatura ile tevsik edilen dava konusu çek ciro yoluyla 10.02.2022 tarihinde devralındığını, davaya konu çek ile birlikte alınan e-faturadan anlaşıldığı üzere, müvekkili şirketin ticari ilişki sonucunda düzenlenmiş çeki ticari ilişkiyi tevsik eden evraklarla birlikte devraldığını, ayrıca çekin teyit alındıktan ve istihbarat çalışması tamamlandıktan sonra devralındığını, yani müvekkilinin kanuni yükümlülüklerine uygun hareket ettiğini, üzerine düşen özen sorumluluğunu yerine getiriğini, gerekli araştırmayı yaptıktan sonra çeki devraldığını, davacının sunduğu imza sirkülerinin çekin keşide tarihindeki şirket yetkilisine ait olmadığını, her ne kadar davacı tarafından çekteki imzanın şirket yetkilisi ...'ün imzaları ile karşılaştırılarak incelenmesi talep edilmişse de çekteki imzanın şirketin çekin keşide tarihindeki yetkilisi ..'ın imza örnekleri ile incelenmesi gerektiğini, çek üzerindeki ciro silsilesinin düzgün olduğunu ve müvekkili şirketin iyi niyetli yetkili hamil olup, bile bile davacının zararına hareket etmiş olmadığını, müvekkile kötü niyet ya da ağır kusur yüklenmesinin mümkün olmadığından davanın reddinin gerektiğini, bu hususta Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, müvekkilinin basiretli davrandığını ve gereken araştırmayı yaparak çeki ticari ilişkiyi teşvik eden belgelerle tevdi aldığını, müvekkilinin çeki takip yetkisi bulunmadığını beyan ederek, davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi raporu, Sur İlçe Kurulu Başkanlığı yazı cevabı, ... T.A.Ş. Genel Müdürlüğü yazı cevabı,...Odası yazı cevabı, ... 31. Asliye Ceza Mahkemesi ...Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, ... yazı cevabı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi yazı cevabı, ... 31. İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası, ... Asliye Ticaret Mahkemesi yazı cevabı, ... İcra Hukuk Mahkemesi yazı cevabı, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ... Sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 09/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Sayın Mahkeme tarafından verilen görevlendirme çerçevesinde dava dosyası ve davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucunda; Davalı tarafa ait 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Davalı tarafın dava dışı ... Firması ile faktöring ile ilgili yasalara uygun olarak sözleşme akdedip gereken belgeleri alarak faktöring işlemi yaptığı, Davalı tarafın dava konusunu ilgilendiren işlemleri ticari defterlerine kaydettiği," sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREKÇE: Dava, keşidecinin çekteki imzanın sahteliği nedeni ile açtığı menfi tespit davasıdır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı şirketin ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davacı borçlu ... ŞİRKETİ ile dava dışı borçlular ... ŞİRKETİ, ... LİMİTED ŞİRKETİ ve ...aleyhinde icra takibi başlattığı, davacı yanca çekte bulunan keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığı iddiası ile davalıya borçlu olmadığının tespiti amacıyla işbu dava açılıştır. Davalı yan savunmasında ise, faktoring işlemi kapsamında çekin usulüne uygun olarak alındığını ve davanın reddi talep etmişlerdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca; ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, "imzaların istiklali (bağımsızlığı)" ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Abuzer Kendigelen/ Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 vd; Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, Ankara 1988, s. 174 vd- s.286; Yargıtay 11.HD.3.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı; Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II , 3. Baskı, Ankara 1990 s.1611 vd.). 6102 sayılı TTK’nun 686/1.maddesi; "Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" hükmünü içermektedir. Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı yasanın TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse ,diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295; Doğanay s.1646-1647; Murat Alışkan; Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998, s. 363). Yine 6102 sayılı TTK’nun Kanunun 710/3. maddesi uyarınca; "Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir." İmzaya veya parafa itiraz olması halinde, davaya bakan mahkeme tarafından, imza incelemesi yapılacaktır. (Geçerli bir çek için keşideci imzasında ve/veya yazısında tahrifat veya sahtecilik olmamalıdır. Aksinin tespiti, çekin geçersizliğine yol açacaktır (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E:..., K..., T: 01.10.2013; “...6100 sayılı HMK.nun 209/1. Maddesinde; "adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme tabi tutulamaz" düzenlemesi yer almaktadır. Bu maddeyi kapsamı itibari ile ikiye ayırmak gerekir. Bunlardan birincisi senetteki imzanın inkâr edilmesi, diğeri ise yazının inkârıdır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde, imzaya itiraz, İİK'nun 170.maddesinde açıkça düzenlenmiş olmasın rağmen, aynı takipler yönünden yazının sahteliği iddiası konusunda bu kanunda özel bir hüküm mevcut değildir. İcra ve iflas kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle icra ve iflas kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan hukuk muhakemeleri kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre imzaya itiraz, İcra Ve İflas Kanunu'nda özel olarak düzenlendiğine göre anılan itiraz hakkında bu kanunun 170. maddesinin uygulanması zorunlu olduğundan, imzanın inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan 6100 sayılı HMK.nun 209.maddesinin uygulama yeri yoktur. Ne var ki sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra Ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 sayılı HMKnun 209. maddesinin uygulanması gerekecektir....ancak sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayanması halinde ise 6100 sayılı HMKnun 209/1.maddesinin amir hükmü gereği icra takibi olduğu yerde durur...” ). Gerçek bir kişinin bir başka kişi adına iradi temsil yoluyla çek düzenlemesi kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle, temsilci gerçek kişiyi, çeke imza atarak borç altına sokamaz. Ancak Çek Kanunun 5/3. maddesine göre çekin temsilci tarafından hazırlanması, çeki geçersiz kılmamaktadır, aksine sorumluluğun çek hesap sahibinde olduğu belirtilmiştir . TTK'nın 780/1-f. maddesi gereğince, çeklerde keşidecinin ismi değil sadece imzasının bulunması gerekli ve zorunludur. Keşide yeri yazılmadan çekin tedavüle çıkarılması, dolayısıyla bu şekilde çek düzenlenmesi mümkün olduğundan, keşide yerinin sonradan ve hatta bir başkası tarafından farklı bir kalemle yazılmış olması da çeki geçersiz kılmayacaktır . Sahte çek ve tahrif edilmiş çek hususu TTK mad. 812’de düzenlenmiştir. Çekin sahte olması ile tahrif edilmiş olması farklı kavramlardır. TTK mad. 812’de bu iki kavram ayrı ayrı yer verilmesi de bu farklılığın açıkça ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak netice olarak her iki hususa yönelik bağlanan netice aynıdır. Sahte çek, çekteki imza veya imzalarla beyanların sahte olmasıdır. Çekte keşideci veya cirantaların imzalarının taklit edildiği hallerde imza dolayısıyla çekin sahte olduğu açık olmakla, dava konusu uyuşmazlık kapsamında iddianın çekin sahteliği yönünde olduğu görülmektedir. Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu çekte, davacı şirket keşideci durumunda olup, lehtarı dava dışı şirket olduğu ve çekin birbirini takip eden ciro yoluyla davalı şirkete devredildiği ve davalı şirketin hamil olduğu görülmüştür. Davacı keşideci çekteki kendi imzasını inkar etmektedir. Çek metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamakta ise de davacının iddiaları kapsamında çekte imza sahteliği nedeniyle çekin sahte olduğu ileri sürülmekle keşideci yönünden dosya ele alınmıştır. İmzanın sahteliğinin herkese karşı ileri sürülebileceği, imzanın sahte olmasının ciro silsilesini bozduğu, davalıların ancak kendisinden önceki cirantalara başvurabileceği bilinmekle öncelikle keşideci yönünden inceleme yapılmış, zira parafın davacı keşideci tarafından oluşturulmadığının tespiti halinde çekin sahte olduğu ortaya çıkacağından TTK 812. maddesi kapsamında muhatabın sorumluluğuna yol açan sahtelikten kasıt, esasen çek üzerinde keşideciye izafe edilen imzanın gerçekte keşideciye ya da yetkili temsilcisine ait olmama olduğundan, muhatap banka TTK’nın 801.maddesine göre ciro zincirindeki imzaların sıhhatini araştırmakla yükümlü olmadığı, bu nedenle kambiyo ilişkisine dâhil olan kişilerden sadece keşidecinin imzasındaki sahtelik durumunda sahte bir çekten söz edilebileceğini anlaşılmakla, lehtar yönünden imza incelemesi yapılmasına gerek duyulmayacaktır. Davalının ticari kayıtlarının incelendiği 09/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafa ait 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Davalı tarafın dava dışı ... Firması ile faktöring ile ilgili yasalara uygun olarak sözleşme akdedip gereken belgeleri alarak faktöring işlemi yaptığı, davalı tarafın dava konusunu ilgilendiren işlemleri ticari defterlerine kaydettiği, belirtilmiştir. Mahkememiz imza incelemesi için ara karar oluşturulmuş ise de; evrak asıllarının davacı şirket temsilcisinin bizzat taraf olduğu ya da temsilcisi olduğu şirketler için imza incelemesi adına pek çok Mahkemeye gönderildiği, UYAP sorgulamasında şirket temsilcisi adına aynı mahiyette pek çok hukuk ve ceza davası açıldığı, hâlihazırda benzer dosyalar nedeniyle tutuklu olduğu da anlaşılmakla usul ekonomisi gereği imza incelemesi ara kararından dönülmesine karar verilmiştir. Çünkü Mahkememizce davalı hakkında UYAP entegrasyon ekranında yapılan inceleme ve dosyaya arasına suretleri alınan dava ve takip dosyaları uyarınca, davalıya ait benzer mahiyette birçok takip ve dava dosyasının olduğu (benzer mahiyette Mahkememizde de pek çok dosyasının da bulunduğu), sadece taraflarının farklı olduğu görülmüş, çalınan çekin aynı yöntem ile hazırlanarak davacı şirket ve yetkilisi tarafından pek çok dava açıldığı, bir kısım dosyalarda yapılan imza incelemesinin şirket yetkilisine ait olduğu yönünde raporlar tanzim edildiği anlaşılmakla işbu davanın alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla açıldığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda davacı keşidecinin kötüniyetli olduğunu kabulünün gerektiği, keşideci olarak gözüken davacı hakkında dava konumuzla aynı mahiyette pek çok dava, soruşturma, takip olması sebebiyle bu aşamada davacının iyi niyetli kabul edilmesinin TMK Mad. 2 uyarınca dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturacağı, kıymetli evrakları iktisap eden kişiler yönünden de telafisi imkansız bir durumu ortaya çıkarabileceği gözetilerek (benzer yönde İstanbul BAM 12. HD'nin 24/01/2019 tarihli, ...Esas ve... Karar sayılı ilamı) açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin kabulü ile 34.200,00 TL’nin %20’si olan 6.840,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Mahkememizin 21/09/2023 tarihli tedbir ara kararının KALDIRILMASINA, bu hususta müzekkerenin hüküm ile birlikte yazılmasına, 4-Alınması gereken 427,60 TL peşin harçtan, alınan 584,06 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 156,46 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Davalı tarafından yapılan 3.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 8-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin davalının yokluğunda karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/599, K. 2024/695, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-599-e-2024-695-k-0f335c5cde80